Ana Sayfa Salla Gitsin SÜREKLİ BİZ, SÜREKLİ TAVİZ NEREYE KADAR?

SÜREKLİ BİZ, SÜREKLİ TAVİZ NEREYE KADAR?

31
0

Değerli okurlarım, bu hafta kuşkusuz ki sizlere Celal Bayar Yurdu Yemekhanesinin yıkılmasını değerlendirmek istiyorum. Tabii ki bu yazıma bazıları katılmayabilir, işte demokrasi ve hoşgörünün güzelliği de burada saklı. Herkes aynı fikri savunacak diye bir zorunluluk yok ve asla olamaz. Değerli okurlarım, Yurdun içince olan yemekhane tabii ki öyle veya böyle yıkılacaktı. Ama bugün, ama yarın, bu muhakkak olacaktı günün birinde. Beni bunun yıkılmasından fazla düşündüren ve üzen şey aslında bu yıkım değil. Bu durumun ve buna benzeyen durumların 1933 yılı şehir planından bu güne kadar kayıtsız şartsız değişmeden buraya kadar dayanması. Bizim oylarımızla dönem dönem sayısal olarak çok veya az temsilcilerimiz Gümülcine Belediyesi başta olmak üzere göreve geldiler. Milletvekilleri de işin ekstrası. Bu adamlar kendilerini siyasetçi ve azınlık haklarınının koruyucuları olarak ilan ettiler ve halen ediyorlar. Neden bu şehir planının değişmesi yönünde ciddi bir çalışma içerisine girmediler? Bu plana benzeyen durumlar Yunanistan genelinde birçok yerde değişikliğe uğradı. Bakınız, bu plan madem ki bu kadar önemli, neden 1933 yılından bu güne kadar uygulanmadı? Demek ki zaruri bir mesele değil, olsa da olur, olmasada. Peki o zaman biz neden Gümülcine Belediyesi’ne adaylarımızı listelere verirken anlaşmıyoruz? Demek ki suç bizim kendimizin. Evet, bu gün buradan taviz verdik, yarın başka bir yerden feragat edeceğiz, hiç kimse kıvırmasın, biz ne azınlık olduğumuzun farkına vardık, ne de bu ülkede, bu bölgede haklarımızın olduğunu bildik. Bundan sonra da bu daha da zor, çünkü herkes bana ne havası içerisine girmiş. İşte bu ciddi anlamda bir tehlike yaratıyor yarınlarımız için. Beyler, biz burada hep vardık, eğer bundan sonra da Ata yadigarı topraklarımızın bekçiliğini yaparak, varlığımızı sürdürerek yaşamak istiyorsak, bilinçli demokratik bir mücadele şart ve kaçınılmaz hal almıştır. Celal bayar Yurdu olayın görünen ve basit kısmı. Ancak bir de görünmeyen esas tehlike var ki, o da anaokulları tehlikesi. Bizler Celal Bayar Yurdu ve buna benzer konularla gündemi kurtarmaya çalışırken, bize büyük saygısı olduğunu iddia eden ülkemiz Yunanistan öte yandan da anaokullarındaki köklü yıkıcı uygulamayla bizlere son darbeyi vurmak üzere. Anaokullarının sadece Yunanca olması demek, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yok olası demektir uzun vadede. Bu ciddi bir tehlike ve gözardı edilmemesi gerekmektedir. Azınlık olarak tüm seçilmişlerimizle birlikte mücadele vermeliyiz. Kendini devlete dayayan ve satanlarla bu iş olmaz. Bunlar devletin çıkarları yönünde çalışacaklar, biz ise azınlığımızın çıkarları uğruna gerekirse canımızı da vermeliyiz. Bakınız, seçilenler ortalıkta değiller, onlar kendi havasını çalıp oynuyorlar, ama sen ise evde ben çocuğumu nereye göndereyim diye düşünüyorsun. Evet, onların öyle bir kaygısı yok çünkü çizgileri belli. Kendi çocukları tek dilliye de gider ama hiç olmazsa çift dilli anaokulları için göstermelik mücadele değil de esas bir mücadele vermek için birşeyler yapsalar canım kurban. Hep biz taviz vermeye alıştık, bu taviz de nereye kadar?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz