Ana Sayfa Batı Trakya Haberler SYRIZA MİLLETVEKİLLERİ AYHAN KARAYUSUF ve HÜSEYİN ZEYBEK, İLHAN AHMET’E CEVABEN ORTAK BASIN...

SYRIZA MİLLETVEKİLLERİ AYHAN KARAYUSUF ve HÜSEYİN ZEYBEK, İLHAN AHMET’E CEVABEN ORTAK BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR

9
0

İlhan Ahmet’in basın bildirisi yaptığı tarih, parlamentoda yeni ekonomik önlemlerin görüşüldüğü tarihe ve oylama arifesine denk gelmektedir.

Rodop ve İskeçe halkı işçisiyle, esnafıyla, memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle milletvekillerimizin oylamada yeni önlemlere topluca “hayır” demeleri yönünde istekte bulunmuş olmaları ve Kuvelis’in Dim.Ar. milletvekillerinin de (aldığımız duyumlara göre), halkımızın isteklerine zıt, ekonomik bütçeye “evet” diyecekleri ve işgücü reformlarına (emekli, memur ve işçilerin maaşlarına yapılacak olan kesintilere) “çekimser” (παρών) oy kullanacak olmaları burada, özellikle de Rodop ilinde Dim.Ar.’ı ve İlhan Ahmet’i galiba zor durumda bırakmış görünüyor.

Dim.Ar.’ın bu kararı dolayısıyla, İlhan Ahmet’i bir telaş almış ve görünen o ki, kudurmuşçasına kime ve nereye saldıracağını şaşırmış. Yayınlamış olduğu bildiriyle İlhan Ahmet’in esas gayesi, kendi kendine yeni gündem yaratma hırsıyla, azınlığımızı gündem dışına sürüklemek ve dikkatimizi gündemde olan meclis oylamasından uzaklaştırıp, Kuvelis’in “evet”ini bize, yani azınlığımıza yutturmaya çalışmaktır.

Açıklamayı herkes gibi biz de okuduk. İlhan Ahmet’in açıklamasında, “aş tuz ile, tuz da ölçüyle” sözünden çok uzak, haddini aşan yakıştırmalarla dolu devrik cümleler; yine kişi, kurum ve kuruluşlar üzerinden “ucuz” politikaya maruz kalmış bir Azınlık var.

İlhan Ahmet basın bildirisinde söylediği gibi, aslında pusulasını şaşıran bizler SYRIZA milletvekilleri H. Zeybek ile A. Karayusuf değil, İlhan Ahmet’in ta kendisidir. Çünkü sabık milletvekilinin pusulası çoktan şaşmış; kısacık siyasi hayatında ve özellikle de son seçimlerde hangi partiden vekil seçilebilirim düşüncesiyle, Yeşilçam’ın Turist Ömer’i gibi gezmediği yer (siyasi parti) bırakmadı, çalmadığı kapı kalmadı. Siyasete N.D. ile başlayıp, sonra Dİ.Sİ.’ye geçen ve en sonunda da kapağı DİM.AR.’a atan İlhan Ahmet 6 Mayıs seçimlerinin ardından 17 Haziran seçim sonuçlarıyla da balyoz altında kalmış ve her iki seçimleri kaybetmiş olmanın ezikliğiyle, o günden beri (bize diyor ama) kendisi “şaşkın ördek” gibi… Olacak iş mi yani? Siyasette kaybetmeyi de bileceksin, kazanmayı da. Herşeyden önemlisi halkın takdirine her zaman saygı duyacaksın.

İlhan Ahmet’in açıklamasına, bir başka deyişle yeni gündem yaratacağını düşündüğü bildirisinde yer alan “yıkılmış” (devrik) cümlelerle anlatımına gelince:

Sabık milletvekili İlhan Ahmet, bildirisinde ele avuca sığdıramadığı Repousi’nin soru önergesi üzerinde bu kadar durması acaba kendisini aklamak istediğinden ötürü müdür? Çünkü kendisinin milletvekili olduğu dönemde (2004-2007), Yunanistan’da anaokullarının temel eğitime dahil edilmesi kararı alınırken (N3518/2006) İlhan Ahmet ne ya da neler yaptı? Merak ediyoruz. Alınan karara karşılık “önce azınlık” sloganıyla, o dönemin Milli Eğitim Bakanı sayın M. Giannakou’ya, Azınlık çocuklarının çift dilli anaokullarına ihtiyacı olduğunu veya olacağını bildirdi mi, acaba? Bildirmek için herhalde, Repousi Hanımın milletvekili seçilmesini bekledi. Unutmayalım ki, 2006’da İlhan Ahmet dönemin iktidar partisi N.D.’den milletvekiliydi.

