Ana sayfa Arşiv ATıNA’DA RAMAZAN: “MÜSLÜMANLAR CAMı ıÇıN DUA EDıYOR”

ATıNA’DA RAMAZAN: “MÜSLÜMANLAR CAMı ıÇıN DUA EDıYOR”

22
0

Dünya Müslümanları gibi Yunanistan’ın başkenti Atina’da yaşayan 200 bini aşkın Müslüman, on bir ayın sultanı, rahmet ve bereket mevsimi Ramazan’ı uğurlamaya hazırlanıyor. Ülkede etkili olan ekonomik krizin tetiklediği işsizlik derdi bir yana bu kutlu ayda Müslümanlar, Yunan devletinin bir türlü icraata dökemediği “Atina’ya cami yapılacak.” sözünün gerçekleşmesi ile mezarlık yerinin tahsis edilmesi için dua ediyor. Başta Arap ülkeleri olmak üzere Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu coğrafyasından gelerek Atina’da ikamet eden Müslümanlar, Ramazan ayının sonuna yaklaştıkça toplu iftar sofraları ile yardımlaşma ve kardeşlik duygularının daha yoğun yaşandığı faaliyetlere ağırlık vermenin heyecanını yaşıyor. YERALTI MESCıTLERıNDE RAMAZAN Yunanistan’ı etkisi altına alan ekonomik sıkıntıları iliklerine kadar hisseden müminler, 40 dereceye varan sıcaklara rağmen, bodrum, garaj ve dairelerden dönüştürülmüş yeraltı mescitlerinde ibadet ediyor. Bu zorluklara aldırmayan Müslümanlar; bu ayın güzellik, dayanışma ve kardeşlik iklimini doyasıya yaşamanın derdine düşmüş durumda. Ramazan ayının son on gününe girdiğimiz bir dönemde Müslümanlar, Atina semtlerine yayılan 100 civarında mescitte ibadetlerini eda ediyor. Ramazan’ın yaz ayına denk gelmesine rağmen, çoğu penceresiz, havalandırma sistemi ile klima kullanılması mümkün olmayan bodrum katlardaki yeraltı mescitleri dolup taşıyor. Atina’da bu ayın dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma ruhunu yansıtan güzel örnekler veriliyor. Yardıma muhtaç olanlara maddi ve ayni yardımlar yapılıyor. Büyük zorluklar geçiren Pakistan için de elden gelen desteğin gönderilmesi için kampanya düzenleniyor. Oruç ayının başında başlayan toplu iftar sofraları, bugünlerde hemen hemen bütün mescitlerde kuruluyor. ışsizler, göçmenler, yasadışı yollardan ülkeye giren Müslümanlar, bu sofralara akın ediyor. Hep birlikte oruç açmanın, kardeşlik adına güzel örnekler vermenin mutluluğu yaşanıyor. ıftarlar, bazen dernekler, varlıklı kimseler ama çoğu defa ortak toplanan paralarla finanse ediliyor. Toplu iftarlar, gün içerisinde yemeklerin hazırlanmasıyla başlıyor. ıftara saatler kala mescitlerde sofra kurmanın telaşı başlıyor. Müslümanların bir bölümü itina ile iftar sofrasının düzenlenmesiyle ilgilenirken, diğer bir kısmı ise Kur’an-ı Kerim okuyarak akşam ezanının okunmasını bekliyor. Ezanın ilk cümlelerinin duyulmasının hemen ardından oruçlar hurma ve su ile açılıyor. Daha sonra hep birlikte akşam namazı kılınıyor. Namazın ardından yemekler afiyetle yeniyor. Atina’nın banliyö semtlerinden Keratsini’deki ‘El-Birr ve’l Takva Mesciti’nde verilen iftara 100’den fazla kişi iştirak ediyor. Bu mescitte olduğu gibi fiziki durumu müsait olan mekânlardaki iftarlara bayanlar da katılıyor. ‘El-Birr ve’l Takva Mesciti’nde kurulan son iftar sofrası, Atina Müslümanlar Birliği tarafından finanse edildi. Balık, domates salatası, pilav, patlıcan kızartma, turşu, tatlı, meşrubat, hurma ve sudan oluşan zengin yemek çeşitleri ikram edildi. Yemek duasının ardından hazırlanmasında olduğu gibi sofranın toplanması da birlikte yapılıyor. Mescit güzelce süpürüldükten sonra dinlenme, dertleşme ve sohbet faslına geçiliyor. Ardından yatsı ve teravih namazı kılınıyor. Teravih namazlarına, çocukların da iştirak etmesi yeraltı mescitlerine ayrı bir güzellik katıyor. Atina’daki Müslümanların Ramazan ayından olabildiğince istifade edebilmesi için Arap ülkelerinden imam ve vaizler bu mescitlerde görev yapıyor. Atina’da yaşayan Batı Trakya Müslüman Türklerinin açtıkları mescitlerde de benzer faaliyetler yapılıyor. Namazlar eda ediliyor, mukabele ile dini sohbetler veriliyor. Namazdan önce ya da sonra sorular cevaplanıyor. Kılınan yatsı ve teravih namazı ile gün tamamlanıyor. KALDIRIMLARDA NAMAZ VAKTı Ramazan gecelerinde 37 dereceye varan bunaltıcı sıcaklar, bodrumlarda ibadet yapmak zorunda kalan Müslümanları alternatif çözümler bulmaya itiyor. Atina’nın liman kenti Pire’de bulunan ve 17 yıldır hizmet veren ‘El-Endülüs Mescidi’nde ilginç bir uygulama yapılıyor. Pire Belediyesi’nden alınan izinle cemaat, dükkanların kapalı olduğu pazar günleri kaldırımda namaz kılıyor. Teravih namazından önce kaldırımı güzelce yıkayan cemaat, mescitte yayılı olan halıları kaldırıma çıkarıyor. Okunan ezan ile birlikte ferah ve havadar bir ortamda ibadet yapılıyor. Aşırı grupların saldırısına uğrama endişesi nedeniyle de etraf zaman zaman kontrol ediliyor. Atina Neos Kosmos semtinde bulunan ‘El-Selam Mescidi ise diğer mekânlara göre daha avantajlı bir yer. Garajdan mescide dönüştürülen mekân oldukça geniş. Pencereleri bulunmuyor. Ancak 20 bin Euro’dan fazla harcama yapılarak havalandırma ve klima sistemi kurulmuş. Müslümanlar, mekânın geniş olması nedeniyle ancak havalandırabilen sistemin gürültülü çalışmasından şikâyetçi değil. Nispeten rahat ortamda ibadet yaptıkları için kendilerini şanslı hissediyorlar. ATıNA’NIN HAYATA GEÇıREMEDığı CAMı ıLE ıMTıHANI Bu kutlu ayda Müslümanların Allah’tan en büyük dilekleri arasında, defalarca söz verildiği halde bir türlü hayata geçirilemeyen cami taleplerinin karşılanması geliyor. Avrupa’da ibadete açık camisi olmayan tek başkent Atina’ya cami yapılmasına ilişkin tartışmalar çok eski yıllara dayanıyor. Bütün bu süreci inceleyen kalınca bir kitap hazırlanabilecek kadar malzeme üretildiğini söylemek abartı olmaz. Cami tartışmalarının odağını ise siyasi irade eksikliği, yer konusu, kilise ile bazı aşırı çevrelerin tepkileri şeklinde özetlemek mümkün. Atina’ya cami yapılmasına ilişkin ilk yasa tasarısı 1939 yılında hazırlanmıştı. 2000 yılında dönemin PASOK hükümeti, 2004 Olimpiyat Oyunları için uygulanmayan cami kararını ikinci defa meclisten geçirmişti. Temmuz 2006 yılında dönemin Yeni Demokrasi hükümeti, Atina’ya cami yapılmasına ilişkin son kararı kabul etmişti. Kilisenin de onay verdiği bu karara göre, Votanikos semtine yapılması planlanan cami, 2009 yılı sonunda bitirilecekti. Başbakan Yorgo Papandreu başkanlığında 4 ay önce toplanan bakanlar kurulu, 2006 yılında kabul edilen cami kararı konusunda yeni bir adım atılmasında anlaştı Kararlı bir dil kullanan Başbakan Papandreu, “Başkent Atina’nın da içinde bulunduğu Attiki bölgesinde yaşayan Müslümanların ibadet edecekleri bir yerleri bulunmamasının ve vefat eden Müslümanların gömülmek için yüzlerce kilometre uzaklıktaki Batı Trakya bölgesine nakledilmelerinin kabul edilemez bir durum olduğunu” belirtmişti. Bakanlar kurulu kararı öncesi Atina Belediyesi ile Savunma Bakanlığı, Deniz Kuvvetleri’ne ait Votanikos semtindeki arazinin camiye tahsis edilmesinde mutabakat sağlamıştı. Müslüman mezarlığı için de Shisto bölgesi uygun görülmüştü. Yunanistan, caminin yapımında kullanılması için yabancı