Ana sayfa Batı Trakya Haberler BAĞIŞ: ” ATİNA’DA CUMA NAMAZI KILINACAK BİR CAMİ OLMAMASI YUNANİSTAN’IN AYIBIDIR”

BAĞIŞ: ” ATİNA’DA CUMA NAMAZI KILINACAK BİR CAMİ OLMAMASI YUNANİSTAN’IN AYIBIDIR”

9
0

Bağış: “Bugün dünya zeginlerinin birçoğu Müslüman ancak Yunanistan’a geldiklerinde Cuma namazı kılacakları bir caminin olmaması Yunanistan’ın ayıbıdır” “AB ülkelerinin Türk vatandaşlarına uyguladığı vize, 1980 darbesinin milletimize attığı en büyük kazıktır”

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Yunanistan ziyaretinin Atina ayağında Heybeliada Ruhban Okulunun açılması, cami sorunu, müftülük meselesi, vizelerin kaldırılması ve ikili ilişkilerde gündeme gelen diğer bazı konularda Yunan bakanlarla temaslarının olumlu geçtiğini açıkladı.

Bağış, Atina’daki yeni Büyükelçilik binasında düzenlediği basın toplantısında ilk olarak Heybeliada Ruhban Okulunun açılması konusunda açıklamalarda bulundu. Yunan makamlarının Heybeliada Ruhban Okulunun açılması konusunda beklentileri olduğunu dile getirdiklerini ifade eden Bağış, “Yunanlar bunu ikili bir konu olarak görmediklerini, uluslararası bir konu olduğunu vurgulayarak söylüyorlar ama sonuçta ikili görüşmelerde gündeme geliyor” dedi.

“Biz de bu konuda Ruhban Okulunu kapayan iradenin bizim irademiz yani siyasi bir karar olmadığını, yargı kararı oldugunu ve bu yargı kararını aşmak için hazırlık çalışması içerisinde olduğumuzu, çeşitli zamanlarda bulunan formüllerin Patrikhane tarafından kabul edilmediğini ama başka bir takım formüller üzerine de çalışmalarımızı sürüyor” şeklinde sözlerine devam eden Bağış, bunun mütekabiliyet ile hiçbir şekilde izah edilmemesi gerektiğine inandığını, siyasetin gerçekleri çercevesinde Yunanistan’ın da son 12 yıldır Ak Parti iktidarı döneminde Sayın Başbakana vermiş oldukları ve henüz tutulmamış bazı sözlerin tutmasının o siyasi iradenin oluşması açısından teşvik edici olacağını vurguladıklarını kaydetti.

Özellikle hala Atina’da bir caminin olmaması, seçilmiş müftü konusunda Yunanistan’ın Müslüman vatandaşlarının beklentilerinin henüz karşılanmamış olmasının, Atina’da bir Müslüman mezarlığının dahi olmamasının, derneklerin adında Türk kelimesinin kullanılamaması, eğitimle ilgili yaşanan bazı sıkıntılar gibi konuların giderilmesinin, Türkiye açısından önemini dile getiren Bağış, şöyle konuştu:

“Bunların mütekabiliyetle değerlendirilmeyeceğini vurgularken şunun da özellikle altını çizmek istiyorum:  Biz Sümela’da ayinlere başlarken bir mütekabiliyet aramadık, Gökçeada’da eğitime başlarken de herhangi bir mütekabiliyet aramadık. Biz farklı inanç gruplarının tarih boyunca kurmuş oldukları yaklaşık 2,5 milyar liralık yaklaşık 1,5 milyar avroluk mülkiyeti iade ederken de hiçbir mütekabilihyet aramadık.

