Ana sayfa Batı Trakya Haberler YUNANİSTAN İLE TÜRKİYE ANLAŞTI, DIŞİŞLLERİ BAKANI KOCİAS’DAN ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR GELDİ

YUNANİSTAN İLE TÜRKİYE ANLAŞTI, DIŞİŞLLERİ BAKANI KOCİAS’DAN ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR GELDİ

24
0

Bu haber sadece ve sadece BİRLİK Gazetesi’nde! Yunanistan ile Türkiye anlaştı, Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın basın toplantısından çok önemli ve geniş kapsamlı açıklamalar geldi.

Yunanistan ile Türkiye anlaştı, Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’tan çok önemli ve geniş kapsamlı bir açıklama geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Türkiye ziyareti sonrasında Atina’da Dışişleri Bakanlığı’nda basının karşısına geçti, belki de Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarihinde ilk defa bu kadar geniş kapsamlı bir açıklama yaptı.

BASIN TOPLANTISINDA DİLE GETİRİLENLERİN TAMAMI:

BAKAN KOCİAS:

“Theos veya Allah veya tarih, benim bakışıma göre nasıl adlandırıldığı da beni ilgilendirmiyor, birlikte yaşamak ve komşu olmak kararını vermiş.” 

“Türkiye ile ilgili, bu ülkenin özel bir süreçten geçtiğini biliyorsunuz, ki beni “sinir gücü” olarak adlandırmama itti. Bu daha önce kullanılan bir terimdir, benim değil. 19. Yüzyılın ortalarından sonra meydana çıkan yeni güçlü kuvvetler için kullanılmıştır.

Türkiye ile, geçtiğimiz yazdan sonra, diyaloglarımız vardı, bildiğiniz üzere Türkiye Başbakanı da Yunanistan’a geldi, ancak bu diyaloglar yeterli derecede sistematik değildi. Görüşümüz şudur ki, Türkiye’ye de söylediğim gibi size de söyleyeceğim, Theos veya Allah veya tarih benim bakışıma göre nasıl adlandırıldığı da beni ilgilendirmiyor, birlikte yaşamak ve komşu olmak kararını vermiş. Mesele şu ki bir yolunu bulmamız lazım ki bu iki ülke arasındaki ilişkiler halkların yararı için huzurlu ve yaratıcı bir şekilde olsun.

Bu açıdan, iki ülke arasında her alanda yeniden yeni diyalogların başlatılması ve konuşma kanallarının yeniden açılması bizim için önemlidir. Bu bizim için nettir, bunu hiç kimse güvensizlik açısından yapmıyor, ne de bazılarının bizim zayıf olduğumuzu anladıkları gibi, aksine kendimizi gerektiği kadar emin hissediyoruz. Ülke yeniden güçlüdür ve bizim görevimiz, özellikle Balkanlar’da, ancak var olan bu gücün etkisiyle bu ilişkilerin olumlu yönde gelişmesi için Türkiye’ye de karşı yeniden sorumluca hareket etmeliyiz.

“İmros’daki okulların iyi işleyişi. Ayrıca, 2013 yılından beri Konstantinupolis’teki (İstanbul) 69 Vakıf’ta seçim yapılmıyordu, nihayet seçim yapılacak”

Ne yaptık? Her şeyden önce size şunu söylemeliyim, Türkiye ziyaretimizde, komşu ülkede Hristiyan unsurunun ve Yunan unsurunun varlığına ilişkin bekleyen bir dizi çözümler üzerine anlaşmaya varıldı.

Örnek olarak, İmros’daki okulların iyi işleyişi. Ayrıca, 2013 yılından beri Konstantinupolis’teki (İstanbul) 69 Vakıf’ta seçim yapılmıyor, Türk tarafının zorluk çıkarmadan nihayet yeniden seçim yapılması.                

Ek olarak, Ekümenik İstanbullular Federasyonu’nun 2011 yılından beri talep ettiği Konstantinupolis’e (İstanbul) ofis açabilmesi konusu.

Tüm bunlar, en azından Dışişleri Bakanlığı açısından, sorumlulukların paylaştırılması meseleleridir, ancak bununla birlikte zannedersem iki ülke arasındaki atmosferi tanımladıkları için önem taşıyorlar.

“Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Yunanistan’a gelmesi için anlaştık, bazı davranışlar ziyareti zorlaştırmasın”

Anlaştığımız şeyler daha ciddidir. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Yunanistan’a gelmesi için anlaştık, izah ederek bazı davranışlarla ziyaretin gerçekleşmesini zorlaştırmayalım dedik. Sanırım tarih belirlememiz lazım bu ziyarete katılacak olan Dışişleri Bakanları olarak, ancak her şeyden önce tabi ki Cumhurbaşkanları arasında belirlenmesi lazım. Bu da zannedersem Kasım’ın son 10 gününde veya belki de Aralık ayında.

Türkiye ziyaretine yönelik, ulaşır ulaşmaz ilk önce Türkiye Dışişleri Bakanı’na söyledim, dedim ki Türkiye Cumhurbaşkanı’nı davet etmek istiyoruz. Sonraki gün öğleden sonra Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüştüğümüzde dedi ki “hemen gelmek istiyorum, şimdi Kasım ayında gelmek istiyorum.” Demek ki davet için Yunanistan Cumhurbaşkanı tarafından haberdardı ve istiyordu bunu.

“Şubat ayında Thessaloniki’de (Selanik) Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin iki heyetin toplanmasında anlaşmaya vardık.”     

Şubat ayında Thessaloniki’de (Selanik) Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin iki heyetin toplanmasında anlaşmaya vardık. Bu görüşmenin ağırlık merkezlerinden biri, ulaşım konusunda daha ileri işbirliğimizin olması, ayrıca da sanırım kültür ve kültürel mirasın yanı sıra başka meseleleri de ele alacağız.

“Dışişleri Bakanlarının da her altı ayda bir değişimli olarak görüşmesi üzerine anlaştık. Çavuşoğlu Mayıs ayında Rodos’a gelecek.”

Dışişleri Bakanlarının da her altı ayda bir değişimli olarak görüşmesi üzerine anlaştık. Başlangıç planımız, geçtiğimiz Salı günü Türkiye’de anlaşmamız üzerine Sayın Çavuşoğlu Mayıs ayında Yunanistan’a gelecek. Gerçekten ona yaptığın davet Rodos içindi. Bir öncesinde ise Kriti’ye (Girit) gelmişti.

Şunu söylemek istiyorum, uluslararası toplantıları sadece Atina’da ve dahasında yapacak kadar ülkemiz güzeldir. Biz her zaman toplantıların yapıldığı yerin pozitif yönünü göstermeye çalışıyoruz. Çünkü bunun turizmimizi beslediği için sadece doğa görüntüsü veya sosyal kültürel yönünü değil, güvenilirlik görüntüsünü gösteriyoruz.

Arap Dünyası’ndan 12 Dışişleri Bakanları’nın Rodos’ta bir araya gelecek olması, herhangi birinin Yunanistan’ı ziyaret etmesinde hiçbir sorun olmadığı mesajını vermektedir, aynen diğer bölgeler de olmak üzere.

Ne zaman ki Türkiye’nin Dışişleri Bakanı darbe girişiminden bir ay sonra Kriti’de (Girit) bulunuyorsa, bu onun tehlikede olmadığını gösteriyor, bu ülkemizin güvenli olduğunu gösteriyor. Görüntü uluslararası siyasetin bir unsuru olarak çok daha fazla dilini gösteriyor.

“Güven Arttırıcı Önlemler ile ilgili diyalogun yeniden önünün açılması için Genel Sekreterlerin normal olarak görüşmeleri konusunda anlaştık.”

Savunmaya yönelik karşılıklı olarak Güven Arttırıcı Önlemler ile ilgili diyalogun yeniden önünün açılması için Genel Sekreterlerin normal olarak görüşmeleri konusunda anlaştık. Sizlere hatırlatmak isterim ki 2015 yılında Türkiye’ye Güven Arttırıcı Önlemler ile ilgili dört teklifte bulunmuştuk ve dokuz noktalı birini kabul etmişlerdi. Bu noktalardan sadece 1/3 kabul edildi, ancak hepsi hayata geçirilmelidir. Önceki dört Yüksek İşbirliği Konseyi arasında mevcut olan tüm anlaşmalarda yaptığımız gibi onları yeniden kontrol ediyoruz.  