Yıllardan beri süre gelen “azınlık eğitimi” sorunlarına bugün eklenmiş olan anaokul sorunu, yeni bir sorun olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla bu sorun, 2006’da İlhan Ahmet’in iktidar partisinden saylav olduğu yıllarda ortaya çıkmış ve günümüzde patlak vermiş bir sorundur. Ne yazık ki, İlhan Ahmet’in ve onun milletvekilliği dönemindeki hükümetin bize bıraktığı bir mirastır bu anaokul sorunu, 240 imam yasası gibi…

Hem, bugün hükümete destek veren, Samaras’la haşır neşir olan Kuvelis’in bir bayan milletvekili Azınlığımızın anaokul sorununa yalnız yazılı bir soru önergesi sunup, geri çekilmesine ve meselenin üzerine gitmemesine azınlık insanının şaşırdığı ve anlam veremediği gibi bizler de anamuhalefet partisi milletvekilleri Ayhan Karayusuf ve Hüseyin Zeybek olarak şaşırdık doğrusu. Madem ki, sayın Repousi ve İlhan Ahmet azınlık eğitimiyle, özellikle de yaşanan anaokul sorunuyla samimi olarak yakından ilgileniyorlar, o zaman biz de soruyoruz kendilerine: “Bugünkü Milli Eğitim Bakanı’nın azınlık anaokullarıyla ilgili DEB partisine vermiş olduğu yazılı cevap Azınlık basınında yer alırken, Dim.Ar. milletvekili sayın Repousi’ye aynı bakanlık tarafından verilen yazılı cevap niçin basınımıza yansıtılmadı ve verilen bu cevabı devlet sırrıymış gibi azınlık insanından neden sakladınız?” Önce Azınlık sloganını büyük bir icatmış gibi her defasında diline dolayan İlhan Ahmet anaokul konusundaki gelişmeleri Azınlığımıza aktarması gerekmez miydi? Tekrar soruyoruz: “Acaba şimdi kim dut yemiş bülbül konumunda SYRIZA’nın Rodop ve İskeçe milletvekilleri mi yoksa, İlhan Ahmet’le Dim.Ar.’ın Rodop il örgütü mü?”

Sayın İlhan Ahmet’in ve Dim.Ar. Rodop il örgütünün de çok iyi bildiği gibi Azınlık insanının yaşadığı bölgelerde çift dilli anaokulları kurulması gerektiğini ilk önce SYNASPISMOS yani bugünkü SYRIZA partisi dile getirmiştir. Hatta, Ayhan Karayusuf’un seçim gazetesinde (puro üretimi yerine) “çift dilli anaokullarının açılması” gayet açık ve herkesin anlayacağı dilde yazılıdır. Nitekim, “azınlığımızın çift dilli anaokulları ihtiyacı” konusunda bugün en fazla donanıma ve bilgiye sahip parti tabii ki SYRIZA’dır. Partimiz ve bizler bu “çift dilli anaokulu” meselesinin bir ya da birkaç yazılı soru önergesiyle çözüme kavuşmayacağını çok iyi bildiğimiz için, bizim önderliğimizde parti içinde diğer milletvekillerimizle ciddi çalışmalar yaptığımızı sayın İlhan Ahmet nereden bilecek ki? Ona göre siyaset, “ver soru önergesini, çık radyoya ve dört duvar arasından at bol keseden”, sonra da bekle milletin sana inanmasını… Siyaset ne kadar kolay olursa, o kadar da “ucuz” olur. Hatırlatmakta fayda var.

