Ana sayfa Arşiv KEMAL ANADOL’UN „BÜYÜK AYRILIK” ROMANI GÜMÜLCİNE’DE TANITILDI

KEMAL ANADOL’UN „BÜYÜK AYRILIK” ROMANI GÜMÜLCİNE’DE TANITILDI

23
0

Milletvekili Roman Yazarı Kemal Anadol’un yazmış olduğu „Büyük Ayrılık” kitabı Gümülcine’de tanıtıldı. Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’nin Papasotiriu kitabevi ile birlikte düzenledikleri kitap tanıtım etkinliği, Gümülcine (Komotini) Belediyesi’ne ait kültür etkinlikleri salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosu Mustafa Sarnıç, kitabın yazarı CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol, İzmir Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağa, Gümülcine Belediye Başkan Yardımcısı bayan Elpiniki-Dimitra Mustaka, Muavin Konsoloslar Onur Ekren, Özkan Duman ve eşleri, Konsoloslukta görevli Ataşeler, Konsolosluk çalışanları, Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Edirne’de Trakya Üniversitesi’nde eğitim görevlisi olarak görev yapan Tanasis Kongolos, Papasotiriu Kitabevi sahibi Kafecis, eski Milletvekilleri Mustafa Mustafa, BAKEŞ Başkanı Galip Galip, Vali Yardımcıları Sibel Mustafaoğlu, Mehmet Devecioğlu, Yassıköy Belediye Başkanı Kiriakos Amucas, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Ahmet Kara, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Adnan Selim, Ziraat Bankası Gümülcine Şubesi Müdürü, SÖPA Mezunları Derneği Başkanı Mehmet Derdiman, Dr. Hasan Ahmet ve eşi ressam Füsun Suka, Yönetmen Şükran Raif, ve çok sayıda azınlık insanı katıldı. Ancak Türk Belediye Başkanlarının katılmaması dikkatlerden kaçmadı. Son seçildiğinden bu yana her zaman olduğu gibi Rodop Valisi Aris Yiannakidis azınlık tarafından düzenlenen etkinliklere katılmadığı gibi bu kültür açısından önemli etkinliğe yine katılmaması dikkat çekti. Yapılan konuşmalarda, herkes yazılan bu tür roman kitaplarının geçmişte kardeşçe yaşayan iki halkın duygularına şahitlik yaptığını dile getirdi. İzmir Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağa yaptığı selamlama konuşmasında, „burada bu sıcak ortamda ben de Foça Belediye Başkanı olarak bulunmaktan çok mutluyum. Bu roman hakkında birşeyler söylemek gerekirse, buna sadece belgesel roman demek yanlış olur. İki toplum insanlarının doğup büyüdükleri, birarada karşılıklı hoşgörü ve sevgi içerisinde yaşadıkları bir dönem ve toplumlar vardı. Bu roman o yılları, o dostlukların yaşandığı dönemi anlatıyor. Tabii ki bazı süreçler buradaki insanların birbirinden ayrılmasını ortaya çıkarttı ve bu „Büyük Ayrılık” romanı işte mevcut olan bu ayrılıkları en iyi, en objektif olarak ön planda sergilediğini düşünebiliriz. Zevkli bir roman, mutlu olabileceğiniz bir roman, herkese bu romanı okumayı tavsiye ediyorum” dedi. Papasotiriu kitabevi sahibi Kafecis te yaptığı selamlama konuşmasında şöyle dedi: „Aziz Nesin’in bir sözü vardı, „böyle gelmiş, böyle gitmez”. Biz Papasotiriu olarak Yunanistan’ın en büyük kitabevi zinciriyiz ve şu an tüm Yunanistan’da 30 kitabevimiz var. Trakya’da da İskeçe, Gümülcine, Dedeağaç’ta da üç kitabevimiz var. Biz buraya geldiğimizde tabii ki bölgede sadece Yunanca’nın konuşulmadığını farkettik, başka dillerin olduğunu gördük. En başta Türkçe olmak üzere, Türkiye’de yayınlanan en önemli kitapları her zaman buraya getirmeye hazırız ve