Her iki taraf da 5’er anlaşmayı onaylamadık. Türkler ilk görüşmemizden 3, 2’nciden de 2, biz ise ikinci görüşmemizden 5 tanesini onaylamadık. Elbette daha başka onlarcasını onayladık, ancak Genel Sekreterlerimizle bir kaydedelim dedik ve askıda olanlar neler ve ne yapılmalıdır.

Ayrıca, Siyasi Direktörler görüşsün, Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığından Siyasi Direktörü yok, Genel Sekreter Vekili var. Bunu da, bazı Bakanlıklarda farklı görüşlerinin bulunduğu ve bunların giderilmesi için toplantılar koordine etmek için yapıyoruz. Pek çok konuda farklı görüşlerimiz var, ancak görüş alışverişinde bulunabiliriz. Ortadoğu için, komşumuzun fikirlerini hakkında bilgimiz olması bizim için gerekli, ancak bizim fikirlerimizi de söylemeliyiz.

“Başkan Bakanlar arasında da görüşmelerin yapılmasını konuştuk.”    

Başkan Bakanlar arasında da görüşmelerin yapılmasını konuştuk. Dün ve bugün Ekonomi ve Kalkınma Bakanları arasında görüşmeler yapılıyor. Ayrıca Eğitim Bakanlarının da Üniversitelerin işbirliği konularında görüşmesi için ilgi var. Aynen Kültür Bakanlarının da, ama buna ilerleyen süreçte bakacağız. 

Ayrıca, araştırmalar yeniden başlamalı. Araştırmalar sonuç getirmedi, ancak çözümlerin arandığı bir alan. Geçmişte bazı anlarda çözüme yaklaştık.

Genel Sekreterler toplantıları bağlamında, hava deniz seyrüseferler, genel olarak ihlaller ve ihlal uçuşların tümü konuşulabilir.

Düzenli ve sorumlu bir tartışma kanalı istiyoruz, çünkü uluslararası foruma veya kendilerine yönelik şikayetler, sözlü duyurular yeterli değil.   

Zannedersem size yeterince şey söyledim. Birçok yeni önemli konular var, çünkü Türkiye ve iki görüşme, yaşadığımız bu binada bizim için en önemli konulardandır.”

SORU-CEVAP BÖLÜMÜ   

Gazetecilerin soru ve cevap bölümüne geçildi. Bir gazetecinin, “bu ziyaretinizde tabii ki Kıbrıs konusu ve Yunan-Türk ilişkileri ele alınmıştır, ancak garantiler konusu var. İkinci sorum da, Türkiye’nin Yunanistan’a gelen Gülencilerle ilgili sürekli olarak yaptığı “öğütler” var, zaten ajanda da yüklü bir gündem var, bu daha da aşırı yükleme yapmıyor mu?  

“Konuşmalarımızın tamamı hakkında size her şeyi söyleyemem, Cumhurbaşkanımıza ve Anastasiadis’e bilgi verdim.”

KOCİAS: “İnişimizden kısa bir süre sonra konuşmalarımız başladı, Türkler öncelikli olarak Kıbrıs hakkında konuşmak istedi. Benim Kıbrıs meselesini açmak konusunda ruh halim yoktu, çünkü 11 gün boyunca İsviçre’de kavga ediyorduk, dolayısıyla da ben daima pozitif bir ajandadan başlıyorum.     

Konuşmalarımızın tamamı hakkında size her şeyi söyleyemem, Cumhurbaşkanımıza ve Anastasiadis’e bilgi verdim, ancak bana söyledikleri ve benim size söyleyebileceğim, zor konuları daha önceden bizimle konuşmak istedikleridir.

Ben bunu pozitif bir adım olarak değerlendiriyorum. Size şunu hatırlatmak isterim ki, Cenevre ve Krans-Montana’ya gitmeden önce Güvenlik ve Garanti konularını konuşmamızı ısrarla Türk tarafından istiyordum. Ayrıca da Pekin’de Sayın Erdoğan’la, iki Dışişleri Bakanının daha iyi hazırlanmaları konusunda bir dizi görüşmeler yapmaları konusunda anlaşmıştık.

