Ana sayfa Salla Gitsin BUNLAR BAşKAN DEğıL KAPICI DAHı YAPMAZLAR BıZDEN

BUNLAR BAşKAN DEğıL KAPICI DAHı YAPMAZLAR BıZDEN

30
0

Değerli okurlar, haftalar öncesi Rodop ilinde bir senaryo oluşturulması ve akabinde konuşulması gerekirdi, bu da Gümülcine hastanesine atanacak olan başkanla alakalıydı. Bana göre bilinçli bir şekilde Yunan basını Rodop Vali Yardımcısı bayan Sibel Mustafaoğlu’nun ismini yazmaya çizmeye başladı. Amaç, bir kamuoyu oluşturmak ve bölgede yaşayan Yunanlılar tarafından gelecek olan tepkileri ölçerek hareket etmekti. Nitekim aynen bu süreç uygulandı ve neticede işin başından beri belli olan isim Gümülcine hastanesine başkan olarak atandı. Benim için hiçte sürpriz olmadı. Tabii ki bayan Mustafaoğlu’nun başkan olarak atanmasını Atina merkezli çevreler istemiş olabilir, ancak bu istek sadece Atina düşüncesi için geçerlidir, burada bu işin esamesi okunmaz, okunamaz dolayısıyla da bu bölgede bırakın biz Türklerden başkan atamasını, kapıcı dahi atamazlar bunlar. Atayamazlar, çünkü ulusal devletçilik halen Yunanistan’ın içerisinde devam ediyor da onun için bu iş olamaz. Çünkü bu işin başında kilise var. Kilisenin başında da bu bölgede bay Damaskinos var. Damaskinos’un azınlığa karşı takındığı tavırları herkes bilir. Bu azınlık 29 Ocak’ları asla unutmayacak. Dinler arası hoşgörüden bahsederler zaman zaman papazlar ve diğer din adamları, ama bu hoşgörünün ne şekilde olması gerektiğini bilmelerine rağmen kimse elini taşın altına koyamaz, eğer koymuş olsalardı Batı Trakya’da 29 Ocak “vandalizm” olayları yaşanmayacaktı, demek birileri istedi ve birileri gerçekleştirdi. Ben bir birey olarak sayın Damaskinos’tan şunu bekliyordum ve halen bekliyorum. Çünkü aklımda şüpheler var, çünkü kendisi bir din adamı ve eğer isteseydi o tatsız olayların önüne geçebilirdi diye düşünüyorum. Sayın Damaskinos çıkıp bunu açıkça söyleyebilir mi? “29 Ocak olaylarını tasfip etmiyorum ve bunu gerçekleştirenleri, Allah’ın adı, ısa kulu ve insanlık adına kınıyorum. ınsanlık adına bu yapılanlar kabul edilemez” deyebilir mi? Geç kalınmış olsada bunu deyebilir mi sayın Damaskinos? KIZILHAÇ ıNMEDı, KIZILAY BıNMEDı Peki, hastaneye azınlık içinden bir başkan atayamayan Pasok Partisi başkanı Başbakan ve Dışişleri Bakanı sayın Papandreu, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yönelik açılımı nasıl gerçekleştirecek? Her fırsatta karşısına bu bölgeden yönetilen baskılar çıkarsa bunları nasıl aşacak ve bu azınlığın haklarını verecek? Bakın, çok basit bir örneğini yaşadık. Gümülcine’den Atina’ya ulaşan haberler ve uyarılar içinde şunu da duyduk. “Sibel Mustafaoğlu’nu hastaneye başkan olarak atarsanız Kızılhaç çıkacak, yerine Kızılay girecek. Paskalya öncesi ve sonrası Kiliselerde ayin yapılmayacak, çanlar aralıklı olarak matem düzeyinde çalacak.” Bunları hep duyduk. Duyduk ama kulak asmadık, çünkü bu bölgede ne Kızılhaç’ı çıkarmak isteyen var, ne de Kızılay’ı asmak isteyen bir düşünce zihniyet var. Doğrusu bayan Sibel’in atanmasını zaten beklemiyorduk, çünkü olay Sibel olayı değil, olay azınlıktan birinin atanması ve bunun hazmedilememesi olayıdır. Yunanlılara göre azınlık insanı ikinci kategori bir topluma ait insan, dolayısıyla hem başaramaz hem de Batı Trakya elden gidecek zihniyeti hakimdir bu bölgede. Onun için bu zihniyet, bu anlayış değişmedikçe bunlar bizi kapıcı dahi yapmazlar. Neticede Hacınestoros başkan oldu Kızılhaç inmedi, Sibel hanım atanmadı Kızılay takılmadı. ıçimden gülesim geliyor ama bu olayın bizi güldürmesi değil aslında derin