Ana sayfa Batı Trakya Haberler SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI VE SEÇEK ETKİNLİKLERİ, BENİ ESKİLERE GÖTÜRDÜNÜZ, İÇİMDEN YAZMAK...

SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI VE SEÇEK ETKİNLİKLERİ, BENİ ESKİLERE GÖTÜRDÜNÜZ, İÇİMDEN YAZMAK GELDİ

25
0

Arkadaşlar, Soydaşlarım, Canlarım, Seyyid Ali Sultan Dergahı ve Seçek Etkinlikleri ile ilgili sosyal medyada yazılanlara, yorumlara bakıyorum da anlamakta güçlük çekiyorum. 

Kuş seslerinin hakim olduğu, doğanın o büyüleyici yeşil örtüsünün değişik tonlarına rastlanan ve ziyaret eden herkesin hayranlığını gizleyemediği bir vadide bulunan Seyyid Ali Sultan Dergahı, bizim tarihimizde çok büyük öneme sahiptir.

Batı Trakya’mızda, başkası da yoktur zaten. O bizim kültürümüzün bir parçasıdır, tarihsiz yaşamamız, ilelebet bu topraklarda varlığımızı sürdürmemiz onsuz mümkün müdür?

Yıllardan beri o bölgedeki kardeşlerimiz adeta hizmetkar oldular ve orayı yaşatarak bu günlere getirdiler. Kim ne derse desin, gördüğüm kadarıyla tamam veya eksiklerin var olduğu söylenen tartışmanın derinliklerini bilemem, ama son günlere yapılan hataları bir tarafa bırakacak olursak, en doğrusu da oradaki tüm insanlar yıllarca hizmetkar oldular ve elbirliği ile tarihimizi, birliğimizi beraberliğimizi yaşatarak bu günlere getirdiler. Eğri oturalım, doğru konuşalım.

Yaşamımızda tabii ki hatalar yapabiliriz, insanoğluyuz, ama yine doğruları bulmak, doğru yoldan sapmadan ilerlemek de bizim elimizde. Her yanlıştan bir doğru doğar derim. Ancak beraberce bildiğimiz yoldan nasıl yıllarca beraber yürüdük şimdi de öyle olmalıdır. Bunun başka yolu yok.

Var olan Seçek Derneği’ni yine o bölgede yaşayan ve yıllarca hizmetkar olan kardeşlerimizin ta kendileri kurdu ve bu günlere getirdi. Hepsinden ALLAH razı olsun. Dernek yıllarca bayrak yarışı uğrunda güzel hizmetler verdi ve vermeye de devam ediyor. Kimler geldi, kimler geçti ALLAH hepsinden razı olsun. Ha bundan sonra başkaları gelmeyecek mi? Tabii ki gelecek, hizmet etmek için gelecek, çünkü doğrusu da budur.

Nicelerinin ceplerinden paralarını esirgemeden koyduğunu bilirim. Kendisini rahmetle anıyorum, mekanı Cennet olsun, nurlar içinde yatsın Hasan Çengel arkadaşımla konuştuklarımız, dertleştiklerimiz, zaman zaman ters düştüğümüz de oldu, ammaaaa arayı açmadık, kapıyı asla vurarak, kırarak kapatmadık. Biz öyleydik. Başardık, siz neden başarmayasınız? Paylaşamadığımız nedir? İnanın bilmiyorum ve anlamakta zorluk çekiyorum.  

Zaman zaman her sivil toplum kuruluşunda olduğu gibi, şimdilerde eğer bir anlaşmazlık meydana gelmişse bırakalım daha fazla cephe veya cepheler açmayalım, acımasızca eleştirmeyelim, yerli ve yabancı karanlık güçlerin ekmeğine yağ çalmayalım, bu kardeşlerimiz muhakkak aralarında tartışarak, konuşarak, kavga ederek ve sonunda birlikte gülerek doğru olanı muhakkak zamanla göreceklerdir, bulacaklardır. Ahkam kesen, bölgeyi yaşamadan yaşananları doğru dürüst bilip bilmeden sosyal medyacılar için yazıyorum ha yanlış anlaşılmasın. Kimseye de göndermede bulunmuyorum. Yapmam da zaten beni bilen gayet iyi bilir, ne söyleyeceksem kişiye yüzüne karşı gözlerinin içine bakarak kendim söylerim.

Kaleme aldığım yazımda yukarıda rahmetli Hasan Çengel arkadaşımdan bahsettim. Bugünkü gün gibi hatırlıyorum. 2010 senesi ölüm yıldönümünün ikinci yılında kabri başında bir anma törenine katılmıştım. Bilmeyenler için hatırlatırım, kendisi Seyyid Ali Sultan Dergahı’nın eski başkanlarındandır.

