Ana sayfa Arşiv DERDıMAN: “MıLLETVEKıLıMıZ BU YANLIşTAN VAZGEÇMELı ÇÜNKÜ EğıTıM ÇOK HASSAS BıR MESELEDıR”

DERDıMAN: “MıLLETVEKıLıMıZ BU YANLIşTAN VAZGEÇMELı ÇÜNKÜ EğıTıM ÇOK HASSAS BıR MESELEDıR”

21
0

Rodop-Evros ılleri Selanik Özel Pedagojisi Akademisi Başkanı Mehmet Derdiman, son günlere PASOK ıskeçe Milletvekili Çetin Mandacı’nın, “SÖPA’da karma modeli sonuna kadar destekliyorum” sözlerini değerlendirdi. Bir eğitimci gözüyle ve yılların tecrübesiyle olayı enine boyuna değerlendiren ve gayet açık sözlülükle hiç kimseyi suçlamadan Birlik gazetesine değerlendirdi. Derdiman, Milletvekillerine çağrıda bulunarak Azınlık eğitimi konusunda hassasiyetleri göz önünde bulundurmalarını, Azınlık kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütlerinin başkanları ve temsilcileriyle birlikte konuşup hareket etmeleri gerektiğini söledi. Sayın Derdiman, Azınlık Eğitimi yıllarca konuşuldu ve halen konuşuluyor. Siz ne istiyorsunuz? Desem nasıl bir cevap verirsiniz? “Yıllardan beri bizim Selanik Özel Pedagoji Akademisi (SÖPA) ile ilgili taleplerimiz vardı. 15 yıldan beri Eğitim Bakanlığımızdan SÖPA’nın nasıl olması gerektiğini sürekli iletiyoruz. Taleplerimiz arasında, SÖPA’nın 4 yıllık Eğitim Fakültesine dönüştürülsün. Özerk bir okul olsun. Tamamen Azınlık çocukları bu okula girsin. Türk dilini öğretecek olan akademisyenler, ıslam dini’ni öğretecek olan akademisyenler Türkiye’den gelsin. Yani Türkiye’den derken, Türk Profesörler gelsin ve bu dersleri onlar versinler. Yalnız Eğitim Bakanlığı yıllardan beri bu konu üzerine hassasiyetle eğilmedi. Son zamanlarda biz sendika olarak SÖPA’nın artık bir Üniversiteye dahil edilmesi gerektiğini sürekli Eğitim Bakanlığı’mıza ilettik ve rahatsız ettik. Neticede yaz aylarında Gümülcine’de SÖPA’nın dünü, bugünü ve yarını adı altında bir panel gerçekleşti. Tabii ki o panelde herkes görüşünü ortaya koydu. Unutulmamalı ki bu panel öncesi biz sendika olarak bazı girişim ve ziyaretlerde bulunduk bazı azınlık kurum ve kuruluşlara yönelik. Bu ziyaretlerimizde SÖPA’nın nasıl olması gerektiğini konuştuk ve bu konuda da mutabakata vardık. Bu ziyaretlerimizde sivil toplum kuruluşlarımızı ziyaret ettik ve onlarında görüşlerini aldık. Tabii ki Milletvekillerimizde vardı bu mutabakata kaldığımız kurum ve kişilerin içinde. Neticede oturduk ve SÖPA’nın nasıl olması, Azınlık Eğitiminin nasıl olması gerektiğini yazdık ve bir rapor halinde Milletvekillerimizinde imzasıyla raporu şalia Dragona’ya sunduk.” Sayın başkan, bu raporda neler yazıyordu, istekleriniz nelerdi? “SÖPA’nın bundan sonraki süreçte nasıl olması gerektiğini yazıyordu. Biraz öncede ifade ettiğim gibi, 4 yıllık Eğitim Fakultesi olmalı. Üniversiteye dahil edilmeli. Sadece Azınlık öğrencileri SÖPA’ya girebilecek. Türk dilini öğretecek olan akademisyenler, ıslam dini’ni öğretecek olan akademisyenler Türkiye’den gelecek.Hatta ben konuşmamda SÖPA’da okutulacak olan kitapların da Türkiye’den gelmesi gerektiğini vurgulamıştım. Birde mümkünse Trakya Dimokritos Üniversitesi’ne dahil edilsin. Bunu neden istemiştik, son sınıf öğrencileri Azınlık okullarında pratik yapma fırsatını bulabilecekleri için istemiştik . Görüyorsunuz ki eğitim başlı başına sorumluluk isteyen bir iş. Eğitimden anlamayan bir kişi eğitim adına konuşursa işte o zaman Azınlık Eğitiminde kargaşa meydana gelir. Biz onun için devamlı şunu söyledik. Eğer devletimiz Azınlık Eğitimine gerçek anlamda katkı yapmak, iyileştirmek istiyorsa mutlaka bu yukarıda saydığım konuları dikkate almalıdır. Aksi takdirde hep konuşuruz ve bir sonuca ulaşamayız. Dolayısıyla bugün gelinen noktada şunu belirtmeliyim. Mutabakata vardığımız raporda herkesin imzası vardı. Milletvekillerimizinde imzaları vardı. Bu söylediklerimle herkes hem fikirdi. Eğer bugün milletvekilleri çıkıp bunun aksini iddia ediyorlarsa o sunduğumuz raporun altına neden imzasını koydular? Sayın başkan, neticede ortada herkesin hemfikir olduğu ve raporun altına imzasını koyduğu bir durum sözkonusu, bu raporu ve Azınlık Eğitimi sorunlarını Milletvekillerinden Hükümete, ilgili bakanlığa iletmelerini istediniz mi? “Defalarca istedik. Biz Milletvekillerimizle sürekli işbirliği içerisinde olduk. Ben bizzat sürekli rahatsız ettim Milletvekillerimizi. Taleplerimizi bizde gönderiyorduk ama onlar aracılığıyla da ilgili makamlara sunmaları için kendilerine sözlü ve yazılı raporlar sunuyorduk. Onlarında Milletvekili olarak bu taleplerimizi gerekli mercilere aktarmalarını istiyorduk.” Cevap alabildiniz mi? “Cevap alamadık. Cevap şöyle alamadık, tabii ki yazılı hiç bir cevap yok. Sürekli bir biçimde eğitim konusunu takip ettiğim için ben bir Mehmet Derdiman olarak, Eğitim Bakanlığı’nın çantasında Azınlık Eğitimiyle alakalı, SÖPA ile alakalı bir modelin olduğunu hep seziyordum. Dolayısıyla da defalarca kendilerine hep ifade ettim. Sizin çantanızda yeni bir eğitim modeli var, tamam güzel ama bu model Azınlık insanı tarafından kabul görmeyecek. Çünkü SÖPA ile ilgili şöyle bakmamız gerekiyor. 1968 yılında geliyorsun ve Azınlık Eğitimi hakkında bir yanlış yapıyorsun. Yani SÖPA’yı yanlış bir statü ile kuruyorsun ve 42 yıl Azınlık Eğitimini meşgul ediyorsun. 1987 yılına gelindiğinde Yunanistan’da var olan Akademileri kapatmıyorsun ama Üniversiteye dahil ediyorsun ve neticede SÖPA’yı bu uygulamanın dışında bırakıyorsun. 2010 yılına gelindiğinde devlet olarak üçüncü yanlışı yaparsan Azınlık Eğitimini yok edersin. Yani diyeceğim şu, devlet SÖPA ile ilgili eğer bir karar verecekse hassasiyetle bu kununun üstüne eğilmelidir. Gayet tabii ki konu Azınlığı ilgilendirdiğinden dolayı gayet tabii Azınlığı dinlemesi gerekiyor. ışin doğrusu, Azınlığın taleplerini masaya yatırıp ona göre karar vermesi gerekiyor. Sadece Milletvekillerimizi dinleyerek değil. Çünkü bu konu ile ilgili Milletvekilleri sorumlu değildir. Milletvekilleri sadece Azınlığın taleplerini oraya iletmekle mükelleftir. Herkes bulunduğu makam ve mevki itibarıyla hareketlerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yanlış yapıldığı zaman o yapılan yanlışın telafisi çok zor olur.” Başkanım, Milletvekili Mandacı bir radyo programında şöyle dedi, “ben şahsen SÖPA’ya Yunanlı öğrencilerinde alınmasından yanayım ve bunu sonuna kadar destekliyorum” dedi. şimdi bu söylem ve istek sizin Azınlık eğitiminde isteklerinizle çakışmıyor mu, ters düşmüyormu? “Bu karma modeli bizim taleplerimizle ters düşüyor. Bu konuşulan ve milletvekilinin sonuna kadar desteklediğini söylediği karma modeli neden konuşulmaya başladı ben halen bunu anlamış değilim. Bizim Azınlık insanı olarak bir hakkımız vardır. Eğer devlet gerçekten iyi niyetliyse kurulacak olan fakülte özerk olmalıdır. Lozan Andlaşması göz önünde bulundurularak, diğer Kültür Anlaşmaları ve protokol anlaşmaları göz önünde bulundurularak, iki devletin mutabık kalacak bir şekilde olmalıdır. Bugün kalkıpta bir karma modele neden ihtiyaç duyuldu inanın halen anlamış değilim. Birde şunu çok merak ediyorum. Bu karma modelin uygulandığını farzedelim, oradan mezun olacak olan Yunanlı öğretmenler nereye, hangi okullara atanacaklar? Azınlık mensubu öğretmenlerin atanacağını anlıyoruz. Yani çetin Mandacı’nın dediği gibi Azınlık Okullarının Türkçe ayağına atanacaklar. Çoğunluk mensubu öğretmenler mezun olduktan sonra onlar nereye atanacaklar? Bir soru değil mi bu? Nereye, hangi okullara atanacaklar? Eğer bunların atanmasına bir engel konulursa bu uygulama bir vatandaşlık hakkının ihlali değil mi? Bir Anayasa hakkı ihlali değil mi? Mezun olan Yunanlı öğretmen doğal olarak tabii hakkını kullanarak derhal mahkemeye başvuracak. Ben bu okuldan mezun oldum, ben bu eğitimi aldım ve dolayısıyla her Yunan vatandaşı gibi bende işime atanmak istiyorum. Mahkeme muhakkak bunu dikkate alarak olumlu yönde karar vereceğinden şüphem yok. Neticede, Niko ve Maria Azınlık okulunun türkçe müfredatına atanacaktır. Bu bizim eğitim anlayışımızda yanlış bir uygulamadır. Bakınız, şunu üzerine basa basa söylüyorum. ılkokullarda Türkçeyi öğretecek olan öğretmenler, eğitimciler o ana dilin içinden gelenler ve çok iyi şekilde sahip olanlar tarafından verilmelidir. Bu eğitimcilerin mutlaka Azınlığın içinden olması gerekir. Dolayısıyla bilemiyorum artık Milletvekilimiz bu karma modeli neye dayanarak söylüyor ve destekliyor anlamış değilim. Defalarca SÖPA konusuyla ilgili Milletvekilleriyle biraraya geldik. Hiçbir zaman kendileri bu karma modelini kabul etmiyorlardı. şimdi bu nereden çıktı bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü toplantılar esnasında biz bazen bu karma modeli gündeme getiriyorduk. Bu sürekli yetkili kişiler tarafından söylenen bir modeldi. Böyle bir modelin kabul edilemeyeceğini biz ve de Milletvekillerimiz her defasında söylüyorladı. şimdi ne oldu da bu karma modeli destekliyor sayın Milletvekilleri anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.” Son olarak sayın Başkan ne gibi önerileriniz olabilir? “önerim şudur. Milletvekillerinin tek başına yapacağı bir iş