Ancak, Sayın Einde genel olarak bu konunun sona kalmasını düşünüyordu. Nedeni ise, tüm diğer konularda düşünce birliği olursa, önemli olarak gördükleri garanti konusunda geri adım atacaklarına inanıyordu. Durumun öyle olmadığı kanıtlandı.  

Bir algım var ve anladığım kadarıyla zannedersem, “Cenevre I” ve Krans-Montana’dan, ki bazen “Cenevre II” diyorum, bazıları biz hükümet olarak bazı konuları ulu ortamda açıkça söylüyoruz ve müzakereye gittiğimizde sonra da toparlamaya çalışıyoruz. Böyle bir alışkanlığımız yok. Artık bizi herkes biliyor, ne diyorsak odur.  

“Ayrıca şunu hatırlatmak isterim ki, uluslararası örgütlerde üç düzine vetom var, hiç birini de geri almadım, istediğimi almayınca.”

Ayrıca şunu hatırlatmak isterim ki, uluslararası örgütlerde üç düzine vetom var, hiç birini de geri almadım, istediğimi almayınca. Demek ki ortaya koymuyorum yarım saat sonra toplamak için. Bakanlığın eski bir memuru olarak bunun geçmişte yaşandığını gördüm.

Gülencilere gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şiddetlenmesiyle de Dışişleri Bakanlığı’nda hayır konulmaması mümkün değildi. Zannedersem cevaplarımızda çok net olmuşuzdur.

Çok basit söylemem gerekirse cevaplarımız:

“Sadece Sayın Erdoğan hapis yatmadı, Yunan hükümetinin bugünkü büyük bölümü de hapis yattı.”

Birincisi, sadece Sayın Erdoğan hapis yatmadı, Yunan hükümetinin bugünkü büyük bölümü de hapis yattı, askeri mahkemelere v.s. gitti. Bunu neden söylüyorum: Onlara şunu söylemek için izah ediyorum, ülkemizin “darbecileri sevme” gibi bir ruh hali yok. Yani, darbecileri Erdoğan’a karşı oldukları için sevmedik ve kollamadık.

İkincisi, çünkü cunta ve diğer darbelerin yasadışılığını tarihsel yolumuzdan tanıyorduk. Bir tarihçi yeni modern Yunan tarihinde 140 darbe girişimi saymış. 

Biz hukuk devleti taraftarıyız ve bunu diyoruz. Bizim için hukuk devleti kavramının neyi ifade ettiğini algılamaları gerekmektedir. Hukuk devleti demek, gerçek anlamda Yunan hükümetinin kendisi de Yunan mahkemelerinde davalar kaybetti, örnek olarak Danıştay’da.  

Neticede biz hukuka karşı saygıyı gösteriyoruz ve bazıları değiliz, ki onlar hukuku etkileyebiliyor.

Üçüncüsü de, iki ülkenin de sinirliliğe ihtiyacı yok. Siyasi ve hukuksal kültüründe birbirini kabul etmeli ve olumlu bir gündem belirlemelidir. Yani, bir sonraki Yüce Ortaklık Konseyi’ne girecek ve her iki tarafın nüfuslarını da ilgilendiren bir gündem.

“İki taraf arasında güçlü bir turizm akışı olması iyi bir şey.”

İki taraf arasında güçlü bir turizm akışı olması iyi bir şey. Ahşap tekneler için bir çözüm bulmamız güzel, Türk kıyıları ile Yunan adaları arasındaki ekonomik ilişkileri kesintiye uğratan bir konu olmaya yaklaştı.

Dış politikanın doğası gereği bir araç var: Diplomasi. Her siyaset alanında, hatta muhafazakar araştırmacının teorik sistemlerinde de araçları vardır. Bizde müzakeredir. İyidir de, Türkiye’nin içinde de söylediğim gibi diğer tepki ve davranışlardan önce diplomasi ve müzakereler öncelik olmalıdır.

Ayrıca söylemek isterim, belki de abartılı, ama sahip olduğum yaşam felsefesidir, bir cerrah bir insanı öldürebilir. Bir şoför de bir ve iki kişiyi öldürebilir. Dış politikada hata yaparsanız onları aynı anda görmüyorsunuz, uzun vadede görünüyor, fakat etkisi milyonlarca insanın üzerindedir.

“Dış politika büyük itaat ve sakinlik istiyor.”