 Benim Bakanlığımın kendi oıfisi bile istanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir bina iken şu anda Ortaköy Rum Ortadoks Vakfına iade edildi. Şu anda Bakanlığımızın yetkilileri Ortaköy Rum Ordadoks Vakfı yöneticileriyle kira müzakeresi yapıyorlar. Kirada uzlaşabilirsek biz onların kiracısı olarak kalacağız, Uzlaşamazsak başka bir yere çıkacağız çünkü mülk onların mülkü ama biz orayı İstanbul Büyükşehir Belediyesinden almıştık. Ancak Vakıflar Meclisi’nin kararına saygı duyuyoruz. Daha dün Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük iadesi kararlaştırıldı. Mor Gabrtiel Manastırı konusunda uzun yıllardır devam eden bir tartışma vardı. O konuda vakıflar meclisimiz dün siyasi iradenin kendilerine verdiği moral ve teşvikle bu konuyu gündemine aldı, tartıştı ve Mor Gabriel’in iadesini kararlaştırdı.”

Tüm bu yapılanların Türkiye’nin iyi niyetinin göstergesi olduğunu belirten  Bağış, “Bugüne kadar Sen Sinod Meclisi’nde oy kullanabilmesi için 18 farklı din adamının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçirilmesini sağlarken de biz hiçbir mütekabiliyet aramadık, bir karşılık beklemedik ama bütün bunları yaptıktan, iyiniyetimizi açık, net bir şekilde ortyaya koyduktan sonra geçmişte Sayın Smitis’in, Karamanlis’in, Papandreu’nun ve Samaras’ın, 4 farklı Yunanistan Başbakanın bu konularda adım atacaklarına ve kendi vatandaşlarını rahatlatacaklarına dair verdikleri sözlerin en azından bir kısmını tutmalarını çok önemsiyoruz” diye konuştu.

Atina’da 2 cami olduğuna değinen Bağış, 2 tarihi caminin temel restorasyonlarının yapılarak hemen hizmete sokulabileceğini kendilerine ilettiklerini ancak hukuki sorunların bulunduğunu söyledi.

Yunanistan’da özellikle müftülük konusunda, müftünün sadece Ruhani dini lider yetkisinin dışında yargı yetkisi olması nedeniyle de bir takım kısıtlamalar yaşandığını ifade eden Bağış, bu konunun ne ilk ne de son defa tartışıldığını, her iki tarafında diğerinin pozisyonunu bildiğini ve bu kısır döngünün kırılabilmesi için Türk ve Yunan taraflarının pozistonlarında paradigma değişikliğine gitme yolunu seçmesinin gerektiğini bildirdi.

Bugün Yunanistan’da da Türkiye’de de kimsenin vatanseverliğinden şüphe etmeyeceği iki Başbakan olduğunu belirten Bağış, Samaras ve Erdoğan’ın birlikte oturup bu konularda beraber karar almalarının önemli ve değerlendirilmesi gerekli bir fırsat olduğunu. Başbakan Erdoğan’ın bu konuda çok rahat, esnek ve hazır olduğunu bildiğini kaydetti.

Akdeniz Lüks Seyahat Zirvesi’ne de atıfta bulunan AB Bakanı Bağış, şöyle konuştu:

“Yunanistan, Türkjiye gibi bir turizm cenneti ve iki ülke arasındaki işbirliği bu potansiyele çarpan etkisi yapıyor. Özellikle yüksek miktarda döviz tüketen turist için çok önemli bir destinasyon. Bugün dünyada servetin, sermayenin üretildiği coğrafyaların büyük çoğunluğu islam dini mensuplarının yaşadığı coğrafyalar. Bugün dünya zenginlerinin bir çoğu Müslüman ama bu Müslüman turistler Yunanistan’a geldiklerinde bir cuma namazına gidecekleri caminin olmaması  bizim meselemiz değil, Yunanistan’ın ayıbıdır. Bunu kendileri itiraf ediyor, söylüyorlar. ve bunun böyle  garajdan döndürürülme bir camiyle değil buraya yakışır bir caminin olması, turist çekmek için dahi olsa Yunanistan’a çok öenmli bir avantaj sağlayacaktır.”

