Ana sayfa Köşe Yazıları Sintagma Meydanı ve Efzunların Tarihçesi

Sintagma Meydanı ve Efzunların Tarihçesi

0
0

Yunanistan’ın Başkenti Atina’da Parlamento binasının önünde bulunan Meçhul Asker Anıtı önünde neredeyse 100 yıldır nöbet tutan Efzun (Evzon) askerleri, kar yağışı nedeniyle zor anlar yaşıyor.

Atina’nın kalbi Sindagma Meydanı’nda Efzun (Evzon) askerlerinin nöbet değişimi bugünlerde kar yağışı nedeniyle birhayli telaşlı oluyor. Çünkü soğuk hava ve kar yağışı buzlanma sonucu zeminin de mermer olmasıyla kayganlaşmasından dolayı, Efzun askerlerinin demir çivi tabanlı ponponlu kösele ayakkabıları aşırı derecede kayganlaştığından dolayı kendilerini nöbete askeri araçla komutanları bizzat götürüyor.

Sintagma Meydanı ve Efzunlar…..

Bu karlı buzlu havalarda evde otururken Atina ve Efzunları vede Sintagma Meydanı hakkında derlediklerimizi okuyun.

Artık pek kimsenin aklına gelmiyor ama bir zamanlar, Yunan Ordusu’nda, aklına esen general ya da albayın darbe yaptığı günlerde, topların ve tankların ilk hedefi Sindagma Meydanı’ydı. Tanklar hemen meydana yığılır, böylece Atinalılar da askeri darbe olduğunu anlarlardı. Daha sonra buradan dalga dalga yunanşstan geneline haber uçurulurdu.

Sadece Atina’nın demek az olur, Yunanistan’ın kalbi Sindagma Meydanı’nda atar. Sindagma “Anayasa” demek, Yunanistan’ın bağımsızlığından bu yana hep ülkeyi sarsan, büyük siyasi ve toplumsal olaylara sahne olmuştur. İktidarları bu meydanda gelişen ve yaşanan olaylar belirlemiştir, hükümetleri de burada yaşanan kanlı ve şiddet dolu olaylar düşürmüştür.

Sintagma’da neler yaşanmadı ki?

Yaklaşık 150 yıl önce, o zamanki Yunan Kralı, bugün Parlamento binası olan sarayının balkonuna çıkıp ilk Yunan Anayasası’nı halka okuğu gün meydan tarihe ilk damgasını vurdu. Böylece Anayasa Meydanı adını da aldı. Sonra olaylar, çalkantılar, çatışmalar birbirini izledi gitti. Yunanistan sarsıntılı yıllardan geçecekti.

Yunanistan’da aklına gelen, eline pankartını alıp protesto yürüyüşü yapmak için Sindagma meydanına gitti. Artık pek kimsenin aklına gelmiyor ama bir zamanlar, Yunan Ordusu’nda, aklına esen general ya da albayın darbe yaptığı günlerde, topların ve tankların ilk hedefi Sindagma Meydanı’ydı. Tanklar hemen meydana yığılır, böylece Atinalılar da askeri darbe olduğunu anlarlardı.

Sindagma Meydanı’nı tankların en son sardığı günün üzerinden 33 yıl geçti…

1974’de Albaylar Cuntası’nın devrilmesinden önce de, sonra da hep büyük kavgalar, çatışmalar, yürüyüşler, protestolar, kavgalar bu meydanda yapıldı.

Sindagma’da yaşanan birçok olay şimdi ya unutuldu ya da kitap sayfalarında kaldı ama bir olay var ki, ne unutuluyor ne de ilgi azalıyor. Bu olay, Yunan Parlamentosu’nun bahçesindeki Meçhul Asker Anıtı önündeki Efzun (Evzon) askerlerinin nöbet değişimi.

Sindagma Meydanı’na tepeden bakan Yunan Parlamentosu’nun bahçesi her gün, Efzunlar’ın nöbet değişimini izlemeye gelen turistlerle dolup taşıyor. Efzunlar her saat başında nöbet değiştiriyorlar.

Efzunlar’ın nöbet değişimini ilk kez, yıllar önce, o zaman başbakan olan, Yeni Demokrasi Partisi’nin eski lideri Konstantin Mitsotakis’le görüşmek için Atina’ya geldiğim zaman izledim ve oldukça etkilendiğimi hatırlıyorum…

“Demokrasi ve vatan için ölenlerin mezarı”

Efzunlar’ın neredeyse 100 yıldır beklediği Meçhul Asker Anıtı’nın üzerinde ise ünlü Atinalı Komutan Perikles’in şu sözleri yazar:

‘‘Demokrasi ve vatan için ölenlerin mezarı bütün dünyadır.’’