derin düşündürmesi gerektiğine inanıyorum. Pasok’a gelince bir öncekinden ayrısı yok, Yorgo’lara da gelince yakın gelecekte onlara da faydası yok. ıki cümle de sayın Yorgo’ların adına başta Yalanca köyü olmak üzere bazı köylerde bizim sandığımız siyasilerimizin ve siyasetin içinde bizzat aktif olan kişilerin oy pusulalarını dağıtmış olmaları aklıma geliyor. Örnek olarak verdim Yalanca köyünü çünkü Yorgo’ya çıkan oylara bir bakınız. Tabii ki Rodop dağlık kolunda Stilyanidis’e çıkan oyların sayısını da, Samaras’ı da kabul edenleri unutmuyoruz. Tarih bunları da yazacak. ELLıNES MUSLUMANı (YUNANLI MÜSLÜMANLAR) Önceleri bizlere, “ta turkakia”, daha sonra “ta muslumanakia”, “ta pomakakia”, “ta giftakia” derler dururlardı. Son döneme başka bir adlandırma başladı, “Ellines Muslumani” (Yunanlı Müslümanlar). Hadi müslümanlar’ı anladık, en azından dini inancımız gereği müslüman olduğumuz için kendimizi biliyoruz onun için anlamamız güç olmayacak. Ama be kardeşim, Ellines (Yunanlı) olmadığımızı hem biz, hem onlar tüm cümle alem biliyor, neden bu kadar gülünç bir duruma düşerek koskocaman azınlığın kimliğini belge üzerinde değiştirerek insanların ana kimliği ile oynuyorsunuz? Hoşgörüden, eşitlikten, birlikte yaşamdan, demokrasiden, insan haklarından, kültürden, bölgedeki çok kültürlülükten, model birlikte yaşamdan söz eden tüm Yunanlılara şunu sormak istiyorum. 1960’lı yıllara kadar belgeli Türklerdik, şimdi belgesiz Ellines Muslumani mi (Yunanlı Müslümanlar) olduk? Ne değişti de Türklükten Yunanlılığa geçirdiniz bizi? Bakınız, bizim kimliğimizle, dini değerlerimizle oynayıp durmayın, sizin imzalattığınız bu belgeler bizi ne Türk yapar, ne de Yunanlı, biz ne olduğumuzu gayet iyi biliyoruz, yeter ki sizler nerede bu işe son vereceğinize karar verin. Bu konuyu neden gündeme getirdim hemen belgesiyle açıklayayım. Son haftalarda yine azınlık insanına yönelik bazı sinsi planların uygulandığına şahitlik ediyoruz. Yıllarca bize ne Yunanca, ne de Türkçe öğrenmemizi sağlamayan zihniyet artık bizim Yunanca öğrenmemiz için adeta seferber oldu. OAED ışsizlik Kurumu ve ıçişleri Bakanlığı’na bağlı bazı birimler tarafından değişik projelerle çeşitli özel şirketlerle yapılan sözleşmeler gereği bölgemizde Yunanca dilini öğrenmek isteyenlere yönelik seminerler düzenleniyor. 300 saatlik bir kursun ardından yaklaşık 1.250 euro alacak olan katılımcılar hem para alacaklar, hem de Yunanca öğrenecekler. Buraya kadar herşey normal gözüküyor olabilir. Ancak, şirket ile kursa katılacak olan kişi arasında imzalanan anlaşmada, imzaların basıldığı belgelerin içinde bu proğramın, (Çigeneler ve Yunanlı Müslümanlar) için olduğunu yazmasına bir anlam veremediğime göre, bu programa imzaları havada beşer beşer atarak Türklerin katılmasına aklım ermiyor. 1.250 euro alayım da bana ne anlaşıyla Ellines Muslumani kimliğini de benimseyeceğinizi asla düşünemiyorum, çünkü biliyorum bunu sizler de istemezsiniz. Ancak lütfen nereye ne imza attığınıza bakarsanız bu günah değildir. Aksine Allah yolunda sevap kazanmış, toplumundan kopmamış bir Türk evladı olarak yaşamaya devam edersiniz. Sizlerin bu dikkati neticesinde daha nice yıllar Batı Trakya’da minareler süngü misali gökyüzüne doğru süzülmeye devam edecektir. Ama bir dikkatsizlikte, biraz önce yukarıda saydığım gibi, bugün Ellines Muslumani, yarınlarda ise Ellines Ellines olma yolunda ilerlemeye devam edersek sakın şaşmayın çünkü hepimizin gözünü para bürüdü. Allah sonumuzu hayreğlesin.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here