Cami sorunu sadece Türklerin ve Türkiye’nin bir talebi olarak görmenin yanlış olacağını bildiren Bağış, “Olimpiyatlara ev sahipliği yapmış, demokrasinin icat edildiği bir şehirde, insanlık tarihinin en eski medeniyet merkezlerinden birinde inanç özgürlüğü açısından böyle bir kısıtlamanın hala yaşanıyor olması ne üyesi oldukları AB müktesabıyla ne de mantıkla ifade edilebilinir. Bu konuda dostları, komşuları, müttefikleri olarak da onları teşvik etmek bizim görevimiz” dedi.

Türkiye’ye Ruhban Okulunun açılması telkinde bulunan birçok uluslararası kurum ve ülke var. Bu ülkelerin Türkiye’ye bu telkinlerde bulurken Yunanistan’ı da biraz cesaretlendirmeleri ve teşvik etmelerinin bu sorunu aşacağını ümit ettiğini ifade eden Bağış, “Sadece Türkiye’den beklenilirse haksızlık olur. Biz adında adalet kelimesini barındıran bir partinin mensuplarıyız haksızlığa boyun eğmeyiz. Kalkınmanın ancak adaletle gerçekleşeceğine inanırız” şeklinde konuştu.

Vize konusu

Yunanistan’ın Türkiye vatandaşlarına vizeleri kaldırma lüksü olmadğını, Yunanistan Schengen ülkesi olduğu için vize konusundaki kararların iradesini Brüksel’e teslim etmiş durumda olduğunu ifade eden Bağış, “Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan haksız, mantıksız ve bence hukuksuz olan vizelerin kaldırılması için Yunanistan büyük ölçüde destek veriyor” dedi.

“Her ne kadar en son “Demirkan Davası” ile ilgili görüş isteyen Avrupa Adalet Divanı’na olumsuz görüş bildirmiş olsalar da yani vatandaşlarımıza uygulanan vizelerle ilgili olumsuz görüş bildirmiş olsalar da bunu Yunanistan’ın büyük çoğunluğunun değil belki bir takım kurumların derin mekanizlarının görüşü olarak değerlendiriyorum” diyen Bağış, Yunanistan’ın çıkarları ve Yunan esnafının taleplerinin Türk vatandaşlarına vizenin kaldırılması yönünde olduğunu kaydetti.

Bağış, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bu vizelerin topyekün kalkması için Türkiye ciddi bir seferberlik içerisinde. Türk vatandaşlarının AB üyesi ülkeler tarafından uygulanan bu vizelerle ilgili sorunu maalesef 1980 darbesinin milletimize attığı en büyük kazıktır. 80 öncesine kadar bizim vatandaşlarımız birçok ülkeye vizesiz gidebilirken ve rahmetli İnönü’nün 1963’de imzaladığı Ankara Anlaşması ile yeni vizelerin konulması engellenirken maalesef 80 darbesini yapan o dar zihniyet, bizim gençlerimizin Avrupa’ya siyasi sığınmacı olarak gidebilmesini engellemek adına vize muafiyet haklarından feragat etmiş ve AB üyesi birçok ülkenin bize vize uygulamasını teşvik etmiştir.

Şimdi biz o atılan kazığı çıkarmak için uğrasıyoruz. Temmuz 2012’de 27 AB üyesi ülke AB komisyonuna Türkiye ile Vize Muafiyet müzakerelerine başlama yetkisini verdi. Yani bu kazığı yememizden tam 32 yıl sonra. Müzakereye başlama iradesini orytaya çıkarmamız 32 yıl sürdü. Bu sürecin bir yol haritası olacak. Bu yol haritası üzerine uzlaşma müzakeresi devam ediyor. Yol haritasını belirlerken de öte yandan Avrupa’nın ve başta Yunanistan’ın Türkiye’den beklentisi olan bir geri kabul anlaşması var. O da 4 yıl süren bir müzakere sonrası netleşti. Bu bizim vatandaşlarımızla alakalı değil. Bu Türkiye üzerinden Yunanistan’a ve AB’ye yasadışı yollarla geçen üçüncü ülke vatandaşlarının ülkelerine nasıl gönderileceği, nerede barındırılağı, nasıl doyurulacağı ile ilgili bir anlaşma. Bu konuda Türkiye müzakere edilen o metne sadakatini, metne olan kabulünü ortaya koymak için sembolik bir paraf attı ama imzalamadı. Ne zamanki yol haritasında, yani bizim vatandaşlarımıza uygulanan vizelerin kalkması için yol haritasında uzlaşırsak o gün imzalayacağız. Onda da belli bir noktaya geldik.”

EXPO 2013 konusundaki bir soru üzerine ise Bağış, “Yunanistan bunu Türkiye’ye yapmamalıydı. Ama daha da acısı İzmir’e hiç yapmamalıydı. Bugün Türkiye’de herhalde Yunanistan’a en sempatik bakan şehrimiz İzmir’dir. Çünkü suyun öteki tarafı. Yunan kültürü ve Yunanistan’la ilgili en çok şiirin yazıldığı şehrimiz İzmir’dir. İzmir’i bile küstürmeyi göze almış olmaları İzmir’in rakiplerinin ekonomik gücünü fazlasıyla hissetirmesiyle alakaldır diye tahmin yürütebiliyorum” görüşünü dile getirdi.

Türk Yunan sorunlarındaki en büyük engelin, en büyük meselenin “cesaret eksikliği” olduğuna inandığını ifade eden Bağış “Yunanistan’da cesaret varken  bizim ülkemizde o siyasi irade oluşmamış, son 12 yıldır da Türkiye’de bu cesaret varken Yunanistan’da bir türlü bu cesaret oluşamadı. O da siyasi yapının çok kırılgan olmasıyla alakalı. Bizim bu cesur adımları atmamızın en büyük sebebi arkamızda bu adımları desteklediğini bildiğimiz büyük bir halk gücünün olduğunu bilmek” ifadelerini kullandı.

Bağış: “Biz de bir koalisyon hükümeti olsak, çok ufak bir sallatıyla gidecek hassasiyet olsa bu adımları atamazdık. Statükoyu seçerdik. Olduğu gibi kalsın, ileride bakarız anlayışını benimnserdik. 12 yıldır Yunanistan’ı yakından takip ediyorum. Bu süre içerisinde hiçbir zaman güçlü bir hükümet olamadı. Belki de bu cesur adımları atamadıkları için olamadı. yani birilerinin riski de alması lazım çünkü siyasette de ticarette olduğu gibi risk ve ödül eşit oranlıdır” diye konuştu.

Bakan Bağış, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz Türkiye’de risk aldık. 20 yıl evvel insanların etnik kökenini dile getiremediği bir ülkeydi. Bırakın sıradan insanları, Cumhurbaşkanlı kendi etnik kökenini dile getiremiyordu. Rahmetli Özal benim annem Kürt, teyzem Türkçe bilmezdi diyordu ben Kürdüm diyemiyordu. Cumhurbaşkanları bile korkuyordu. Bugün aynı ülkede devletin televizyonu günde 24 saat Kürtçe yayın yapıyor. Mahkumlar kendilerini istedikleri dilde savunabiliyıor. Biz isyasiler istediğimiz dilde seçim kampanyası yapabiliyoruz. Üniversitelerimizde enstitüler kuruldu. Biz o tabularmızı kırabilme iradesini ortaya koyduk. Bu millet de o cesareti ödüllendirdi. Oyumuzu yüzde 34’ten yüzde 55’lere kadar çıkardık. Bu bir riskti, tutmayabilirdi. Bunu yaparken sadece Kürt vatandaşlarımız için yapmadık. Alevi vatandaşlarımız için de kadınlarımız için de adımlar attık.

Bugün tarihi bir gün yaşıyor. Dün gece yarısı resmi gazete yayınlandı ve kamuda başörtüsü özgürlüğü artık ilan eidlmiş oldu. Bu çok önemli ve cesur bir adımdır. Bırakın 20 yılı 6 yıl evvel ben bunu dillendirdiğim için Anayasa Mahkemesi’nde yargılandım. Başörtüsü kullanma özgürlüünün mini etek kullanma özgürlüğü kadar öenmsiyorum dediğim için siyasetten ömür boyu men edilme talebiyle yargılandım. Bugün bu çok normal ve toplumun büyük kesiminin de desteklediği bir noktaya geldik. Demek ki zamanın ruhu çok önemli.”

