Ana sayfa Arşiv MİHALİS MARİORAS: „YUNANİSTAN’DA ULEMALAR YOKTUR, MÜFTÜLERİ ULEMALAR SEÇER”

MİHALİS MARİORAS: „YUNANİSTAN’DA ULEMALAR YOKTUR, MÜFTÜLERİ ULEMALAR SEÇER”

15
0

Trakya Dimokritos Üniversitesi’nde, Kıyı Ülkeler Dilleri ve Filoloji bölümü tarafından „Osmanlı İmparatorluğu, Tarih ve Kültür Konuları” dersi kapsamında, doktora yapmak isteyen öğrencilere yönelik bir açık oturum toplantısı yapıldı. Toplantıya konuşmacı olarak Atina Üniversitesi şeoloji Bölümü öğretim görevlisi Mihalis Marioras katıldı. Marioras, „Batı Trakya Müslümanları, Problemleri, Tahrikler ve Öneriler” adlı bir sunum yaptı. Sunumunda, Batı Trakya’daki yaşayan azınlığın durumu, sorunları ve müftü seçimine yönelik uygulamar konuşuldu. İslam’da müftü seçiminin sadece ve sadece ulemalar tarafından yapıldığını, dolayısıyla da Yunanistan’da ulemaların olmadığından dolayı müftü seçiminin doğrudan halk tarafından yapılamayacağını söyledi. Atina’da cami konusuna da değinen marioras, bu eksiği Yunan devletinin bir ayıbı olduğunu söyledi ve bazı çevrelerin buna karşı çıkmasına rağmen kilisenin Attiki bölgesinde cami yapımı için bir arsa tahsis ettiğini belirtti. Yunanistan’da yaşayan yaklaşık 700 bin göçmen müslümanın Atina’nın değişik bölgelerinde onlarca kaçak camide ibadetlerini yerine getirdiklerini ve dinlerinin gereği ölülerini kaldıkları evlerin bahçelerinde ve apartmanların çatı katlarında yıkadıklarını belirten Marioras, cenazenin yıkanmasında akan suların Atina sokaklarına aktığı ve ölen kişinin ne gibi bir hastalıktan öldüğü dahi bilinmeden bölge için bir tehtid oluşturduğunu savundu. Atina’nın sözkonusu mahallelerinde yaşayan Yuanlıların bu durumdan büyük rahatsızlık duyduklarını belirtti. Toplantı sonrası Birlik gazetesine özel olarak bir açıklama yapan Marioras şunları söyledi: Sayın Mariora, Batı Trakya’da Müftü seçimine karşı olduğunuzu söylediniz, nedenini açıklarmısınız? Daha sonra da bize Atina’ya cami konusundan bahsedermisiniz? ”Ben konuyu dini açıdan değerlendirdiğimde, İslam ülkeleri tarihine baktığımız zaman müftülerin ulemalar tarafından seçildiğini görüyoruz. Dolayısıyla da Yunanistan’da böyle bir ulema kurumu yok ve dolayısıyla da müftüler seçilemez. Bir diğer uygulama da, İslam dinine göre müftülerin halk tarafından seçildiğini göremiyoruz ve böyle bir uygulama yoktur. Dolayısıyla da burada konuştuğumuz bu husus üzerine halk tarafından müftü seçilemez. Bir diğer husus ta, bugünkü İslam ülkelerinde de yine müftülerin seçimi yok ancak tayinle işbaşına gelmeleri var. Örnek olarak vermem gerekirse, Türkiye’de müftü devlet tarafından tayin ediliyor ve görev bölgesi değişimleri de oluyor ve buna benzer birçok uygulamalar da var. Sonuç olarak Batı Trakya bölgesinde müftünün seçimi neye dayandırılarak yapılacaktır. Sizlere İstanbul Anlaşması, Atina Anlaşması ve Lozan Anlaşması’nın değişik fikirlerde tartışılan hukuki boyutlarının var olduğunu söyledim. Benim yaptığım araştırmalar ve kanaatime göre, Lozan Anlaşması, ne müftü ne de kadı konularına değinmiyor ve bu bağlamda ayarlanması ve uygulanması gerekir. Dolayısıyla da Yunanistan, bunları ve imzaladığı ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmaları dikkate alarak hareket etmelidir. Biraz önce söylediğim gibi Lozan Anlaşması, müftü, kadı, şeri mahkemeler ve hükümlerden, yargılanmadan bahsetmiyor. Lozan Anlaşması bu yukarıda saydıklarımdan bahsetmezken, azınlıkların örf ve adetlerini dikkate alıyor. Olaya bu yönden de baksak yine İslam’da müftü seçimi yoktur. Seçimin tek dayandığı yer var o da ulemalar tarafından yapılmasıdır, genel halk tarafından değil. Fransa’nın müslümanlara karşı model bir temsil ve uygulaması var. Ben konuşmamada bunu söyledim. Bunun tersini düşünecek olursak, Yunanistan Trakya müslümanlarına, ülkede yaşayan diğer müslümanlara yönelik bahsettiğim uygulamayı yapması konusunda bir ara bunu da gözden geçirmeliyiz diye düşünüyorum. Orada Fransa’da işleyiş nasıl ve bizim durumumuzda bunu nasıl buraya uyarlayabiliriz buna bakmak lazım. Ancak sözkonusu uygulama Fransa’da bütün müslümanları kapsıyor. Atina’daki cami konusuna değinecek olursam, tabii ki Yunan devletinin bu konuyu ilerletmemesini büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Atina’da büyük ve yasal bir camiden ve mezarlıktan bahsediyorum. Bakınız Atina’ya cami meselesi konuşulması neredeyse yüz yıla yaklaşıyor. Galiba bazı çalışmaların yapıldığını zannediyorum. Kilise büyük bir arazi tahsisini yapmış durumda galiba bacak biliyorsunuz bunlar zor konular, bazı çevreler buna karşı direniyor. Ancak her ne olursa olsun, Yunan devleti tarafından Atina’da resmi bir caminin olması gerekir. Son olarak bu bölgeye yönelik şunu söylemek istiyorum. Atılacak çok adımlar var, yapılması gereken gayretler var ancak genel çizgiye bakacak olursak, birlikte yaşamın iyi olduğunu görüyorum. Tabii ki hassasiyetler var, eğitim konusu, ticaret konusunda bu bölgedeki Sanayi Ticaret Odaları’nda müslümanlar tarafından çok az hareketler var, bunların ve eğitimin desteklenmesi lazım. Ancak her iki taraftan da, hem Yunan devletinden hem de azınlık tarafından hareketlerin olması lazım. Bir iki dakika içinde acil bir çözüm ve hareketle sonuç bekleyemeyiz, veremeyiz. Her konuya somut olarak yaklaşılmalı. Zannedersem olaya daha geniş bakmak lazım, bölgede yaşayan Yunanlı müslümanlar devletin bir parçasıdır. Biliyorum ve vurguluyorum zorluklar var, diğer tarafa İstanbul’daki, İzmir’deki Rumlara da bakacak olursak orada yaşayanların da zorlukları var. Ancak şunu düşünüyorum, her iki tarafta da konulara çatışmadan bakması yaklaşması lazım ancak görüyorsunuz ki, tarihten ötürü bazen bu da münkün olmuyor. Bu bölgeye ilk defa geliyorum. Bundan böyle daha sık gelmeyi amaçlıyorum çünkü kitaplardan okuduğunuz zaman başka oluyor, bizzat gelip görerek araştırarak daha bir gerçekleri görüyorsunuz. Biz akademisyenler de sadece kitaplardan değil, bizzat yaşayarak incelememiz lazım.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here