Bu nedenle dış politika büyük itaat ve sakinlik istiyor. Birinin ya da diğerinin eylemci ruh halini basitçe ifade edemez. Türkiye’de iletişim, uzlaşma kanallarını açmaya gittik, ilişkilerimizi geliştirelim, sinirlilik ve ses tonu düşsün.

Türkiye’nin nasıl davrandıracağını bilmiyorum. İyi diplomatik eylemler, gerginlik olmayacağının garantisi değildir, bu daha az gerginlik için yalnızca bir önceliktir. Ve dün, yanılmıyorsam, tesadüf olabilir, yıllar sonra tek bir ihlal olmamıştır. Bu iki günde bile Ankara’ya gitmem iyi oldu.”

GAZETECİ: “Sayın Bakan, bugün Türkiye ile diyalogun her alanda yapıldığını ve bu görüşmelerde hava seyrüseferin de ele alınacağını da söylediniz. Şu ana kadar, Yunanistan’ın sabit yeri tek farkımızın kıta sahanlığı olduğunu biliyorduk. Ve bunu Türkiye ile aradaki fark olarak kabul ediyoruz. Bir şey değişti mi?

“Bakan olduktan sonra başka bir çizgi izledim.”

KOCİAS: “Öyledir. Aynı şey bugün de geçerli. Genel Sekreterlerin toplantılarında görecekleri hava deniz seyrüseferin ne olduğunu biliyor musun? İhlaller. Türkler hava sahamızı ihlal ettiğinde, ya da Yunan adalarını aştığında, klasik süreç, burada Türk Büyükelçisini çağırıp onu protesto etmekti. Ve Büyükelçi veya Büyükelçi Vekili, yani Vekil Büyükelçimiz, Dışişleri Bakanlığı’na giderek tüm ülkelerin yaptığı gibi protesto ederdi. Bizim ihlal yaptığımızı zannederek aynı şeyi onlar da yapıyordu. Zannetmeyin ki ihlal yaptığımızı düşünmediklerini, yaptığımızı söylemiyorum, öyle sanıyorlar.

Tabii ki Bakan olduktan sonra başka bir çizgi izledim. İlk önce Uluslararası Örgütlere haber verirdim ve ihlalleri kınardım, sonra da Türklere kendileri hakkında suç duyurusunda bulunduğumu bildirirdim.

Hava deniz seyrüseferini görüşmenin ne olduğunu onlara söylemek: “Burada ihlal yaptınız, uluslararası hukuku ihlal ettiniz. Sen ne diyorsun? İhlal etmedin mi? Neden ihlal etmediğini mi sanıyorsun? İhlallere devam edecek misin? İhlalleri yapmaya devam ederseniz bakın ne yapacağız? Çünkü bunların sonuçları da var.”

Yani, diplomatik standartların ötesinde, uluslararası veya ikili kanunları ihlalleri inceleyecek ve kaydedeceğiz. Bu keşifte değil, hizmet toplantılarında yapılacak.”

GAZETECİ: “Her iki tarafın pozisyonları biliniyor, bu ilk defa mı oluyor, diyalogun olması.”

KOCİAS: “Her zaman vardı.”

GAZETECİ: “İhlaller hakkında?

KOCİAS: “İhlaller konusunda daima bir diyalog vardır.”

GAZETECİ: “Ortak pozisyonlar, sabit pozisyonlar, iyi bilinen pozisyonlar vardır.”

KOCİAS: “Bu doğrudur, ancak daha detaylı açıklamalar olması önerilir. Sana bir şey söyleyebilir miyim? Ona “Bir Yunan adasının üzerinden uçuyorsun ve anlaşmaları ihlal ediyorsunuz” diyebilirsiniz.

GAZETECİ: “Ve size, “Lozan Antlaşması bu ada için öngörmüyor, Yunan adası olarak kabul etmiyor” diyecektir. Bilinenler.

KOCİAS: “Bunu ona açıklayacağız. Neyin kötü olduğunu biliyor musun? Bir noktada Uluslararası Mahkemeye gidebilir. Uluslararası Adalet Divanı’nın ilk önce ne isteyeceğini biliyor musun? Yasanın söylediği değil, bunu biliyor. Soracak: “Şikayet ettiniz mi? Ona açıklama yaptın mı?”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here