Ana sayfa Arşiv Y.D.P. KOZLUKEBİR BÖLGESİ TEŞKİLATI, RODOP İLİ PARTİ TEŞKİLATI YÖNETİCİLERİNE YEMEK VERDİ

Y.D.P. KOZLUKEBİR BÖLGESİ TEŞKİLATI, RODOP İLİ PARTİ TEŞKİLATI YÖNETİCİLERİNE YEMEK VERDİ

18
0

Y.D.P. Kozlukebir Bölgesi Teşkilatı Başkanı Devletoğlu başkanlığında Kozlukebir’de Rodop İli Y.D.P. İl teşkilatı üyeleri ve Bölge Genel Sekreteri Dimitris Stamatis yemekte biraraya geldiler. Yaklaşık 80 kişinin katıldığı yemekte Y.D.P hükümetinin azınlığa ve çoğunluğa yönelik yapmış olduğu icraatlar ele alındı. Konuşmacılar kendilerine has konuşma uslubu ile kendilerini anlatmaya çalıştılar. Ancak devamlı Yeni Demokrasi Partisi hükümetinin birinciliğinden bahsedilirken, azınlığın eğitim, müftülük, vakıflar gibi olmazsa olmazların başında olan konulara hiç bir konuşmacının değinmemesi akıllarda soru işaretleri bıraktı. Yemeğe, B.G.Sekreteri Dimitris Stamatis, eski Rodop Milletvekili İlhan Ahmet, Yunanistan Tarım Sigortası (ELGA) bölge Başkanı Krokos, Kozlukebir Belediyesi Muhalefet Başkanı Murat Yunus ve çok sayıda partili katıldı. Açılış konuşmasını Kozlukebir Bölgesi Parti örgütü Başkanı Devletoğlu yaptı. Devletoğlu partinin bölge insanına yaptığı hizmetlerden bahsetti ve Bölge Genel Sekreteri Dimitris Stamatis’i azınlık insanının arkadaşı olduğunu söyledi. ESKİ MiLLETVEKİLİ İLHAN AHMET: ”SİZLERDEN RİCAH EDİYORUM, AZINLIĞIN İÇİNDE VEYA DIŞINDA HANGİ AŞIRI UÇ SESLER VARSA BUNLARI EKARTE EDİN.” Sırasıyla yetkili kurumların başında olanlar konuşmalarını yaptılar. Eski milletvekili ve şu an bazı kurum veya kuruluşlarda Hukuk danışmanı olarak görev yaptığı söylenen İlhan Ahmet uzun bir konuşma yaptı. İlhan Ahmet konuşmasında azınlık içinde ve dışında aşırı uç seslerin varlığından bahsetti ve bunların azınlık insanı tarafından ekarte edilmesi çağrısında bulundu. İlhan Ahmet şöyle dedi: ”Sevgili arkadaşlar, değerli dostlar, sizlere birşeyler söylemezden önce sayın başkan Devletoğluna teşekkür etmek istiyor ve iki şeyi ifade etmek istiyorum. Sayın Devletoğlu ve Sirkeli bölgesinden meslektaşım ve arkadaşım unutulmaz merhum Yücel, YDP’nin bölgelerdeki ilk başkanları olarak tarihe gececeklerdir. Değerli arkadaşlarım, 2004 yılında Kostas Karamanlis Başkanlığında iktidarı aldığımızda, azınlığın içerisinde bir kargaşa, kaos hakimdi. O dönemde, azınlığın sırtını sıvazlayan bir Pasok Partisi iktidarı düşünün ki, üreticiye yaklaşmayan, gerçek anlamda azınlığa yaklaşmayan bir uygulama hakimdi. Bu gün ne oluyor, ilk defa tarihte bölgesel parti örgütleri var. İlk defa demokratik olan bu örgütlerin başkanları var. İlk defa politik yetkiyi partisinden resmi olarak almış aday belediye başkanları var. Bunlardan aramızdan ayrılan rahmetli Yücel, ve bu akşam burada sayın Murat ve Mehrikoz, Hemetli Nahiye Başkanlarını görüyorum. Ayrıca bu akşam burada modern bir azınlık, tüm meselelerin, gelişmelerin içinde olan bir azınlık görüyorum. Bizim sadece parti bazında birinciliğimiz yok. Parti olarak başka konularda da birinciliğimiz