Kıbrıs Meselesi

Ada’da kapsamlı bir çözümün sadece Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için değil Türkiye ve Yunanistan ile diğer garantör ülke İngiltere için değil dünya barışı için de önemli olacağına inandıklarını ifade eden Egemen Bağış, “Bu yüzden çok çok beğenmesek bile Annan Planı’nı desteklemiştik çünklü çözümün bazı maliyetleri olduğu kesin ama çözümsüzlüğün maliyetleri çözümün maliyetlerinden çok daha yüksekti. Biz bunu öngörebilmiştik. Bunu maalesef Rum siyasilerin büyük çoğunluğu göremediler. görebilen tek kişi vardı, bunu alenen söylediği için de cumhurbaşkanlığı hayallerini 10 yıl ötelemek zorunda kaldı ama zaman onu haklı çıkardı. Kıbrıs’ın içine düştüğü ekonmomik krizin asıl sebebi insanların öngörememesi, öngörülemeyen bir ülkede yatırım yapılamaması, istihdam yaratılamaması ve tek  gelir kaynağı olarak şişirilmiş faiz sektörün şişen balon gibi patlamasıydı ama zaman o siyasetciyi haklı çıakrdı. Eğer Annan Planı zamanında Sayın Anastasiadis’in de savunduğu gibi kabul edilmiş olsaydı bugün Kıbrıs, AB’nin en müreffeh ülkesi olurdu” diye konuştu.

 Rum halkının Anastasiadis’i seçmiş olması sadece Anatasiadis’ten değil Annan Planı’na emek veren herkesten adeta bir özür dileme olarak algılanması gerektiğini söyleyen Bağış, “O hatadan dönülmesi için Anastasiadis’in vizyonunun ada için verimli olacağına inanıyorum ama o da iktidara gelirken çok daha büyük sorunları kucağında bularak geldi. Onun da önceliği şu anda Bm merkezli çözümden çok batan bankalarını kurtarmak o konuda da kendisine başarı diliyoruz ancak kapsamlı bir çözüm ekonmomik çözümler de getirecektir. Çünkü bir anda adada muazzam bir yatırım furyası başlayacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde zengin Kıbrıslılar var. Onblar bile kendi paralarını kendi topraklarına getişrmeye çekiniyorlar. Biliyorsunuz sermaye güvercin gibidir, kendini emniyette hissetnmediği yere gitmez” dedi.

Altın Şafak operasyonu

Bağış, Yunanistan’da aşırı milliyetçi Altın şafak Partisi’ne yönelik operasyonlarla ilgili olarak da derin mekanizmalarla mücadele konusunda Türkiye’nin en tecrübeli siyasi partisi olarak Yunanistan’ın kendi iç temzilik sürecini önemsediklerini ancak bunun Yunanistan’ın bir iç meselesi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin Yunanistan’ın bir iç meselesine müdahil olmasının söz konusu olamayacağını belirten Bağış,”Her ülkede olduğu gibi Yunanistan’da da demokrasinin güçlenmesi, kuvvetlenmnesi için atılan adımları demokrasiye inanmış bir ülke olarak çok önemsiyoruz. Bizden herhangi bir yardım talepleri olursa da elimizden gelen desteği veririz. Nasıl bizim terörle mücadelede Yunanistan’dan destek taleplerimize son yıllarda daha olumlu bir yaklaşlım sergilenmişse aynı şekilde Yunanistan’da terör ve şiddetle bağlantılı her kanunsuz olaya karşı Türkiye’nin yapabileceği her türlü katkı tarafımızdan tarafından ortaya konacaktır. Biz bütün komşularımızın huzur içerisinde olmasını isteriz” dedi.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here