Anıtın sağında ve solunda uzanan duvarın üzerinde de Yunan tarihindeki büyük savaşları simgeleyen bronz şiltler sıralanmıştır. Anıtın hemen sağındaki ilk şildin üzerinde “Afyonkarahisar-Sakarya” yazar. Bu şilt, “Megalo İdea-Büyük Yunanistan” hayaliyle Anadolu’ya çıkıp, geri gelemeyenlerin anısınadır…

Aslında Efzunlar’ın tuttuğu nöbet, Yunan tarihinin de nöbeti sayılabilir. Çünkü sadece Meçhul Asker Anıtı değil, anıtın hemen arkasında yükselen Yunan Parlamentosu da modern Yunan tarihini anlatır.

İlk kez Atina’ya TRT’yi temsilen gittiğimde enformasyon Bakanlığı’ndan yabancı basın kartımı akredite ettikten hemen sonra ilk işim Parlamento binasına girmek oldu. Yan kapıdan tüm controller yapıldı ve girdim. Sindagma Meydanı’na tepeden bakan sarı binanın koridorlarında ilk kez dolaşmaya başladığım zaman, sanki Yunan tarihinin sayfalarını tek tek çevirdim…

Bavyeralı Kral Otto’dan, Türkiye ile önce savaşıp sonra barış masasına oturan ünlü Yunan devlet adamı Venizelos’a, cunta lideri Papadopulos’tan Yunanistan’a demokrasiyi getiren Konstantinos Karamanlis’e, Batı ile kavga eden Sosyalist Andreas Papandreu’dan Avrupalı yapmak isteyen Kostas Simitis’e kadar, kimler yürümedi ki bu binanın koridorlarında. Zaman geldi Yunanistan ile Türkiye arasında yaşanan gerginliklerde Parlamento binasının koridorlardaki ve ofislerdeki ışıkları sabahın ilk güneş ışığına kadar hiç sönmedi.

Bu görkemli binanın koridorlarında dolaşan ilk Yunan Kralı Bavyeralı Otto’yu düşündüm… İngiltere, Rusya ve Fransa, 1833’de Yunan Kralı ilan ettiği zaman Bavyera Prensi Otto 17 yaşındaydı ve Yunanca bile bilmiyordu. Belki de Yunanistan’a ilk kez geliyordu ve büyük güçler onun Yunan halkını yönetmesini istiyorlardı. O da, kendisini bir türlü benimseyemeyen bu yabancı halkı yönetmek için ne yapsın? İşe bir saray yaptırmaya karar vererek başladı… Alman Kraliyet Sarayının Mimarı Frederich Gaertner’i çağırdı, görkemli bir saray yaptırdı.

Sarayın balkonundan Akropol’e bakış….

Kral Otto, balkonundan Akropol’ü seyrettiği bu sarayda, tam 20 yıl yaşadı. Yunanistan’ın çalkalandığı, ayaklanmaların yaşandığı savaş ve sefalet bulutlarının Yunanistan üzerine çöktüğü 20 yıl… Sonra kansız bir darbeyle devrildi. İngilizler 1864’de tahta yine bir yabancıyı, bu kez de Danimarka Prensi George’u oturttular. Yeni Yunan Kralı da Kral Otto’nun yaptırdığı saraya yerleşti ve Kral George sarayda Otto’dan daha uzun süre yaşadı.

1909’da sarayda öyle korkunç bir yangın çıktı ki, oturulamaz hale geldi. Bu yangın sarayın kaderini de değiştirdi. Kral ve ailesi Atina’nın kuzeyinde, orman içindeki yazlık Tatoi sarayına taşındılar. O yıllarda artık Yunanistan’a savaş bulutları çökmüştü. Önce Girit’te Osmanlı yönetimine karşı ayaklanmalar başladı sonra da Yunanistan, Osmanlı İmparatorluğu ile savaşa girdi. Ardından da I. Dünya Savaşı patlak verdi. Yunanistan’ın harap olan sarayı tamir ettirecek parası da yoktu. Saray kaderine terk edildi.

1913 yılının Mart ayında Kral George’un bir suikaste kurban gitmesi ve oğlu Konstantin’in tahta oturması sırasında da Kraliyet ailesi yazlık sarayı kullanıyorlardı. Yunanistan, I. Dünya Savaşı’na girdiği zaman ise ünlü saray yaşayacağı yeni felaketten habersizdi. İngilizlerle anlaşamayan Kral Konstantin 3 yıl dayanabildi ve tahtı oğlu Aleksandros’a bırakıp Yunanistan’ı terk etti, kaçtı.