var. Ancak 2007 yılından sonra iki veya üç birinciliğimiz var. İlk defa ama ilk defa gerçekten bir Bölge Genel Sekreterimiz var. Bunu kendisi burada diye söylemiyorum, her yerde söyledim. Kendisi bu akşam da burada, azınlığın içinde, sizlerle birlikte bulunuyor. Değerli arkadaşlar şöyle bir hatırlasanıza, Pasok iktidarı veya herhangi başka bir dönemde Bölge Genel Sekreterini halkın içinde gördünüz mü? Sadece birilerini görmeleri gerektiğinden geziyorlardı ve gereklilik dolayısıyla görmesi kişileri görüyorlardı. Bunu da siyaset için yaptıklarını biliyoruz. Bu gün bir Bölge Sekreterimiz var ki, ilk defa kalkınma projelerinin yüzde yüzünü bitirmiş, halkın kullanımına sunmuş. Sadece bölgesel olarak değil, Yunanistan genelinde bir başarısı var proje yatırma ve kullanmada. Bir başka konu da ilk defa bir Genel Sekreter, acılı günümüzde, neşeli günümüzde, cenaze’de veya güzel etkinliklerde yanımızda bulunuyor. Ancak sayın Bölge Genel Sekreteri aynı zamanda beş ilin de G. Sekreteri, onu sürekli olarak aramızda görmek istemek haksızlık olur. Baylar bayanlar, tarım alanında da birinciliklerimiz var ki sayın Krokos bunlara değindi. Burada şu konuya dikatinizi çekmek istiyorum. Başbakanımız Kostas Karamanlis yine bu ilden birini ELGA’nın (Yunanistan Tarım Sigortası) başına seçti, bunu bize yardım etmek için yaptı. Başka bir ilden seçebilirdi ancak buradan birini tercih etti, bu da bizim için bir birinciliktir, ilimiz için bir kazanımdır. Bir diğer birincilik te, azınlıktaki alışılagelmişleri kırdık, ileriye doğru ilerledik. Özellikle tütün üreticilerini destekledik bunları detaylı olarak söylemeye gerek yok zannedersem. Tütünde bağımsız kalmanızı ve ürününüzü istediğiniz şekilde pazarlamanızı sağladık. Artık tütün alıcısının esiri değilsiniz. Tütün eksenizde ekmesenizde destek primini alacaksınız, bu da bir birincilik değerli arkadaşlar. Tütün tüccarları buna karşı koydular ancak Alekos Kondos ve hükümet cesaretle bunun üzerine gitti. İlk defa zarar paraları herkese ödeniyor. Pasok veya Yeni Demokrasi ayırımı yapmıyoruz. Dolayısıyla sizlere bana vermiş olduğunuz destekten ötürü teşekkür ediyorum. Benim de bir öngörüm, programım, rüyam vardı. Bunlar zorbalıkla yarıda kesildi bunda sizlerin suçu yok, dış etkenler tarafından yapıldı. Gelecek 4 yıl döneminde yine birlikte devam edebiliriz. Ancak önümüzde Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Bu seçimler rahat bir seçim olabilir ve nasıl olsa milletvekili çıkarmıyoruz, temsilci seçmiyoruz. Ancak çok önemli, bir mesaj vermeliyiz. Buradan Trakya’dan bir mesaj vermeliyiz ve iyilik bilmeyen birileri olmadığımızı göstermeliyiz. Onun için u hükümeti desteklemeliyiz, hem Karamanlis’e, hem Pasok Partisi yetkililerine bir mesaj vermeliyiz. Çünkü bunların Allah’ı yok. Köylere çıkıyorlar ve şöyle diyorlar. „Bu zarar paralarını biz verdik.” Geçen gün Omurluköyden bir arkadaşım şunları söyledi. Pasok Partisinin bölgemizden bir milletvekili gitmiş ve köyünüze sizlere yol yaptım, köprünüzü yaptım demiş. Bölge Sekreterliğinin yaptıklarını kendisinin yaptığını göstermeye kalkmış. Görüyorsunuz ki bu gün bu kişiler sizlerin verdiği yiyecekle yaşıyorlar. Bunları biz yaşatıyoruz. Ancak değerli arkadaşlar, siz delegeler köylere dinamik olarak çıkmanız gerekmektedir. Sizler bana yardım etmelisiniz, G.Sekretere, Bakanımıza yardım etmeniz gerekir. Halka şunu izah etmelisiniz, ilerlemeler bu hükümetin sağladığı imkanlarla gerçekleşiyor. Eğer ben parlamento’da olsaydım belki bazı meseleler daha iyi olabilirdi ancak bütün bunlara rağmen yeniden özel olarak sayın Krokos’a, sayın Nalbandis’e, sayın G. Sekretere teşekkürlerimi belirtmek istiyorum. Bakınız, hepimiz bu bölge için uğraş veriyoruz. Sizden son bir isteğim olacak. Sizlerden ricah ediyorum, azınlığın içinde veya dışında hangi aşırı uç sesler varsa bunları ekarte edin. Bu bölgenin kalkınmaya ihtiyacı var, bu bölgenin cesarete ihtiyacı var, parmağımızın arkasında gizlenmeye gerek yok. Burada birlikte konuştuklarımızı dışarıya da söyleyebilmeliyiz. Ben bu bölgeyi, sizleri, Trakya’yı, bütün bu oluşumu seviyorum. Bir yumruk halinde hep birlikte ileriye gitmemizi istiyorum. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.” Dedi. DİMİTRİS STAMATİS: ”EVET, AŞIRI UÇLAR BÖLGEYE ZARAR VERİYOR.” Konuşma sırası G.Sekreter Dimitiris Stamatis’e geldi. Stamatis de İlhan Ahmet’in değindiği aşırı uçların seslserinin varlığından bahsetti ve bölgenin zarar gördüğünü söyledi. Stamatis Ziraat Bankası açılışında yaşanan davetiye krizine değindi ve davetiyeyi geri çevirmesini mevcut Yunan yasaları çerçevesinde yaptığını vurguladı. Stamatis şunları söyledi: ”Başkanım, bu nazik davetin için sana teşekkür etmek istiyorum ve öncelikle geç kaldığım için de özür dilemek istiyorum. Gelmekte geç kaldım çünkü Bölge Genel Sekreterliği’nde işlerimiz çok yoğun. Ancak geç kalmama değdi, çünkü ilk defa verdiğimiz uğraş yer tuttu ve Yunanlı Yüksek Rütbeliler tarafından değil, Avrupalıların ağzından geçen gün Bölge Genel Sekreterliğimize başarı öyküleri verildi. Oysa kısa bir süre önce sonuncuyduk ancak şimdi birinci olarak çıktık. Yunanistan’da Bölgeler arasında örnek olarak görüldük. Avrupa’nın en iyi Bölgelerinden biri olarak adlandırıldık. Sadece yüzde yüze yaklaşmadık, yüzde yüz elliye yaklaştık. Bu ne anlam taşıyor derseniz, bölgemizde yatırımların olduğunu, para trafiğinin yaşandığını gösteriyor. Ancak bir düzeltme yapacağım. Ben azınlığın arkadaşı değilim. Hayır, ben bu vatandaşları seviyorum, ister müslüman olsunlar, ister hristiyan. Çünkü bu bölgenin geleceğini böyle düşlüyorum. Ben Yunanlı vatandaşlar görüyorum. Herkesin dinini saygıyla karşılıyorum, herkesin özelliklerine saygı duyuyorum ve kimseyi ayırt etmiyorum. Sevgi meselesi değil, azınlığa karşı ayrıcalıklı bir sevgim yok, herkesi aynı seviyorum. Çünkü şunu tespit ettim, uzun yıllar problemler yaşanmış, ilerlemenin gelmesi gecikmişti. Nasıl bir baba bir evin içinde ilk önce en zayıfına önem veriyor ve