bunları yapıyoruz. Bu çabalarımızı devam ettireceğiz. Batı Trakya Azınlığı Derneği ile son derece iyi ilişkiler içerisindeyiz. Biz Türkiye’de bir kitabevi kurduk. Hristos Hristodulu tarafından Yunanca olarakta Kemal Atatürk’ün Selanik’teki günleri ve çalışmaları diye bir kitap yayınladık. Bu kitap Yunanca yazılmıştı Türkçe’ye çevrildi. Şu anda Türkiye’de en çok satanlar kitaplar listesinde 20. sırada bulunuyor. Şu anda bu kitap Can Dündar’ın „Mustafa” adlı filmi için en temel eserlerden biridir.” Dedi. Tanasis Kongolos yaptığı konuşmasında Yunanlıların „Küçük Asya Felaketi” olarak tanımladıkları „Kurtuluş Savaşı” mücadelesi kapsamında yaşananlara değindi. „Türkler ve Yunanlılar o dönemdeki Avrupa politikası bu iki unsurun birarada yaşayamayacaklarına karar verdikten sonra kendi ata topraklarını, ana topraklarını bırakmak zorunda kalmışlardır. Türkler ve Yunanlılar farklı dinlere dahil olsalarda hayatın tatlı günlerini, acı günlerini aynı şekilde paylaşan insanlarını dostlarını birkaç saat içinde kaybetmiş oldular. Kemal Anadol’un 1904 yılından 1922 yılına kadar anlatmış olduğu dönemi özellikle Foça bölgesini anlatmış olduğu bu romanda, büyük güçlerin entrikalarına karşı son derece güçlü, son derece belirgin şekilde karşı çıkma olayı görülmektedir. Bu tür olaylarla alakalı her iki tarafta da çeşitli romanlar yazılmıştır. Son olarak her iki ülkede de karşılıklı olarak bu tür edebiyat kültürü ele alınmaktadır. Gelecek kuşaklar için son derece önemli bir mirastır. Bu günlerde Türk Yunan ilişkileri düzelme yönüne doğru gitmektedir. Bu kitaplar Türk ve Yunan üniversite öğrencileri tarafından son derece dikkatle incelenmeli ve ele alınmalıdır. Her iki taraftaki genç insanlar dedelerinin Anadolu topraklarında yaşamış oldukları gerçekten samimi işbirliği, dostluk ortamını yeniden yaşayabilirler.” Kemal Anadol yaptığı konuşmasında kitabı ile alakalı şunları dile getirdi. ”Kitap, tarihsel roman, belgesel roman, siyasal roman türlerini içinde barındıran yeni bir stil. Kitap Osmanlı’nın son 22 yılını anlatıyor. Osmanlı çok halklardan oluşan bir mozaikti. Tabii ki bunların içinde en kalabalık nufus Rum nufusuydu. Romanımda daha çok Ege yer alıyor. Foça, Ayvalık, Midilli üçgeninde geçiyor daha çok. Tabii İzmir İstanbul da var. Birlikte yaşayan bu insanların karşılıklı ticaretleri, aşkları, nefretleri, ilişkileri yani birlikte yaşayan bu insanların müziklerini, yemeklerini uzun boylu işlemeye çalıştım. Savaşlar nedeniyle de bu sıradan insanların yaşamlarının nasıl savrulup gittiğini, insanların nasıl dağıldığını, yaşadıkları topraklardan nasıl uzaklaştıklarını geçip giden hayatlarını anlatmaya çalıştım. Bu kitabı yazarken dört kez Midilli’ye gittim. Ben, 1994 yılında „Abdi İpekçi Barış Ödülü’nü alan insanlardan biriyim. Ben 5.dönem milletvekiliyim Parlamento’da. Türk- Yunan ilişkileri hep böyle tartışılan ilişkilerdir. Çeşitli gözlemlerim oldu hem Türkiye için hem Yunanistan için. Yunanistan’daki, Bulgaristan’daki tarih eğitiminin bir bilim olarak değil, propaganda aracı olarak kullanıldığı da bir gerçek. O zaman bu yanlış bakış açısı. Toplumlarda tarih bilincinin oluşması lazım. Tarih bilinci olan toplumlarda demokrasi bilinci yerleşip kökleşemez. Dününü bilmeyen bir toplum bugünkü yaşamına yön veremez, yarın için de hiç bir proje üretemez. O nedenle toplumun tarih bilinç açısını yükseltmek lazım. Bugünkü devletlerin tarihe bakış açısı ve eğitim sistemleriyle verilen bir tarih eğitimiyle elde edilmez. Romanla, sinemayla bu daha çok gerçekleştirilebilir. Şu anda Türkiye’de güzel bir roman vardır, „Güç Sancısı” benim gibi bir politikacı yazmıştır Yılmaz Karakoyunlu eski Bakandır kendisi. 6-7 Eylül dönemini anlatır romanda, şu an Türkiye’de vizyonda en fazla seyirci toplayan odur. Türk- Yunan ilişkilerinin gelişmesi için bazen doğal felaketler sosyal mutluluklara yol açıyor. 1999 yılı Marmara depremi bu konuda bir kırılma noktasıdır. Şu ortaya çıkmıştır. Türk-Yunan ilişkileri politikacılara, bürokratlara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir. Bunları by pas yapmak lazım, halkların doğrudan ilişki kurması lazım. Eskiden Türk-Yunan ticaret hacmi çok komik rakamlardaydı. Bugün bu rakam 5 milyar doları buldu. Bundan sonra politikadan vakit bulursam bu kitabın devamını yazacam. 1924 Mübadelesi’nden başlayan 1999 Marmara depremine kadar olan zaman dilimini yazacam. Kongolos’un söyledikleri benim için ayrı bir değere sahip. Çünkü Türkiye’de bukadar kapsamlı ve irdeleyici bir eleştiri yazılmadı kitabım hakkında. Bu yazdığım roman benim 6. romanım. Herkese teşekkür ediyorum” Gümülcine Belediye Başkanı Yardımcısı bayan Elpiniki-Dimitra Mustaka etkinlikte yaptığı konuşmasıyla dikkat çekti. Samimi itirafları ile sürdürdüğü konuşmasında şunları söyledi: ”Bu güne kadar belediye Başkanı yardımcısı olarak ve aynı zamanda Gümülcine Kültürel Kuruluşu olarak birçok etkinliğe, birçok kitap tanıtımına katıldım ancak hiç bir zaman bir selamlama konuşması yapma ihtiyacı duymadım. Bu gecenin hepimiz için son derece çok önemli olduğu bir mihenk taşı olduğunu söylemek istiyorum. Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’ni bu girişiminden, bu insiyatifinden dolayı gerçekten içten tebrik etmek istiyorum. Kitabın yazarını da gerçekten tüm samimiyetimle içimden tebrik etmek istiyorum. Bu kadar uzaklardan kitabı tanıtmak için gelen sayın Belediye Başkanına da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Dudaklarımın değil, yüreğimin konuşmasını istiyorum. Ben 3. kuşak insanıyım, atalarım Anadolu’dan geliyorlar. Ben ninemin anlattığı hikayeleriyle büyüdüm ve bunlar Türk ailelerin Yunan ailelerin arasında son derece yakın ilişkiler son derece yakın bağlardı. Bizleri çok gerilere götürdünüz. Bizim duygularımıza hitab ettiniz, bizim duygularımıza, yüreğimize hitab ettiniz, size son derece teşekkür ediyorum. Belediyemizde Atina’da aldığınız ödüle benzer bir ödül olsaydı bütün kalbimle, en içten duygularımla onu size verirdim kesinlikle bu konudan emin olun. Atalarımızın, ailelerimizin, büyüklerimizin bize anlatmış oldukları Türklerle Yunanlılar arasındaki bağlar her zaman bizim aklımızdadır, her zaman hafızamızdadır ve bunu burada itiraf ediyorum, akşamları yorgun bir günden sonra rahatlamak istediğimde Türk şarkıları, Türk türküleri koyar onları dinlerim.Bizim ilişkimiz siyasetten de ötedir, siyasetten de güçlüdür, herzaman biz birlikte olmaya, birlikte yaşamaya ve birlikte yaşamımızı sürmeye devam edeceğiz, bunu bilmenizi isteriz.” Dedi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here