Hem, İlhan Ahmet “Son üç ayın (doğrusu son üç aydır) Azınlığımızın en önemli sorunu haline dönüşen Şahin anaokulu meselesinde Syriza’nın iki milletvekili hiç bir şey yapmadılar” derken neden bahsediyor, doğrusu anlamış değiliz. Bizim bildiğimiz Şahin’deki sorun; oradaki çocukların anaokula gitmemiş ya da gönderilmemiş olmaları sebebiyle ilkokula kayıtlarının yapılmamasıdır. Bu sorun gündeme geldiği zaman, bizler Ayhan Karayusuf, Hüseyin Zeybek ve Ahmet Hacıosman hemen Milli Eğitim Bakanlığı’na gidip, bu ilkokula kayıt sorununu bakan yardımcısına bildirdiğimizi, daha sonra da Ayhan Karayusuf’un Gümülcine’de Azınlık Eğitimi Koordinatörü’yle bir araya gelerek konuyla ilgili bir görüşme yaptığını basın aracılığıyla halkımıza duyurduğumuzu hatırlatırız.

Sabık milletvekili İlhan Ahmet, parti örgütümüz müsaade etmediği için bizim meclise soru önergesi sunamadığımızı da iddia ediyor. Bu kadar basit düşünceli insanların saçmalıklarına cevap vermek aslında yanlış olur ama, yine de İlhan Ahmet’e şunu hatırlatmak isteriz; solda siyaset yapmak zordur. Çünkü solda “ucuz” siyasete yer yoktur. Hiçbir gerçek solcu “ucuz” siyasete icazet vermez. Bilmem anlatabildik mi?! Bizim dünya görüşümüz, insanoğlu ile alay etmeye, onlara gayri ciddi davranmaya, “ucuz” siyaset yapmaya hiçbir zaman müsaade etmedi, etmeyecektir de. Hoşgörü ve dürüstlükle yetişmiş insanlarız biz.

İlhan Ahmet siyasi literatüre göre, zırvalamış olduğu bildirisinin bir cümlesinde de, “Onlar azınlığımızın milletvekilleri değil, tam tersine Syrizanın emrinde iki memur gibiydiler.” diyerek başta partimize ve sonra da bize atıfta bulunuyor. Oysa, İlhan Ahmet’in gözünden kaçan birşey var; bizler SYRIZA milletvekilleri olarak, İlhan Ahmet’in Azınlık mensubu ve Yunan vatandaşı olduğunu düşünürsek, kendisinin de milletvekili sayılırız. Düne kadar “Kuvelis böyledir, Kuvelis şöyledir…” diyerek Kuvelis’in memurluğunu yapan ve her fırsatta Kuvelis’in “borazanını” öttürüp, “ben partizan değilim” havasında “önce azınlık” sloganıyla politika yaptığını sanan bir insan, siyaset adına kendi kimliğini bu kadar alçaltabiliyorsa, takdir seçmenindir.

Müftünün şer’i yetkilerine ve Ayhan Karayusuf’un seçim gazetesine de gelince; bu konuda SYRİZA’nın tavrı net ve açıktır; Hiçbir dini kuruma (kiliseye, müftülüğe vs.) devlet yetkisi verilmeyecektir. Yani, “diahorismos eklisias & kratus”. Bu da kısaca, müftünün devlet tarafından atanması yerine, azınlığımız tarafından seçilmesi demektir. Hem, G. Panousis bölgemizde ikamet ettiği yıllarda Şeriat’ın kaldırılması aklına gelmedi de, şimdi Atina’da yaşarken mi birden kendisinin aklına geliverdi? Ayhan Karayusuf’un seçim gazetesinde ise medrese ile ilgili verilen mesaj şudur: SYRİZA’nın medrese konusunda tavrı, bu okulların bugün içinde bulunduğu durumdan kurtarılıp, imam hatip liselerine dönüştürülmesi; yani, buradan din adamı yetişecekse, sadece din adamı yetişsin.

Son olarak, İlhan Ahmet’in SYRIZA partisiyle ve SYRIZA’nın Rodop il örgütüyle uğraşmaktan vazgeçmesinin kendi yararına olacağını ve bizim azınlığın mı, çoğunluğun mu milletvekili olduğumuz yönünde boş ve anlamsız sorularına cevaben; biz azınlığın da, çoğunluğun da, bize oy verenin de, vermeyenin de, Rodopluların, İskeçelilerin, Kavalalıların ve Dedeağaçlıların da, Yunanistan’ın da, hatta ve hatta kendisinin de milletvekili olduğumuzu kendisine bir kez daha belirtir ve bu tür boş sorularla insanların kimliği üzerinden “ucuz” politika yapanlara “alıcı kuşun ömrü az olur” sözünü hatırlatırız.

 

SYRIZA Rodop ve İskeçe Milletvekilleri

Ayhan KARAYUSUF

Hüseyin ZEYBEK

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz