Ana Sayfa Türkiye | Dünya “Yunanistan’la Sorunları Doğrudan Konuşarak Çözebiliriz”

“Yunanistan’la Sorunları Doğrudan Konuşarak Çözebiliriz”

3
0

T.C.Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, başta Libya ve Doğu Akdeniz olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmeler, Türkiye’nin dış politika hamleleri ve atılan adımların yansımalarına ilişkin AA’nın sorularını yanıtladı.

Sözcü İbrahim Kalın, “Yunanistan’la sorunların doğrudan konuşarak çözebiliriz. Batı Trakya’da yaşayan Türk Müslüman azınlık var, onların meseleleri var ve diğer konular var” dedi.

Sözcü İbrahim Kalın Yunanistan’la ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:

“Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis ile bir telefon görüşmesi oldu, uzun bir aradan sonra ilk defa böyle bir temas kuruldu. Gayet de iyi içerikli bir görüşme oldu. Orada ikili konular, Ege, Doğu Akdeniz ve diğer birçok konu ele alındı, AB konuları da.

Geleneksel olarak biliyorsunuz Yunanistan Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemiş bir ülkedir. İkili ilişkiler konusunda birtakım görüş ayrılıkları var olagelmiştir ama bunlar hep bir şekilde konuşulmuş, müzakere yoluyla yönetilmiş, bazıları çözüme kavuşturulmuş, bazıları da süreç içerisinde yönetilebilir hale gelmiştir.

Bizim tabii ki beklentimiz de bir komşumuz olarak Yunanistan’la bu ilişkileri her alanda mümkün olan en pozitif yaklaşımla çözüme kavuşturmaya çalışmak olacaktır. Bu yönde Yunanistan’ın Türkiye’nin AB üyeliğine destek vermesi önemli. Ege gibi konularda doğrudan konuşmamız ve bu konulardaki görüş ayrılıklarını yahut zaman zaman ortaya çıkan ihtilafları çözmemiz mümkündür. Bu kanallar geçmişte açıktı, bundan sonra da yine açık olabilir.

Bizim orada yaşayan Türk kökenli Müslüman vatandaşlarımız var, Batı Trakya’da yaşayan Türk Müslüman azınlık var, onların meseleleri var ve diğer konular var. Bütün bunlarla ilgili bizim müzakere yoluyla, karşılıklı konuşarak mesafe almamız her zaman mümkün.

İki lider son telefon görüşmesinde bu yönde bir irade zaten ortaya koydular. Şimdi arzu edilen, beklentimiz bu yönde adımların atılması ve gerek ikili ilişkiler bağlamında gerek AB bağlamında gerekse Doğu Akdeniz ve Ege konularında gerçekten herkesin hak ve menfaatlerini gözeten adil bir bölge düzeninin inşa edilmesi olmalıdır.

“Türkiye’yi yok sayarak Doğu Akdeniz’de enerji haritası ve siyasi istikrar inşa etmek mümkün değil.”

Mesela geçenlerde Yunanistan’la İtalya kendi aralarında bir kıta sahanlığı anlaşması yaptı, biz bunu memnuniyetle karşıladık. Doğrudan bizi ilgilendiren bir konu değil, iki ülke bir araya gelerek kendi deniz yetki alanlarını belirlediler. Aynı şekilde biz bunu Libya ile yaptık. Libya ile deniz komşusu olduğumuzu da bu anlaşma ile teyit etmiş olduk. Şimdi bu Libya ile Türkiye arasında bir kazan-kazan ilişkisi geliştirecek, yani yarın siyasi şartlar da olgunlaştığında bu bölge içerisinde arama tarama çalışmaları yapılacak, bir şey bulunduğunda da bu Türkiye ve Libya arasında bir ortak gelir olarak paylaşılacak. Biz Doğu Akdeniz’in tamamının böyle bir barış gölü olmasını arzuluyoruz.

Türkiye’yi dışarıda bırakan EastMed gibi girişimlerin başarısız olacağını uzmanlar da ifade ediyorlar. Doğu Akdeniz’e en uzun sahili olan Türkiye’yi yok sayarak sizin Doğu Akdeniz’de bir enerji haritası oluşturmanız, bir siyasi istikrar inşa etmeniz mümkün değil. Ekonomik olarak da baktıklarında Doğu Akdeniz’de çıkacak herhangi bir zenginliğin, doğal gazın, petrolün ancak Türkiye üzerinden Avrupa piyasalarına ulaştırılmasının en fizibil proje olduğunu bütün uzmanlar ifade ediyorlar. Türkiye’yi baypas ederek siyasi gerekçelerle birtakım planlar yapmak, boru hatları vesaire üzerinde çalışmak netice vermeyecek, bunu kendileri de aslında görüyorlar.

Bizim de çağrımız hem burada hem Kıbrıs’ta, bütün Doğu Akdeniz’in doğal kaynaklarını herkesin, adil paylaşım ilkesi çerçevesinde sahiplenmesi, bölüşmesi, paylaşması ve bu zenginlikten herkesin istifade etmesi. Bunun yolu var ama bunu Türkiye’yi yok sayarak elde edemezsiniz. Gereksiz, pahalı ve eninde sonunda başarısızlıkla sonuçlanacak projelere yönelmek yerine Türkiye ile bu konuların konuşulması, Türkiye’nin içinde olduğu planlarla birlikte hareket edilmesi herkesin menfaatine olacaktır. Bizim yaklaşımımız baştan beri hep bu oldu ama bizi Antalya Körfezi’ne hapsetmeye çalışan girişimlere de tabii ki bizim bigane kalmamız, tepkisiz kalmamız mümkün değil.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz