Ana sayfa Arşiv ZORLA GÖÇ ETTıRıLEN RUMELı TÜRKLERı ARAşTIRILMALI

ZORLA GÖÇ ETTıRıLEN RUMELı TÜRKLERı ARAşTIRILMALI

13
0

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Ulusal Mübadele ve Balkan Türk Kültürü Araştırmaları Kongresi, Samsun’da başladı. Türk Tarih Kurumu (TTK) Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermenilerin soykırıma uğradıklarına yönelik iddialarının tartışılması yerine Osmanlı ımparatorluğu döneminde Rumeli’ye yerleştirilen Balkan Türkleri’nin 600 yıllık vatanlarından sürgün edilmesinin araştırılıp tartışılması gerektiğini söyledi. Rumeli göçmenlerinin dramının düşünülmemiş ve gerçeklerin gün ışığına çıkarılamamış olmasını garipsediğini ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, Anadolu’ya göç eden vatandaşların mübadil olarak adlandırılmasına da bir anlam veremediğini kaydetti. DSı 7. Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu’nda yapılan ve iki gün sürecek olan kongreye yurdun çeşitli yerlerinden çok sayıda akademisyen katılıyor. “şen gittik, yaslı döndük” sloganlı kongrenin onur konuğu ise TTK eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu oldu. Rumeli göçü ve Yörükler üzerine önemli bir araştırma üzerinde çalışan Prof. Dr. Halaçoğlu, Balkan coğrafyasındaki Türk tarihine ilişkin bilinmeyen bir takım gerçekleri gözler önüne serdi. Rumeli Yörüklerinin Osmanlı ımparatorluğu döneminde devletin iskân politikasının gereği olarak bilinçli şekilde Balkanlara yerleştirildiğini, burada halkın yaşayışları ve kültürü ile diğer milletlerin gönüllerini feşettiğini vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, gönüller önceden feşedildiği içinde Osmanlı ordularının güç kullanmadan toprakları rahatça ele geçirdiğini hatırlattı. Osmanlı’nın balkanlarda kolayca ilerlemesinde Anadolu’dan göçen Yörüklerin ve yerleşik Türklerin büyük etkisinin olduğunu dile getiren Prof. Halaçoğlu, Rumeli göçü gerçeğinin araştırılmasının ve tartışılmamasına da tepki gösterdi. Tarihi gerçeklerin eninde sonunda gün ışığına çıkacağını bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, “Bugün dünyadaki çeşitli siyasi platformlarda insanların yerlerinden yurtlarından edilmemesi söylenir. Osmanlı Devleti’nin Ermenileri Anadolu’dan söküp attığı iddia edilir. Anadolu’nun dışında, Rumeli’de Balkanlarda yurt tutmuş orada 500–600 yıl yaşamış insanların topraklarından nasıl sökülüp atıldığı, kendi istekleri dışında hangi sıkıntılar içinde hangi acılar içinde topraklarından sökülüp atıldığı hiç düşünülmez. ‘Pontuslu Rumlar nereye gitti? ıstanbul’da Rum sayısı 60–70 bindi niye 2 bine düştü?’ diye herkes soruyor. Peki, 1920 kayıtlarına göre Selanik bölgesinde 711 bin Türk yaşıyordu, onlar nerede. Bunu hiç kimse sormuyor. Oradaki insanlar kendi istekleriyle mi geldiler Anadolu’ya yoksa zorla mı sökülüp gönderildiler? Mezarlarını, evlerini, tarlalarını orada mı bıraktılar bunu hiç kimse düşünmüyor. Mecbur kalması çok acıdır. Bu acılar insanların yüreğindedir. Unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.” dedi. Asıl kökleri Anadolu olan Balkan Türkleri’nin Anadolu’ya geldiklerinde göçmen ve muhacir nitelendirilmelerinin garip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Bunları çocuklarımıza ve toplumumuza mal etmemiz gerekir. Gidip eski topraklarınızı, vatanınızı, yurdunuzu muhakkak ziyaret etmeniz gerekir. Bunu ihmal etmemek gerekir. Geride bıraktığımız izler yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladı. Bunun yaşatılması için her kişi kendi geldiği bölgeyi gidip görmeli, oradaki eserleri kalıcı hale getirmeli, görüntülemeli, oradaki yerel yöneticilerle temas kurup varlıklarının devamını sağlamalıdır. Bunun kazanılabilmesi için de Anadolu’ya gelmiş olan 600–7000 bin civarındaki mübadilin bu hassasiyeti birlikte göstermeleri gerekir.” diye konuştu. “BALKAN TOPLUMU, OSMANLI’YA MıNNETTAR OLMALI” Osmanlı ımparatorluğu’nun Balkan ve Avrupa toplumunu medeniyetle tanıştırdığını ve benliklerini Osmanlı’nın hoşgörülü devlet anlayışı sebebiyle devam ettirdiklerine de değinen Prof. Dr. Halaçoğlu, “Gösterdiğimiz insanlık, Avrupa’nın fikri yapısını değiştirdi. Avrupa’nın köle ticaretine bağlı tutumunu ortadan kaldırdık, adaleti getirdik. Bugün balkanlarda yaşayan değişik milletler hala kendi benlikleri muhafaza edebiliyorsa, Osmanlı Devleti’nin o hoş görüsüne ve emperyalist olmamasına bağlıdır. Osmanlı, balkanlarda feşettiği topraklarda yaşayanları zorlamamış, baskı altına almamıştır. Herkes olduğu gibi kalmıştır. Kendi din, dil kültürlerini muhafaza edebilmişlerdir. Herkes ne derse desin bu açık ve nettir.” ifadelerini kullandı. Halaçoğlu’nun konuşması şöyle. HALAÇOğLU: “711 BıN TÜRK NEREYE SÜRÜLDÜ?” Kongrenin onur konuğu Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı, Gazi Üniversitesi (G.Ü) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “ıstanbul’da Rum sayısı 60-70 bindi neden 2 bine düştü, bunlar nereye gittiler?” diye sorulduğuna, Selanik Bölgesi’nde 1920 kayıtlarına göre 711 bin Türk yaşadığını, nerede olduklarının hiç sorulmadığına dikkat çekti. “şen Gittik, Yaslı Döndük” konu başlığında gerçekleştirilen ve iki gün sürecek kongreye konuşmacı olarak katılan ünlü tarihçi, eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türk tarihinin derin köklere sahip olduğunu, araştırmanın kolay olmadığını, geniş bir uzman ekibe ihtiyaç olduğunu kaydetti. Türklerin tarihinin çok eski tarihlere ve geniş coğrafyalara dayandığını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türklerin Avrupa’daki köklerinin Osmanlı ile sınırlı olmadığını, Türklerin Balkanlar’da, Avrupa’da değişik devletler kurduklarını, bunların en başında gelenlerin Hunlar, Avarlar, Kumanlar olduğunu belirtti. “Karadeniz’in dışından gelenlerin haricinde Anadolu’dan gidenler var” diyen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Bugün dünyada siyasi çeşitli platformlarda insanların yerlerinden yurtlarından edilmemesi söylenir. Osmanlı Devleti’nin Ermenileri Anadolu’dan söküp attığı da söylenir. Devlet eliyle yaptığı dile getirilir. Fakat hiç kimse düşünmez ki, Anadolu dışında Rumeli’de, Balkanlar’da yurt tutmuş, orada 600 yıl yaşamış insanların topraklarından nasıl sökülüp atıldığı. Kendi istekleri dışında hangi sıkıntılar, hangi acılar içerisinde topraklarından edildiğini hiç kimse düşünmez. Ve ne gariptir ki, Anadolu’ya gelen bu insanların asıl kökleri zaten Anadolu