O gün anma törenine hatırladığım kadarıyla T.C. Gümülcine Muavin Konsolosu Fatih Akarca, Seyyid Ali Sultan Dergahı Vakfı Başkanı Ahmet Karahüseyin, Seçek Derneği Başkanı Ali Pencal, Bulgaristan Kırcaali Alevi Dernekleri Başkan Yardımcısı Zeki Güneş de katılmıştı. Rahmetli Hasan başkanımın yaptığı fedakarlıkları konuşmuştuk, sanki dün gibi. Seneler su gibi akıp geçiyor, insanların yaşamlarında verdiği hizmetler unutulmuyor, aksine anılarak yaşatılıyor.

Kabri başında yapılan konuşmalarda hiç unutmam Seyyid Ali Sultan Dergahı Vakfı Başkanı Ahmet Karahüseyin yaptığı konuşmada şunları söylemişti. “Hasan kardeşimizi yaptığı işlerden dolayı unutmadığımızı belirtiyoruz. Hasan kardeşimiz eğer sağ olsaydı daha fazla işlere imza atacaktı. Bizler onun eksikliğini hissediyoruz. Ancak hedeflediği yolda yürümeye devam ediyoruz” demişti.

T.C. Gümülcine Muavin Konsolosu Fatih Akarca da Hasan Çengel’i tanıma fırsatının olmadığını, ancak yaptıklarını duyduğunu belirterek, “onun ardından gelen insanlar olarak kendinizi şanslı hissetmelisiniz. O sizlere bir yol çizdi, doğru yolda hizmet etmenizi, kenetlenmenizi arzuluyordur. Ruhu bir kez daha şad olsun” demişti.

Kendisine arkadaşım diyorum, o da bilir arkadaşlığımızı çünkü hiç kavga etmedik, aksine görüştüğümüz her yerde samimi bir şekilde el şıkışır hal hatır sorardık birbirimize. Seçek Derneği Başkanı Ali Pencal’dan bahsediyorum. Hasan Çengel’in çok iyi arkadaşı olduğunu ve kendisiyle Seçek Derneği’nde başarılı çalışmalara imza attıkları biliyorum. Pencal o gün konuşmasında şöyle demişti, “Gönül isterdi ki daha pek çok yıllar birlikte çalışalım. Ancak takdir böyleymiş. Biz ondan öğrendiklerimizle birlikte yolumuza devam edeceğiz.”  Diyerek onun büyük bir kayıp olduğunu hatırlatmıştı bize. Çünkü Seyyid Ali Sultan Dergahı onların ve yediden yetmişe bütün bölgedeki canların fedakarlıklarıyla nerelerden nerelere gelmişti. Satırlara yazılabiliyor ama bunlar kolay işler değil.

Yukarıda da belirttiğim gibi Bulgaristan Kırcaali Alevi Dernekleri Başkan Yardımcısı Zeki Güneş de vardı o gün orada. Başkan Yardımcım Zeki abi şöyle demişti unutmadım. “Bugün buraya Hasan Çengel için geldik. Kendisini kaybedeli iki yıl oldu. Hasan Çengel Bulgaristan ve Yunanistan Türkleri arasında temelleri sağlam bir köprü yaptı. Bu köprü ömür boyu yıkılmayacaktır.” Demişti. Bakın yıllar geçti ama ben konuşulanları unutmuyorum.

Evet, Hasan Çengel 28-5-2008 tarihinde amansız bir hastalık sonucu aramızdan ayrıldı. Ama bıraktığı eser burada bizler tarafından sahip çıkılmasını bekliyor. Evet, ben Sünniyim, Aleviyim Batı Trakyalıyım, Türküm, Müslümanım. Ben Seçek Derneği’yim, ben Dergah’ım, ben canlarımla birlikte kardeşim ve tek hedefim var, kavga etmeden, kurda kuşa yem olmadan yaşamalıyım. Nasıl mı olacak? Aynen geçmişte olduğu gibi, fazla söze, kavgaya gürültüye gerek kalmadan. Kimse kimseyi suçlamadan, kimse kimseyi davamızın üzerinde bir kişi olarak görmeden. Kişiler gelici geçicidir, dava ise hizmetle ileriye götürülmesi gereken bir görevdir.

Nasıl mı?

Aynen Başkan Yardımcım Zeki abimin o gün söylediği gibi, “Hasan Çengel Bulgaristan ve Yunanistan Türkleri arasında temelleri sağlam bir köprü yaptı. Bu köprü ömür boyu yıkılmayacaktır” demişti.

Evet, o köprü yıkılmasın istiyoruz. Onun için de ALLAH kısmet ederse bir gazeteci olarak Pazar günü yine Seçek Yaylası’nda olacağım ve tüm canlarımla, tüm dostlarımla birlikte Hasan Çengel’in, Ali Pencal’ın, Ahmet Karahüseyin’in, Hasan Bekirusta’nın ve daha nicelerinin köprünün yapımında emeği geçen herkesi birlikte anacağım. Ben kavgaların ve kavgacıların değil, birlik beraberliğin mimarlarının meydana getirdiği bu köprünün üzerinden geçerek tarihimize kültürümüze sahip çıkılmasını arzuluyorum. 

İlhan Tahsin

BİRLİK Gazetesi,

Avrupa Gazeteciler Derneği Yunanistan Temsilcisi. 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here