Ana sayfa Arşiv PEKı BU TABELALAR NE OLACAK?

PEKı BU TABELALAR NE OLACAK?

13
0

Değerli okurlarım, son günlerde Batı Trakya’da aldı başını gidiyor bir dernek kurma furyası ama Allah sonumuzu inşallah hayır etsin. Gidelim bakalım nereye kadar gideceğiz. Ancak gideceğimiz yön ve yer belli, duvara çarpacağız ve sil baştan yeniden geriden başlayacağız. Buna na derler, bir adım ileriye, 5 adım geriye gidiyoruz. ışte biz de aynen Batı Trakya’da bunu yapıyoruz. Her dönemde başka başka icraatlar ve yeni ürünler üretiyoruz. Bunun adına da ne diyoruz biz burada, “azınlık gözünü açtı ba, eskisi gibi değiliz, azınlık ilerledi ba, neyin ilerlemesi be soydaşlarım? ılerleme bumudur? Karşı tarafa tavizler vererek ilerleyeceksek varsın kalsın, hiç olmazsa haklarımızın verilmesine kadar zarar etmeyiz. Belki yerimizde sayarız ama dinimizden, kimliğimizden zarar ederek taviz vermeyiz bari, ben öyle düşünüyorum sizi bilmem. ıki hafta buralarda değildim, geldim ve yokluğum sırasında Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı basınında ne gibi haberler yer aldı diye gazete sayfalarını karıştırırken Gündem Gazetesi’nde bir iki sayfa dikkatimi çekti. Eski milletvekilimiz sahneye çıkmış ve mahkeme tarafından kabul edilen bir derneğin başarısından söz ediyor. Bu da yetmiyor, Rodop ili mahkemesi tarafından verilen bu kararın düne kadar Dedeağaç mahkemesinin vermediğini ancak şimdi verilen bu kararın orası için de bir örnek teşkil edeceğinin altını çiziyor. Gazete haberini tam on defa okudum, içime yatmadı, bu işte bir kurt yenikliği muhakkak vardır dedim ve aşağıda okuyacaklarınızı kaleme aldım. Yazıma hemen bir soruyla başlamak istedim. ılhan Ahmet,” Kurcalı Azınlık Kadınları Eğitim ve Kültür Derneği”nin mahkeme tarafından kabul edilip kurulmasını azınlığın başarısı olarak mı görüyor? Neden mi soruyorum? Okuduğum haberde “baş aktör” eski milletvekilimiz ılhan Ahmet. Eeee, onun olduğu yerde de muhakkak yine birşeylerin olduğunu zannediyorum. ıyi veya kötü, muhakkak bir olay var. Neden diyecek olursanız, örnek olarak alın size imamlar yasasını, azınlığımızın başına bir bela gibi sarıldı, sarıldı ve görünen o ki bu bela ile uzun yıllar uğraşacağız galiba. Sayın ılhan Ahmet din görevlilerimize Yunan devleti tarafından aynen papazlara ödendiği gibi aylık maaş ödenmesi gerektiğini savundu, talep etti. Papazlara tabii ki kilise üzerinden ödeniyor ancak devlet kiliseye kaynak aktarıyor, bunu da belirtelim. Peki devlet eğer bizi seviyorsa neden Lozan Antlaşması’nın gereğini yerine getirmiyor? Konu bukadar basit, fazla söze gerek yok. Sorun sorun olmaktan çıkar, devlet te rahatlar bizde. Gelelim gazetede okuduklarıma. Aynı haberde ılhan Ahmet’in ifade ettiklerinden bana göre şu anlam çıkıyor. “Dedeağaç (Aleksandrupolis) mahkemesi Azınlık kelimesini geçmişte kabul etmedi. Rodop mahkemesi de bir iki müracatta kabul etmemişti, ama bakın şimdi Rodop mahkemesi Azınlık kelimesini kabul etti, yani Azınlığın ne azınlığı olduğunun başvuruda belirtilmemesine rağmen kabul etti. Bu aynı zamanda Dedeağaç mahkemesine de örnek teşkil edecektir.” Eski milletvekili sayın ılhan Ahmet haberin devamında şöyle demiş: “Fakat ben bu karardan siyasetçi olarak şunu anladım. Yunanistan kesinlikle