idi. Fakat Türkiye’deki Türkler, oradan gelenleri göçmen ve muhacir olarak nitelendirirler. Halbuki, kendi kardeşleridir. Buradan gitmişlerdir” diye konuştu. Eski Türk topraklarının Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları dahil olmak üzere vatan terakki ettiklerini, vatan olarak gördüklerini, onun için oraya çeşitli kültür varlıkları inşa ederek kendi damgalarını vurduklarını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Tarihimizin acı sayfalarından bir tanesidir. Herkes söyler, Pontuslu Rumlar nereye gitti, ıstanbul’da Rum sayısı 60-70 bindi neden 2 bine düştü, bunlar nereye gittiler? Selanik bölgesinde 1920 kayıtlarına göre 711 bin insan vardı, Türk yaşıyordu. Peki onlar nerede? Bunu hiç kimse sormuyor. Orada ki insanlar Anadolu’ya kendi istekleriyle mi geldiler? Anadolu’ya zorlandılar, sökülüp getirildiler” şeklinde konuştu. Türk milletinin şanla şöhretle bir tarih yazdığını, bu tarihte utanacak hiç bir şeyin olmadığını, insanlığın gösterildiğini, bu insanlığın Avrupa’da fikri yapıyı değiştirdiğini, Orta Çağı yıkıp, Yeni Çağı başlattığına dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkler Avrupa’nın köle ticaretini, bağlı fikirlerini kökünden ortadan kaldırdı. Biz adaleti silmedik. Bu gün o adaletin en önemli belgelerinden bir tanesi, bizim arşivlerimizde çoktur ama bir tanesi Bosna’da bulunuyor ‘Adalet Nameler’ dediğimiz, padişahin o bölgedeki Gayri Müslimlerin hayatlarını ve mallarını garanti altına alması, kendi koruması altında olduğunu belirten fermanlarıdır. Bunlar Dünyanın dört bir yanında görülmektedir. Bugün bile gittiğimiz o bölgelerde, Müslüman ve Türk olmayan insanların, hale Osmanlı’nın o adaletinden söz ediyor olmalı bir tesadüf eser değildir. Balkanlarda yaşayan değişik milletler, değişik dil ve kültürler, hale kendi benliklerini muhafaza edebiliyorsa, Osmanlı Devleti’nin o hoşgörüsüne, emperyalist olmamasına bağlıdır. Yoksa Cezayir’e giden Fransa 130 sene de Cezayir’deki tüm dili değiştirdiği gibi, tüm kültürü kendi kültürü haline getirmiş, hemen hemen herkes Fransızca konuşmaktadır. Halbuki 600 sene kalan Osmanlı, Balkanlar’da kendi soydaşları dışında hiç kimseye zorlama yapmamış, Türkçe öğretmen veya ıslamiyet’e döndürme gibi politika içerisine girmemiştir. Herkes ne derse desin, kimse bunun aksini iddia edemez. Rum, Makedon, Sırp, Bulgar hep kendi özleriyle kaldı. Bu Avrupa’nın tam zıddı harekettir. Osmanlı’nın orada 600 yıl kalmasının sebeplerinden biride bu davranıştır.” Mübadeleye tabi olmayan adalardan bir tanesinin ıstanköy olduğuna vurgu yapan Halaçoğlu, “ıstanköy Nüfus Defteri’ne göre burada 3 bin Müslüman Türk yaşıyor. Bunu özellikle söylüyorum herkes orada yaşanlara Türk değil diyor, ama Müslüman adını o yüzden kullandım. Müslüman ve Türkler yaşıyor. Bunlardan ne kadarı ıstanköy’de kaldı ne kadarı mübadeleye tabi olmamasına rağmen, buradan sökülüp atıldı, bunları görmemiz zor değil. Çünkü, Bodrum’daki ve diğer bölgelerdeki mezarlıklara gittiğiniz zaman, onların ıstanköylü mezar taşlarını oralarda görebilirsiziniz” dedi. ıki gün sürecek olan kongre sonunda sonuç bildirgesi kitap haline getirilecek.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here