herkese aynı mesafede yaklaşıyor ve onlara hayat veriyor. Benim hoşuma gider azınlığın arkadaşı dostu demeleri ancak bu arkadaş kelimesi bir engel koyuyor. Sanki aynı değilmişiz gibi, evet bizler ve sizler hepimiz aynıyız. Bir de bu konu hakkında şunu söylemek istiyorum, biraz önce arkadaşım İlhan söyledi. Evet, aşırı uçlar bölgeye zarar veriyor. Nereden duyulursa duyulsun. Bize bu bölgede mantıklı sesler gerekli. Mantık hakim olmalıdır, aşırı uçların sesi değil, çok kolay aşırı uçlarda olan kimselerin ses çıkarması. Esas mesele bu aşırı uçların çıkardığı ses nereye götürüyor. Doğrusu ben bıktım bir o taraftan çıkan bir de bu taraftan çıkan aşırı uçların seslerinden. Bir dönem şunları söylediler, neden B.G.Sekreteri aşırı uçlarla arkadaşlık ediyor, müslüman arkadaşlarla buluşuyor. Bunların ikisi de geldiğim ilk günden itibaren en iyi arkadaşlarım. Ne yani, kendileriyle arkadaş olmam için hangi dine mensup olduklarını sormam mı lazımdı? Neden? Neden çünkü mantık bunu söylüyor. Bazıları da, neden G.Sekreter camilere gidiyor? G.Sekreter gidiyor çünkü pratikte diğerinin dinine saygı duyduğunu göstermek mecburiyetindedir. Başka sesler diğer taraftan, neden G.Sekreter bir davetiyeyi geri çeviriyor? Çünkü çok basit nedenlerden dolayı, çünkü kanun bunu diyor. Çünkü bu bütün Yunanlıları gücendiriyor. Arkadaşlar benim ninem de Bursa’dan geldi ve Yunanca konuşamazdı. Konuşurduk, yazardık bilmezdi. Bu nedemek oluyor, vatanı dışlanıyorsa, kenara itiliyor düşürülüyorsa gücenmeyeceği manasına mı geliyor? Bu durum hepimizi gücendirmesi lazım ve Yunan kanunu herkes tarafından saygıyla karşılanmalıdır. Aynen biz Yunanistan’dan ayrıldıktan sonra saygı duyduğumuz gibi. Kimin vatanı bu? Bu hepimizin vatanı, hristiyanların ve müslümanların vatanı. Ben bir gerçeği görüyorum ki, herkes ciddi anlamda rahatsızlık duyuyor, ben kimseyi ayırt etmiyorum diye. Ancak ayırt etmek isterdim, müslümanların arkadaşı olmak isterdim, bazılarının aynen söylediği gibi, „ben köpeciğimi seviyorum” ben köpeciklerle uğraşmıyorum, ben insanlarla uğraşıyorum. Ben hemşehrilerime iyilik yapmıyorum, çünkü belki de ben herkese karşı eşit şekilde hizmet etmek mecburiyetindeyim. Birileri iki kümes olmasını isterlerdi, bir müslüman kümesi, bir de hristiyan kümesi. Kümesler insanlar için değil, tavuklar içindir. Bütün arzum, B.G.Sekreterliği’nden nezaman ayrılırsam, çünkü bizim kaderimiz bu bir gün gideceğim, işte gideceğim o gün büromda müslüman ve hristiyan arkadaşlarım yanyana omuz omuza olmalıdırlar ve gelsinler beni uğurlasınlar isterim. Aynı şekilde sizin çocuklarınızın geleceğini düşlüyorum bu vatanın çocuklarıyla birlikte. Birkaç gün önce Aleksandrupolis (Dedeağaç) ve Ksanşi’de (İskeçe) konuşurken şunu dedim, Avrupa buraya gelsin ve yarın öbürgün muhtemelen karşılaşacağı sorunlar için dersler alsın. Neyin dersini alsınlar? Değişik diine mensub farklı kökenli insanların birlikte yaşamalarını görsünler. Çünkü biz Trakya’da böyle bir deney yaptık. Çok