Ana sayfa Arşiv BATI TRAKYA’DA ıSLAM HUKUKU UYGULAMASI SÜDDEUETSCHE ZEıTUNG’UN SAYFALARINA TAşINDI

BATI TRAKYA’DA ıSLAM HUKUKU UYGULAMASI SÜDDEUETSCHE ZEıTUNG’UN SAYFALARINA TAşINDI

22
0

13 Mart 2010 tarihinde Almanya’nın saygın ulusal gazetelerinden Süddeuetsche Zeitung, “Osmanlı ımparatorluğu’ndan son kalıntılar: Yunanistan’da yaşayan 120.000 insan için şeriat halen geçerli” başlıklı bir haber özet yayımladı. Haberde Almanya’da yaşayan bir adamla evlendirilen 12 yaşındaki Yunanistan vatandaşı Semiha’nın nikâhının Yunanistan vatandaşı ve hükümet tarafından atanan bir din görevlisi(atanmış müftü) tarafından kıyıldığı yazıyor. 21. Yüzyıl’da Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’da ıslam hukuku “şeriat” a göre kıyılan bir nikâhla gerçekleştirilen çocuk evliliği için devlet hizmetinde çalışan bir müftü tarafından kıyılan bir nikâh nasıl mümkün olabilir sorusu soruluyor. Haberin devamında ıslam hukukuna göre kadının boşanmalarda haksızlığa uğradığı ifade edilerek Avrupa’da yaşayan 120.000 insan için aile hukuku alanında şeriat hükümlerinin geçerli olduğu ancak bahse konu kişilerin AB vatandaşı olduğu belirtiliyor. Avrupa’nın tekrar tekrar unuttuğu bu kişilerin, Yunanistan’ın üç ilinde Türk- Müslüman azınlığının, Türkiye’de kaldırılan 1926 yılında kaldırılan ıslami kurallara göre yaşamaya devam ettiği not ediliyor. Bu açıdan Yunanistan’ın Avrupa’da tek olduğu ifade edilen haberde, Yunanistan’da anayasa hukukçuları ile vatandaş hakları uzmanı avukatların 9 Mart 2010 tarihinde Selanik’te düzenlenen bir etkinlikte Hükümet’ten Batı Trakya’da Osmanlı ımparatorluğu’ndan kalan bu duruma artık son vermesini talep ettikleri not ediliyor. Konu ile ilgili olarak Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, “Yunanistan’da müftülerin kadı sıfatı dolayısı ile ıslam hukukundan kaynaklanan yargısal yetkileri Osmanlı ımparatorluğu ve Yunanistan arasında imzalanan ikili antlaşmalar ile belirlenmiş, ancak Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Lozan Barış Antlaşması genel hükmün aksine bahsekonu antlaşmaları ilga etmek yerine kabul etmiştir. Dolayısı ile müftülerin kadı sıfatı ile sahip oldukları yargısal yetkiler Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini alanda hukuki olarak özerk olduklarının kanıtıdır. Ancak Yunanistan Devleti ve Temsilcisi Hükümetlerin politikaları nedeni ile bugün ikircikli ve karmaşık bir hal alan müftüler sorunu çözülmeksizin yalnızca müftünün sahip olduğu yargısal yetkilerin tartışılması eksik ve yanlıştır. Benzer bir durum ABD Dışişleri Bakanlığı Yunanistan 2009 ınsan Hakları Raporu’nda da görülmektedir” dedi. Habipoğlu, “Batı Trakya Türk Azınlığı, Yunan Hükümeti tarafından atanan müftüleri tanımayıp kendi müftülerini seçmiş, seçilmiş müftüler ise kendi rızaları ile yargısal yetkilerini kullanmamayı tercih etmişlerdir. Yargısal yetkiler, atanmış müftüler tarafından kullanılmaktadır. Ancak kararların geçerli sayılabilmesi için mahkeme onayına ihtiyaç vardır. Dolayısı ile sorunun çözülmesinde sorumlu taraf yine devletin kendisidir. Ancak devletlerarası antlaşmaların yok sayılması kabul edilemezdir. Yunanistan, devletlerarası antlaşmalar ile bağlı olup bunun gereklerine uygun hareket etmekle yükümlüdür” açıklamasında bulundu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here