değildir bu eğitim işi. Eğitim konusu çok hassas bir konu, onun için ilk önce ve derhal komisyonlar kurulur ve bundan sonraki süreç belirlenir, tartışılır, konuşulur ve B.T.T.A.Danışma Kuruluna intikal eder. Orada da diğer sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle konuşulur, istişare edilir ve son olarak alınan karar Milletvekillerimizin ellerine verilir, kendilerinden Azınlığın talebinin bu olduğu gerekli Bakanlıklara ulaştırılır. Ben bunu sendika olarak zaman kaybetmeden yapmaya niyetliyim. Zaten bunu Danışma Kurulu’na gündem maddesi olarak getirceğiz. Bundan sonraki toplantının birinci maddesi zannedersem Müftülük konusu ve ikinci gündem maddeside SÖPA olacaktır. Çünkü Azınlık için bu iki konuda çok önemlidir. Bu iki konu kırmızı çizgilerimizden ve olmzsa olmazlarımızdandır. Bu konuların üzerine muhakkak hassasiyetle eğilmemiz gerekiyor. Son olarak bizlerde SÖPA mezunu öğretmenler en kısa zamanda Bakanlığın özel kalem müdürü ile bir randevu talep edeceğiz. Bizlerde Azınlık Eğitimi için boş durmuyoruz. Sendika olarakta elimizden ne gelirse yapıyoruz. Azınlığın sivil toplum örgütleriyle tekrar iştişare ederek bundan sonraki sürecin nasıl olması gerektiğini kararlaştıracağız. Her halükarda zamanı boşa harcamıyacağız. Azınlık Eğitimi için en doğru olanını yapmaya hazırız ve yapacağımızdan da kimsenin şüphesi olmasın. Tüm bu istenilenler yerine getirilmediği takdirde hakkımızı değişik yollardan yurt içi ve uluslararası düzeyde aramaya kararlıyız. Anayasa’ya aykırı dediler. Ama benim Lozan Andlaşması’ndan doğan bir hakkım vardır. Benim okulum özerk olmalı. Tamamen bana hitap etmelidir. Yani bu Anaya’saya neden aykırı olsun? Lozan Andlaşması’nı ben imzalamadım. Onlar imzaladı. Dolayısıyla böyle bir hakkada sahibim. Ben hakkımı talep ediyorum. Bu mutlaka olmalıdır. Bugüne kadar SÖPA Anayasa’ya aykırı değil miydi? O zaman nasıl çalıştı? şu an tabii ki resmi olmayan bir karma modelden bahsediyorlar. Bu karma model şu an Anayasa’ya aykırı değil mi? Lozan’a aykırı değil mi? Bu karma modelde Anayasa ve Lozan’a aykırıdır. Anayasa’ya aykırı olan bir modeli Milletvekili nasıl destekliyor onu anlamış değilim. Bir kez daha sormam gerekirse neden bu karma modele ihtiyaç duyuldu? Milletvekillerimize son olarak buradan şunu söylemek istiyorum. Milletvekillerimiz tekrar gelsinler bizimle masaya oturup hassasiyetle eğilip enine boyuna istişare edip bundan sonraki sürecin nasıl olması gerektiğine hep birlikte karar verelim. Sonra da Eğitim Bakanlığı’na gidip, biz bu modelde karara vardık, böyle istiyoruz. Yalnız sadece bizimle değil Azınlığın tüm sivil toplum örgütleri ve kurumlarıyla konuşup tartışıp ondan sonra karar versinler. Kalkıpta hemen ben bu karma modeli destekliyorum, bunun arkasında nelerin var olduğunu iyice bilmeden kuru kuruya sonuna kadar destekliyorum demek yanlıştır, Milletvekilimiz bu yanlıştan vazgeçmeli çünkü eğitim çok hassas bir meseledir.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here