ülkelerden para yardımı kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Atina merkezine yakın ve ulaşımın kolay olduğu cami arazisi için 2006 yılında 56 dönüm arazi tahsis edilmişti. Daha sonra yapılan ikinci toplantıda 42’ye, üçüncü toplantıda 25’e, son yapılan toplantıda ise 16 dönüme kadar indirilmişti. Deniz Kuvvetleri’nin boşaltması gereken araziye Eğitim, Ömür Boyu Öğrenim ve Dinişleri Bakanlığı, 500 kişilik ve minaresiz bir cami yapmılmasının düşünüldüğünü duyurmuştu. Daha önce cami ile birlikte gündeme gelen ve Müslümanların ısrarla istedikleri kültür merkezinden ise hiç bahsedilmemesi dikkat çekmişti. Bu projeden pek memnun kalmayan Müslümanlar, ya daha büyük ya da iki katlı, minareli ve bölgenin mimari özelliklerinin de dikkate alındığı bir dosyayı yetkililere ulaştırmıştı. GÖZ YUMULAN MESCıTLERE CEZA YAğIYOR Atina’da yüz binlerce Müslüman’ın yaşadığı düşünüldüğünde, esasında birden çok caminin şehrin farklı köşelerinde hizmete açılması gerektiği dile getiriliyor. Buna paralel Müslümanların yaşadıkları ciddi bir endişe de sözkonusu: Yunan hükümeti, Atina’ya bir cami inşa etse bile şehrin dört bir yanındaki ‘yasal olmayan’ mescitlerin kapısına kilit vurmamalı. Aksi taktirde bunun yüz binlerce Müslümanı tek bir camiye sığdırmak anlamına geleceği, böylece daha başka sorunların gündeme gelebileceği ifade ediliyor. ıbadete açık camisi bulunmayan Atina’da Müslümanların ihtiyacına cevap vermesi için açılan mescitlerin tamamı yasadışı. Yunan yetkililer, mescitleri görmezden gelerek açılmalarına göz yumuyor. Bir yandan da izinsiz açıldıkları gerekçesiyle mescitlere büyük para cezaları kesiliyor. Ancak bodrum katlarda kiralık mekân bulabilen Müslümanlar, insani koşullarda ibadet yapamamaktan, yaz döneminde aşırı sıcaklardan ve hijyenik şartlardan yoksun ortamlarda bulunmaktan muzdarip. Mescitlerin kaçak olması nedeniyle kesilebilecek cezalardan korkan bina sahipleri ise bunu çıkara çevirmiş durumda. Normalin çok üzerinde verilen paralar karşılığı bu mekânlar Müslümanlara kiralanıyor. Bu yüzden kira bedelinin ödenmesinde zorluk yaşanıyor. SÜMELA’DA AYıNDEN SONRA GAZETELER CAMı KONUSUNDA BASTIRIYOR Atinalı Müslümanlar, Yunan devletinin onlarca yıl kendilerini oyalaması ile bir dönem cami açılmasına hararetle karşı çıkan Yunan kilisesine kırgınlar. Avrupa ülkesi Yunanistan’ın dini mekân açma özgürlüğü ile insan haklarını kısıtlamasına ve değişik platformlardan gelen tepkilere kayıtsız kalmasına bir anlam veremiyorlar. Yunanistan’ın en çok satan gazeteleri Ta Nea, To Vima ve Avgi, geçen hafta Atina’ya cami konusunda ileri adımlar atılmamasını eleştiren haberlere geniş yer verdi. 88 yıl sonra Sümela Manastırı’nda ayin yapılmasının önemine dikkat çekilen haberlerde, Atina’ya cami ve mezarlık konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilemediğine dikkat çekildi. Bürokratik engellere vurgu yapılan haberlerde, Atina’ya cami yapılmasının şart olduğu bir kez daha dile getirildi. Ramazan ayında Müslümanların daha çok mağdur edildiği belirtildi. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina’ya cami yapılmasına ilişkin son demeci, yazılı ve görsel basında öne çıkarılan unsurlar arasında yer aldı. ATıNA: SÖZÜMÜZÜN ARKASINDAYIZ Sümela Manastırı’nda ayin yapılmasının ardından Atina’ya cami konusuna ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi. Dışişleri Bakan Vekili Dimitris Druças, Yunan hükümetinin bu konudaki tutumunu geçen hafta KANAL 1 radyosuna değerlendirdi. Atina’ya cami yapılması için bakanlar kurulunda karar verildiğini söyleyen Druças, ilk kazmanın ne zaman vurulacağına ilişkin net tarih vermekten kaçındı. “Papandreu hükümeti, 4 yılı tamamladığında geride bir cami bırakacak mı?” sorusuna şu cevabı verdi: “Karar alındı. Bu kararı uygulama aşamasındayız. Bunun gerçekleşmesi için zaman gerekiyor. Türkiye’nin Sümela Manastırı’yla attığı pozitif adımla bunun bir ilgisi yok. Ya herkese ve bütün yurttaşlarımıza karşı geçerli olan değerlere ve dini haklara saygıya inanırsın ve gerekli girişimleri yaparsın, ya da güvenilmezsin. Biz inandığımız bu değerleri uygulamak istiyoruz. Zannediyorum gerçekten bütün Yunan toplumu da bunlara inanıyor.” Diğer yandan parlamentoda 15 milletvekiliyle temsil edilen aşırı milliyetçi Halkçı Ortodoks Cephe (LAOS) ise Atina’ya cami yapılmasına karşı olduğunu yineledi. LAOS, Sümela Manastırı’nda ayine izin verilmesine karşılık Atina’da Osmanlı döneminden kalan camide yılda bir defa ibadet yapılmasını önerdi. Bir adım ileri giden LAOS, “Türkler gerçekten Atina’da cami yapılmasını istiyorlarsa, bunun karşılığında Ayasofya’yı kilise olarak ibadete açsınlar.” açıklamasında bulundu. MÜSLÜMANLAR ATıNA’DA HUZURLU AMA CAMı SÖZÜNÜN YERıNE GETıRıLMEMESıNE ANLAM VEREMıYOR Atina’da Cihan’a konuşan Müslümanlar, cami taleplerini bir kez daha dile getirdi. Sıkıntılara rağmen Müslümanlar, şehirde en uyumlu ve yasalara sadık insanlar olduklarına inanıyor. Yunanistan’da Müslümanlara gösterilen hoşgörü ve misafirperverlikten memnun olduklarını ifade eden Müslümanlar, bu anlayış ve yaklaşım tarzının cami konusunda niçin pratiğe dökülemediğini anlamakta güçlük çektiklerini ifade ediyor. Mescitlerin kiralarını ödemekte zorlandıklarını söyleyen Suriyeli Bayraktari Bassam, 23 yıldır Yunanistan’da yaşıyor. Yunan vatandaşlığını aldıktan sonra askerliğini Yunan ordusunda yapmış. Sıkıntılarını dile getiren Bassam, “Yunan hükümetinden hiç olmazsa mescidin kirasını ödemesini istiyoruz.” diyor. Suriyeli Bassam şöyle konuşuyor: “Hükümetten bir isteğimiz var. Bize başka bir gözle baksın. Bize hiç yardım edilmiyor. Bu mescitin (El-Birr ve’l Takva) kirası ile diğer giderlerini biz karşılıyoruz. Hiç olmazsa kirasını ödemesini istiyoruz. şartlar çok zor. Çoğu arkadaşımızın oturum izni yok. ızin alamıyorlar. Bir belgeleri yok. Kaçak durumda. Bu sorunların giderilmesini talep ediyoruz.” Müslüman ve Hıristiyanların bir (aynı) Allah’a inandıklarını söyleyen Bassam, “Birbirimize yardım etmeliyiz. Bütün dinler kardeşlik, barış ve sevgiyi emrediyor” diyerek kilisenin cami konusunda daha atak olmasını istiyor. Bassam, “Yunanistan bize höşgörü ile bakılıyor. Teşekkür ederiz. Ama sıkıntılarımıza da kulak verilmeli.” ifadelerini kullanıyor. Atina’da 13 yıldır ikamet eden Arnavut kökenli Müslümanlardan Pume Elton da Bassam gibi her şeye rağmen Yunanistan’da huzurlu olduklarını vurgulama ihtiyacı hissederek sözlerine başlıyor. “Ramazan ayı çok büyük ve mübarek bir ay.” diyen Elton, vatanlarından uzak da olsa Ramazan orucunun nerede tutulduğunun çok fark etmediğini ifade ediyor. Elton şunları söylüyor: “Atina’da çok şükür iyiyiz. Güzel geçiriyoruz. Ramazan uzun ve zor günlere denk geldi. Ancak bu daha çok sevap demek. Müslüman ve Müslüman olmayanlar arasındaki ilişkilerimiz iyi.” Arap ve diğer ülke Müslümanları ile yardımlaşma içinde olduklarını belirten Elton, “Gördüğünüz gibi burada yardımlaşarak