bunun önünü kesmek istemektedir. Diyor ki, ne yaparsanız yapın, ben asla Türk kelimesini kabul etmeyeceğim. Bu mantık ortaya çıkıyor. Rodop ıli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin haricinde yarın, örneğin Türk Avukatlar, Türk Gazeteciler Derneği gibi derneklerin kurulması için yapılacak başvurular da kesinlikle reddedilecek.” Yani sayın ılhan Ahmet bu söyledikleriyle acaba Batı Trakya Türk Azınlığı’na şu mesajı mı vermek istiyor. “Hey millet, dernek kuracaksanız Türk kelimesini kullanmayın, çünkü kullanırsanız zaten mahkeme tanımayacak. Gelin siz bak Azınlık kelimesini tanıyan bir mahkeme var. Bundan sonra derneklerimizi Azınlığın ne azınlık olduğuna bakmaksızın, azınlığın kimliğinin ne olduğunu belirtmeden dernekler kurmak için bu yöntemi kullanalım biz. Kolay yol varken zoru neden kullanalım, Azınlık yazın ve yatırın dilekçeyi. Nasıl olsa bakın ıskeçe Türk Birliği Avrupa ınsan Hakları Mahkemesi tarafından haklı bulunmasına rağmen Yunanistan bunu da uygulamıyor ve bundan sonra da uygulamayacak. Onun için haydi artık kimliğimizi ifade eden Türk kelimesinin mücadelesini bırakalım. Biz nasıl olsa Türküz, müslümanız eh bunu da biz biliyoruz ya yeter bize.” Ama değerli okuyucularım, ozaman neden çeyrek asır ıskeçe Türk Birliği’nin mahkemelerde savunmasını yaptık ve halen yapıyoruz? Yunan devleti tarafından resmi olarak kapatılan Gümülcine Türk Gençler Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği gibi azınlığımızın güzide derneklerinin tabelalarının asılmasını istiyoruz? Azınlık aydınları, siyasetçilerimiz azınlık kelimesini biz kabul ediyoruz, bu bize yeter, derneklerimizin isimlerinde artık bundan böyle Türk, mürk kelimesi olmasa da olur, bakın artık dernek kurabiliyoruz der gibi bir yeni hava estirilmeye, azınlığa benimsetilmeye çalışılıyor galiba, yoksa ben mi öyle algıladım bu olayı dersiniz? Ama müsade edin de peki ozaman neden halen yukarıda adı geçen derneklerin Türk kelimesiyle tanınmasına, yeniden isimlerinin geri verilmesine enerjimizi harcıyoruz? Yani Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı artık kimliğimizin mücadelesini bıraktı mı? Eğer bıraktıysa bunu hepimiz bilelim ve bedavadan uğraşmayalım. Bunun bizim başımızda olan siyasilerimiz tarafından telafüz edilmesi, azınlık kelimesiyle dernek kurulmasını bir başarıymış gibi göstermekle sanki kazanılmış bir hakmış gibi gösterilerek adeta bayram yaparcasına gazetelerin sayfalarında çarşaf çarşaf yayımlanması bana göre utanç verici bir olaydır sevgili okurlar, sevgili soydaşlarım. Ben sayın ilhan Ahmet’e buradan bir soru yöneltmek istiyorum ve müsade ederse bir eski milletvekiline kendilerine şu soruyu sormak istiyorum. Sayın eski vekilimiz, halen aktif siyasetçimiz, daha doğrusu milletvekili olmadığınız şu an ancak iyi bir oy rakamı alan bir eski milletvekili olarak son dönemlere dernekler hakkında konuşmaya ve görüş belirtmeye başlamış olduğunuzu görüyorum. Ama nedense milletvekili olduğunuz yıllarda partinizin iktidarda olmasına rağmen azınlığın dernek sorunlarına yeterince eğilmediğinizi zannediyorum, yanlışsam lütfen benim yazdıklarımı düzeltiniz, yapacağınız muhtemelen açıklamanızla. Daha ziyade ortaya çıkıp anlatın bu halka artık Türk kelimesi olan