Ana sayfa Arşiv BATI TRAKYA TÜRKLERı ıNSAN HAKLARI PLATFORMU’DAN BASIN AÇIKLAMASI

BATI TRAKYA TÜRKLERı ıNSAN HAKLARI PLATFORMU’DAN BASIN AÇIKLAMASI

20
0

Batı Trakya Türkleri ınsan Hakları Platformu, Dünya ınsan Hakları Günü’nde yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Yayımlanan açıklamada, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak ve hukukuna yönelik yanlış uygulamalarına ve kısıtlamalarına vurgu yapılıyor ve Müftülerin yargı yetkilerinin ellerinden alınmasına karşı oldukları belirtiliyor. Ayrıca, açıklamanın önemli bir bölümünde ise, “Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hukuki özerkliğinin temsilcileri olan müftülerimizin yargı yetkilerinin ellerinden alınmasını değil, kendi insanlarımızca tartışılmasının dahi gündeme getirilmesini zafiyet olarak değerlendirmekteyiz” ifadeleri dikkat çekiyor. “Batı Trakya Türkü’nün yıllar önce seçmiş olduğu müftülerini,uluslararası antlaşmalardan doğan yargı ve diğer yetkileri ile derhal tanımalarıdır. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hukuki özerkliğinin temsilcileri olan müftülerimizin yargı yetkilerinin ellerinden alınmasını değil, kendi insanlarımızca tartışılmasının dahi gündeme getirilmesini zafiyet olarak değerlendirmekteyiz.” Yazılı açıklama aynen şöyle: BATI TRAKYA TÜRKLERı ıNSAN HAKLARI PLATFORMU BASIN AÇIKLAMASI 10.12.2010 DÜNYA ıNSAN HAKLARI GÜNÜNDE BıR ıNSAN HAKLARI ıHLALı ÖRNEğı 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken ıstanbul Rum Azınlığı karşılığı olarak Yunanistan’da Bırakılan Batı Trakya Türkleri ’nin başta inandıkları din olan ıslam dini ile ilgili hakları ve diğer hak ve hukukları sırası ile ; Yunan Devleti’nin kuruluş senedi olan 1830 Londra protokolü (5. madde),1881 ıstanbul Antlaşması (3.-8. maddeleri), 1913 Atina Antlaşması (11. madde, 3 Numaralı Ek protokol),1920 Yunanistan ile Rusya,ıngiltere,Fransa arasında imzalanan, Yunanistan’daki Azınlıkların Haklarının Korunmasına Dair Antlaşma ve Lozan Barış Antlaşması (37 den 45. maddeye kadar) sonucu uluslararası imzalar ile güvenceye alınmıştır. Lozan Barış Antlaşması kendi hükümlerinin yanında, kendinden önceki antlaşmaları geçersiz kılmayıp teyid eder niteliktedir. Her ne kadar bu antlaşmalar Yunanistan tarafından uygulanmasa da halen yürürlüktedir. 1913 Atina Barış Antlaşmasının 11 maddesi, müftüler kendi yetki alanındaki Müslüman seçmenler tarafından seçilir ve seçilen müftüler kendi aralarında Başmüftü seçer.Seçim sonucu Yunanistan’ın ıstanbul Büyükelçiliği tarafından şeyh’ül ıslam’a bildirilir ve makam onayı sonrası göreve başlar ve seçilen müftüler Müslüman azınlığın,inanç özgürlüğü, örf, adet,cemaatlerin kontrolu ve diğer hukuki işlerini yürütür hükmünü taşır. Uluslararası antlaşma hükümleri iç hukuku bağlayıcı konumda iken; Batı Trakya’da hukuki ve dini özerkliğimizin temsilcisi olan müftülerimizin,yargı yetkilerinden arındırılarak yeni müftülük seçimlerinin yapılacağı söylentilerini Batı Trakya’daki Türk azınlığı basınından öğrenmiş bulunmaktayız. Uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımızın ihlali yanında temel insan hakları ihlali olarak değerlendirdiğimiz inanç özgürlüğümüze yönelik bu düşünceyi; Lozan Barış Antlaşması gereği karşılığımız olan ıstanbul Rumları’nın sadece dini liderlik makamı olan ıstanbul Patrikliği’ne, tüzel kişiliğinin verilmesi anlamına gelen Heybeliada Yetimhanesi’nin tapusunun Patrikhane adına tescillenmesi uygulamasını yaşarken, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının hukuki özerkliğinin temsilcileri olan müftülerimizin yargı yetkilerinin ellerinden alınmasını değil, kendi insanlarımızca tartışılmasının dahi gündeme getirilmesini zafiyet olarak değerlendirmekteyiz. ıslam dinini diğer hak dinlerden ayıran en önemli unsurlardan biri olan, ıslamiyet inancına göre Yüce Allah’a yakarmak ve yakınlaşabilmek için ruhban sınıfına gerek olmadığı bilgisinden hareket ile;1913 Atina Antlaşmasının 11 maddesi çok açık iken, özerkliğimizin temsilcisi müftülerimizin Yunan Devleti tarafından atanmış olan 240 din adamının da içerisinde bulunduğu din adamlarınca seçilmesi önerisinin sadece ve sadece Yunanistan’ın politikalarına hizmetten öte bir sonuç getirmeyeceğini düşünmekteyiz. Yunanistan siyasetçilerine düşen görev, Batı Trakya Türkü’nün yıllar önce seçmiş olduğu müftülerini,uluslararası antlaşmalardan doğan yargı ve diğer yetkileri ile derhal tanımalarıdır. Ayrıca Lozan Antlaşması ile tanımlanan iki ülkedeki azınlıkların, rahat ve huzurunun tesisi için , Lozan Barış Antlaşmasını engel olarak gören ve yok sayılmasını önererek, AıHM kararlarının kabul edilmesini teklif edenleri hayretle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Bu gün azınlık haklarını tartışarak bu hakların arttırılması yönünde politikalar üreterek Lozan Barış Antlaşmasını delmeye çalışanların yarın sınırları tartışmaya açarak dünya barışını tehlikeye atacaklarını düşünememek,endişelenmemek bile felakettir. Bu düşüncede olanlara Lozan Barış Antlaşması’nın Azınlık haklarını açık ve net olarak ortaya koyan ilk ve tek uluslar arası antlaşma olduğunu hatırlatmak isteriz. ınsanların kendi kendilerini ifade etmelerinin en önemli unsuru olan dini inançlarını, inandıkları gibi yaşamaları en doğal haklarıdır. ınandıkları dinlerini inançları ile uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hakları ile yaşamak isteyen Batı Trakya Türklerinin bu taleplerine her ne şekilde olursa olsun müdahale edilip,halkın kendisine sorulmadan birileri tarafından alınan kararlarla değiştirilmesine karşı olduğumuzu ,Batı Trakya Türkleri’nin dini ve hukuki özerkliklerinin temsilcileri olan müftülerini seçme ve seçilme hakkı olan bütün insanlarımızın oyları ile tercihlerini belirtecekleri yöntem ile seçmelerinin en doğru yol olduğunu kamuoyu ile paylaşırız.10.12.2010 Batı Trakya Türkleri ınsan Hakları Platformu Üyeleri Selahattin YILDIZ Mustafa RUMELıLı Taner MUSTAFAOğLU Burhaneddin HAKGÜDER Erol KAşıFOğLU Adına Başkan Tahsin SALıHOğLU

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here