iftarlar yapıyoruz. Güzel geçirmeye çalışıyoruz. ıslam için bir şeyler yapma çabasındayız.” diyor. Önemli tespitlerde bulunan Elton’un cami konusundaki görüşleri ise şöyle: “Atina’ya yasal bir cami yapılması, Müslümanlara farklı gözle bakan bir kısım insanları da rahatlatacaktır. Cami konusu çok önemli. Merkezi büyük bir cami yapılması çok güzel olur. Böylece diğer dinlerden insanlar, yasadışı mekânlarda ibadet yapmak zorunda kalan Müslümanlara başka bir gözle bakmaz. Atina’ya cami, Müslümanlara büyük yardım olur. ınşallah yapılır. Yapılması için dua ediyoruz. Yapılacağını düşünüyorum.” “SÜMELA’DA AYıN YUNANıSTAN’A ÖRNEK OLSUN” Yıllardır Atina’ya cami konusunda mücadele edenler arasında yer alan Atina Müslümanlar Birliği Başkanı Naim Elghandour, Türkiye’de 88 yıl sonra Sümela Manastırı’nda ayine izin verilmesinin, Atina’daki Müslümanların elini güçlendirdiğini düşünüyor. 37 yıldır Atina’da yaşayan Mısır kökenli Yunan vatandaşı Elghandour, şu görüşleri dile getiriyor: “Sümela Manastırı’nda Ortodoks Hıristiyanlar’a gösterilen dini özgürlüğün Yunanistan’a örnek olmasını diliyorum. Cami ve mezarlık diye diye dilimizde tüy bitti. Müslümanlarla diyalog halinde bu konuda acilen adım atmaktan başka çıkar yol yok. Konunun takipçisiyiz.” Elghandour, Atina’ya cami istediği için Erdoğan’ın söyleminden hoşlanmayan Yunan hükümetine ise şu mesajı gönderiyor: “Yunan hükümeti, eğer cami konusunu daha ciddi ele almış olsaydı, yurtdışından gelen demeçler nedeniyle baskı altına alınmazdı.” Son olarak Naim Elghandour, 2006 yılında kabul edilen kanun uyarınca, cami inşaatında kullanılacak 15 milyon Euro’nun Eğitim Bakanlığı’na tahsis edildiğini hatırlatıyor. Atina’da yaşayan çoğunluğu Arap ülkelerinden Müslümanlar, Başbakan Erdoğan’ın cami konusunu zaman zaman gündeme getirmesinden memnunlar. Onlara göre Erdoğan gibi ilgi çeken bir liderin bu konudaki açıklamaları, Yunan hükümeti ile kamuoyunun dikkatini çekiyor. Diğer yandan vatandaşı oldukları Arap ülke liderlerini bu konuda sessiz kaldıkları ve kendi vatandaşlarının mağdur edilmesine göz yumdukları için eleştiriyorlar. Yunanistan’ın ekonomik krizden çıkış için geleneksel iyi ilişkileri bulunduğu gerekçesiyle gözünü Arap sermayesine diktiği bir dönemde, Yunan hükümetine cami yapılması konusunda baskı uygulamalarını istiyorlar. Atina’da Osmanlı döneminden kalan ve Akropolis eteklerinde yer alan iki cami bulunuyor. Biri Yunan El Sanatları Müzesi olarak kullanılan Mustafa Ağa (Voyvoda) Cami diğeri ise ona yaklaşık 500 metre uzaklıkta ve Başbakan Erdoğan’ın restore edilmesini istediği Feşiye Cami. AVRUPA’NIN CAMı VE KABRıSTAN LıSTESı Sol ıttifak (SıRıZA) milletvekili Periklis Korovesis, Atina’ya niçin cami yapılmadığına ilişkin 2009 yılında verdiği bir soru önergesine, Avrupa’da hizmet veren cami ve mezarlıklarla ilgili uzun bir liste eklemişti: ısveç’te 5 tane cami hizmet veriyor. 150 mescit ve Müslümanların kendi mezarlıkları bulunuyor. Fransa’da 2 bin mescit ve 12 caminin yanı sıra mezarlık da var. Norveç Oslo’daki cami 1980, Polonya Gntansk’ta 1989, Rusya Moskova’da 1912, ıskoçya Glasgow’da 1983, Portekiz Lizbon’da 1988, Malta’da 1978, ırlanda Dublin’de ise 1978 yılında ibadete açılmıştı. Son olarak ıngiltere’de Avrupa’nın en büyük Müslüman mezarlığının yanı sıra çok sayıda cami hizmet veriyor. Hasan Hacı Cihan Haber Ajansı-Zaman Gazetesi Atina Temsilcisi

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here