derneklerimizin mücadelesini vereceğiz mi? veya vermeyeceğiz mi? Benim anladığım kadarıyla sizler artık dernek kurulsun da nasıl olursa olsun mu diyorsunuz? Açıkça söyleyin kişisel görüşünüz nedir? Toplumumuzun yararına olan hangisidir? Türk kelimesi olan derneklerimizin müdafasını yaparak davamızın peşinden gittmek mi? Veya tamam, buraya kadar mı diyorsunuz? ımamlar yasasıyla büyük bir karmaşıklığın içerisine sürüklenen bu azınlık şimdi de mahkemelerde azınlık kelimesiyle başka yerlere sürüklenmek mi isteniyor? Yani “Batı Trakya Türk Gazetecileri Derneği” ile bir müracat yapmayalım mı mahkemeye mahkeme tarafından red edilecek diye? Ne yapalım söyleyin, yönlendirin bu azınlığı. Kısacası kimliğimizden artık feragat mı edelim? Vazmı geçelim kimlik mücadelemizden söyleyin bu insanlara söyleyin. Mahkeme azınlık kelimesini tanıdı diye bayram mı yapalım? Bu mu amacımız? Zaten biz resmi bir azınlık olarak ülkemiz Yunanistan’a emanet edilmişiz, “Muz Cumhuriyeti “ kanunlarıyla değil, uluslararası antlaşmalarla bırakılmışız bu topraklarda, öyleyse mecburen azınlık kelimesi zaten tanınması gerekir. Bizim derdimiz Azınlık kelimesi değil, bizim kimliğimizin meselesidir zannedersem. Burada da mı yanlış yapıyorum? Lozan Antlaşması resmi bir azınlıktan bahsediyor, resmi olan bir azınlığın haklarının korunmasından söz ediyor. Sonradan göç eden bir toplumdan bahsetmiyor. Burada, kendi öz topraklarında yaşayan bir toplumun topraklarıyla birlikte bir başka ülkeye katılmasını konu alıyor antlaşmalar. Dolayısıyla güvence altına alınan haklarımızın başında resmi azınlık kelimesi kullanılmalıdır, bunun başka yolu yok. Ancak Yunanistan burada yaşayan azınlık insanının Yunanlı müslümanlar olduğunu iddia ediyor. Dış dünyaya karşı bizi toplum olarak, “bunlar benim Yunanlı müslüman vatandaşlarım ve dolayısıyla bunların sorunları benim iç meselemdir” demiyor mu? Bu da mı yalan? Bunu da mı yanlış anlıyorum acaba ve sürekli yazılar yazıyorum. Pes doğrusu, yazıklar olsun, neymiş efendim, Yunan mahkemesi Azınlık kelimesiyle dernek kurmamıza müsade etmiş te bilmem ne olmuş, pındıkı pıs. Tabii ki müsade edecek, adamın işine geliyor. Biz de davul ve zurna ile bayram yapıyoruz, dernek kuruyoruz, otobüsle geziler düzenleyip etkinlikler yapıyoruz. Dernekleşmenin amacı buysa buyurun bayram namazı’na. Dostlar alışverişte görünsün misali siyaset yapıyoruz galiba. Beyler, kendimize gelelim ben de dahil olmak üzere herkes üzerine düşen görevi azınlığımızın çıkarları doğrultusunda yapmalıdır. Köylerin, kişilerin istekleri doğrultusunda yapılan işlerden bu azınlığa hayır gelmez. Dernek kurulsun da adı ne olursa olsun ile olamaz bu işler. Böyle dernekler kurulacaksa kurulmasın bana göre, eğer benim azınlığımın kimliği yazılmayacaksa geçmişte olduğu gibi taberlalarında varsın kurulmasın. Asıl bayram da ıskeçe Türk Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği gibi güzide derneklerimizin Yunan devleti tarafından yerlerinden sökülüp alınan tabelaları geri iade edildiğinde yapılmalıdır. Bir mahkemenin Azınlık kelimesini tanımasıyla değil, bu hak ve adalet değildir. Adalet hakkı verir, hak ise demokrasiyi temsil eder, bunu sakın unutmayın.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here