Ana sayfa Arşiv TÜRK VE YUNANLI KADINLARDAN ORTAK ETKıNLıK

TÜRK VE YUNANLI KADINLARDAN ORTAK ETKıNLıK

13
0

Yunanistan Kadınlar Birliği, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Kadınlar Kolu, Kadın ve Yaratıcılık Derneği olarak 16 Nisan 2010 saat 19:00’da XENIA otelinde “Depresyon ve Aşırı ılaç Tüketimi” başlıklı bir organizasyon gerçekleştirildi. Etkinliğe, Kadın ve Yaratıcılık Derneği Gümülcine Teşkilatı başkanı Kula Papadrieli, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve Kadınlar Kolu başkanı şükran Raif, T.C. Gümülcine Başkonsolosluğu’ndan Muavin Konsolos Özkan Duman, BAKEş’ı temsilen G. Sekreter Pervin Hayrullah ve daha bir çok bayan katıldı. Etkinlikte bir konuşma yağan Muavin Konsolos Özkan Duman, kadınların gücüne inandıklarını, ve kadınların olduğu yerde daima başarının olduğunun altını çizdi. Duman konuşmasında kısacası şunlara değindi: “Bukadar seçkin bir grupla olmaktan dolayı ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyorum. Kadınlar girdikleri her alanı güzelleştiren kişilikler. Yani siyasette, ekonomide, politikada her alanda kadınların sayısının çok olduğu yerlerde daha kaliteli işlerin olduğunu görüyoruz. Bu akşam da burada hem azınlık, hem de çoğunluk insanı bir arada bir etkinlik yapıyor. Hem kulağımıza hitap eden Türk-Yunan müzikleri var, bunlar ortak yönlerimiz. Hem de ağız tadımıza hitap eden bir etkinlik var, ıstanbul yemekleri olacak, hem de gerçekten azınlık ve çoğunluk insanı için önemli olan “Depresyon ve Aşırı ılaç Tüketimi” gibi önemli bir konuya değinecekler. Aynı anda nasıl olurda bir etkinlik üç dört konuya el atar bunu ancak kadınlar yapabilir.” Dedi. “Depresyon ve Aşırı ılaç Tüketimi” başlıklı, bu çok güncel konuyu Psikiyatrist-Psikolog Sayın Efi Cura, değerlendirdi, bilimsel açılımını yaptı ve yararlı tavsiyelerde bulundu. Devamında ise, geleneksel müzikler eşliğinde Bir Tutam Baharat ( Politiki Kuzina ) filminden bölümler gösterilerek, geleneksel lezzetler tadıldı. ETKıNLıK GERÇEKTEN BıRAZ YORUM KALDIRDI Bir Türk gazeteci olarak ben de bu etkinliğe gideyim dedim. ıyi de oldu çünkü sadece ben vardım azınlık gazetecilerinden. Beni gören oldu ama görmemezlikten geldiler. Ne de hoşgeldin deyen oldu. Oysa ben bu etkinliğe bir basın mensubu olarak gitmiştim. Neyse kendimi toparladım ve aklım yerine gelince anladım neden görünmediğimi. Öyle ya, şimdi yazdığım gibi geçtiğimiz haftalarda da bayan şükran hanımın tiyatrosu haberinde birazıcık yazmıştım. Galiba beni görünmezliğe orası büründürdü. Ama bakın yine yazıyorum, okuyun aşağıda ne için yazıyorum. Sakın şunu unutmayın, ben Birlik gazetesi olarak varım ve var olmaya devam edeceğim. ıster görün, isterseniz görmeyin. Ben azınlığın yararına olan birçok hakkı görmeye devam edeceğim. Aynen ıdadiye Mektebi’nin tiyatro salonunun istenmesi gibi hakkı ise hep görmeye devam edeceğim. ÇORBANIN ıÇıNDE SıNEK DEğıLıZ Yemekler yendi, müzik eşliğinde Yunanlı bayanlar halay çekti. Bu tür organizasyonların özellikle bölgemizde daha sık yapılması ihtiyacı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çünkü Türk kadınlarından bazıları başı örtülü bir şekilde salonda bulunmalarından bazı Yunanlı bayanların bu manzaradan rahatsızlık duymuş olacaklar ki, başı örtülü bayanlarımıza dönerek, “siz neden geldiniz, çorbanın içinde sinek gibi duruyorsunuz” demeleri o sıcak ve olumlu havayı birazıcık olsun germeye yetmişti. Bu çirkin haksızlığa karşı sessiz kalmayan bayanlarımız durumu derhal kadınlar Kolu başkanı şükran Raif’e aktarmışlar ve şükran hanım bu çirkin sözü söyleyen bayanın yanına giderek durumu anlatmasını istemiş. Yunanlı kadın yaptığı çirkin haksızlığın farkına varmış olacak ki sonrası bayanlarımızdan neredeyse özür dileme noktasına gelmiş. Bu olayı neden mi yazıyorum? Çok güzel bir projeyi hayata sokan Türk ve Yunanlı kadınları öncelikle tebrik etmek istiyorum. Bu tür kaynaşmaların daha sık zamanlarda gerçekleşmesi gerektiği bir kez daha altını çizmek istiyorum. Biz burada varız, baş örtümüzle, kimliğimizle, dinimizle, örf ve adetlerimizle, kültürümüzle var olmaya devam edeceğiz. Bunu da herkes böyle kabul etmelidir. Bu çirkin olayın yaşanmasına sebebiyet veren bu hemşehrimiz Yunanlı bayanı da yapmış olduğu hareketinden dolayı kınamak istemiyorum. Çünkü onun da suçu yok. Asıl şuçlular, bizlerin burada öz kimliğimiz ile yaşamamıza engel olmak isteyenler ve her defasında bize değişik kimlik, kaftan gömlek dikmek isteyenler oturup bir kez daha iyice düşünmelidirler. Sade insanların beynine “Yunanlı Müslümanlar” yakıştırmasını, bölgemizdeki milli giysimiz ferace’nin ve baş örtüsünün rahatsızlık vermemesini birileri eğitici programlar ve seminerlerle, televizyon reklamlarıyla anlatması lazım. Birlikte yaşamanın ulusalcı anlayışa sahip beyinlere kazınması lazım. Ancak o zaman çorbanın içinde sinek yakıştırmasından önce onu söyleyen ve öyle gören Yunanlı komşularımız kurtulacaktır. Çünkü bizim onların giysilerinden hiç ama hiç şikayetimiz yok, olamaz da çünkü biz Yunanlı’nın Yunanlı olduğunu, Türk’ün de Türk olduğunu inkar etmiyoruz. Biz insanlığa karşı hoşgörülü, dinler arası hoşgörüye inanmış ve uygulamada herkese bu hakkı yaşatmış bir ımparatorluğun torunlarıyız. Biz çorbanın içinde sinek değiliz, aslında biz çorbanın tuzu biberiyiz ama anlayana.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here