acılardan, üzgüntülerden geçtik ancak çok iyi bir yere geldik. Buradaki birlikte yaşama arzusu Avrupa’ya örnek olmalıdır. Çünkü insanlar sürekli yer değiştiriyorlar, değişikliklere mahruz kalıyorlar. Biliyormusunuz bugün Avrupa’da nekadar müslüman yaşıyor? Söylemiyorlar çünkü toplumun bir parçası olrak görmüyorlar. Biz de diyoruz ki, bu anlaşılamaz, insanlık dışı bir olay. Bunların ötesinde siz başkasınız çünkü sizler vatanseversiniz. Ancak buradan onların ders alması gerekir. Defalarca söyledim, bu bölgede Yunan vatandaşları müslümanlar ve hristiyanların olması bir zenginliktir. Yeter ki bu zenginliği kullanabilelim. Özellikle gelen çocuklar için mutsuzluk değil mutluluk veren bir zenginlik olsun. Bu çocuklar hiç kimsenin hatırlamak istemedikleri şeyleri yaşamasınlar. Sayın başkan, bunlara neden değindim, burada bulunduğum sürece nasıl idare edeceğimi anlamanız bilmeniz için söyledim. Burada hatırladığım bir şeye değinmek istiyorum. İki gencin cenazesine gittim. Televizyonlar gazeteciler yazsın çeksin diye değil, bizim iki genç çocuklarımızın cenazesi için gittim. İkisi de 15 yaşında. Her ikisi de Rodopi’nin (Rodop) dağlık bölgesindeydi ve babaları kuçağımda ağladılar. Bir baba için, vatanseverler için bundan daha kötü bir an olabilir mi? İşte ben vatanseverlerimin cenazesine gittim. O baba vatanseverin kucağında ağlıyordu, o an ben B.G.Sekreteri değildim ve Sekreter olarak gitmedim. Bu ilişki göz bebeği gibi korunmalıdır. Önümüzde çok iş var. Bütün dünyada olduğu gibi Yunanistan zor günler yaşıyor. Yunanistan olarak tüm bunların üstesinden geleceğiz. Televizyonları açıyorum hepsi Yunanistan’da işssizlik artıyor diye bağırıyorlar, fabrikalar kapanıyor diyorlar. Geçen hafta Almanya’da 350 bin kişi işsiz kaldı. Biz hükümet olarak bunu da atlatacağız. Daha kötü günler de gördük. Bizler herşeyi doğru yaptık demiyorum, yanlışarımız da var. Bu yanlışlarımızı düzeltiyoruz. Geçmiş yılları bir hatırlayın hiç bir Başbakan çıkıp ta ben yanlış yaptım dedi mi? Bunu demek te cesaret ister, yürek ister. Karamanlis çıkıp bunu söyledi çünkü erkek bir adam. Ben yapılan araştırmalara inanmıyorum. Politikacı araştırma sonuçlarına göre iş yapmaz. Politikacı halkın ve ülkenin istekleri doğrultusunda işler yapar. Vatandaşlar tehlike çanlarını çalıyor ve bizi uyarıyor biz de vatandaşın sesine kulak veriyoruz. Biraz önce Krokos’un dediklerini duydunuz. Bir şey söyleyeyim, verdiğimiz bu paralar aslında zarar değil. Bizim zarar parası verme gibi bir yetkimiz yok, çünkü Avrupa’lı böyle diyor. Ancak biz bunu kılıfına uydurduk ve gerçek ihtiyacı olan insanların imdadına yetiştik. Hükümet olarak tüm imkansızlıkları bertaraf ederek fakirliğimizle 500 milyon dağıttık ülkenin gövdesini oluşturan kesime. Çünkü ülkenin gövdesi yaşamalıdır, ayakta kalabilmelidir çünkü hükümetin bu gövdeye ihtiyacı var. Merak etmeyin, seçim zamanı geldiğinde yine Karamanlis ve partimiz iktidar olacaktır.” Dedi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here