Sarayın yeni konukları

1. Dünya Savaşı’nın sonunda Yunanlı siyasilerin kapıldığı “Büyük Yunanistan-Megali İdea” hayali ünlü sarayın da kaderini bir kez daha değiştirdi.

Mayıs 1919’da Yunan Ordusu İzmir’e ayak basarken kimse, Kral Otto’nun görkemli sarayının kısa bir süre sonra Küçük Asyalı göçmen Rumlara ev sahipliği yapacağını aklına bile getirmemişti. 1922 yılının Ekim ayı başında dalgalar halinde Anadolu’dan göçmenler Yunanistan’ın değişik bölgelerine gelmeye başladığı zaman herkes şaşkındı. Binlerce insan nereye yerleştirecekti? İlk olarak Pire Limanı’na gelenleri eski tütün mağazalarına yerleştirdiler. Aylarca orada aç susuz veya bir kabın içinde bir öğün yemekle, bir çul altına bir çul üstüne atarak yatıp kalktılar. Kısacası tencerede pişirdiler kapağında yediler. Aralarından heyetler seçildi, bu heyetler Yunanistan’ın birçok bölgelerine dağılarak, Türkiye’deki köylerine benzeyen arazileri yerleri aradılar ve köylerini kurdular.

Sarayda yangın çıktı

Sonunda yangında büyük bölümü harap olmuş sarayın odaları, koridorları ve salonları açıldı. 10 bin Rum göçmen 1922 kışını Kraliyet sarayının odalarında geçirdi. Hem de, ısınmak için sarayın kütüphanesindeki kitapları ve binanın tahta aksamını yakarak… Göçmenler yaklaşık 2 yıl sonra Sarayı tamamen terk ettikleri zaman hüzünlü bir tabloyu da geride bıraktılar.

Saraydan Parlamentoya

Yunanistan büyük siyasi çalkantıların henüz başındaydı. Ülke darbeler ve karşı darbelerle geçecek 10 yıllık bir büyük çalkantı dönemine giriyordu. İşte bu çalkantılar arasında zaman zaman toplanmaya çalışan Yunan Parlamentosu da bir yer arıyordu. Yeni bir bina yapımı için para yoktu. Sonunda gözler yine Kral Otto’nun harap durumdaki sarayına çevrildi.

Saray, Anadolu Rum (Küçük Asya) göçmenlerini ağırladıktan 12 yıl sonra bu kez, Yunanlı parlamenterlere kapılarını açtı. Ama yeni ev sahiplerini fazla ağırlayamadı çünkü General Metaksas tanklarını Sindagma Meydanı’na gönderiverdi. Tam 10 yıl boyunca Otto’nun sarayının yeni ev sahibi olan halkın temsilcileri geri dönemediler.

Yunanistan’ın Nazi Almanyası tarafından işgalini en yakından seyreden Otto’nun sarayı oldu. Çünkü Almanlar, sarayın karşısındaki Sindagma Meydanı’na bakan ünlü Grande Bretagne Oteli’ni karargah yaptılar. Sindagma Meydanı bu kez de Alman askerlerinin çizmeleri altındaydı.

İç savaşın başladığı yer Sintagma

1. Dünya Savaşı’ndan sonra, Yunan tarihinin en acılı olayı yine Sindagma Meydanı’nda, Otto’nun sarayının hemen önünde başladı.

3 Aralık 1944 gecesi polis, gösteri yapan komünistlere ateş açınca, Sindagma Meydanı kana bulandı. Meydan’da 6 hafta sadece silahlar konuştu. Ve bu çatışmalar, Yunan ulusunu derinden yaralayan iç savaşın da başlangıcı oldu.

İç Savaş’tan bugüne kadar, binlerce olay daha yaşandı, Sindagma Meydanı’nda. Sindagma zaman zaman tank paletleriyle yankılandı, zaman zaman kurşun sesleriyle… Yıllar aktıkça büyük kavgalar, büyük gösteriler birbirini izledi. Sonunda saray Krallara veda etti ve halkın temsilcilerine kapılarını açtı. Bu yüz elli yıl içinde çok şey değişti, Sindagma Meydanı’nda ve meydana bakan Kral Otto’nun ünlü sarayında.

Değişmeyen sadece nöbet tutan Efzun askerler

Değişmeyen sadece Yunan tarihinin nöbetini tutan Efzun askerler oldu. Efzunlar’ın 100 yıllık şovu görülmeye değer doğrusu…

Turistler Efzunlar’ın Kımıldayacağı anı bekler.

Önce biraz Efzunlar’dan söz edeyim…

1821’de Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bağımsızlık savaşını başlatan kır gerillalarına Yunanlılar, “Evzoni” diyor.

Bu askerler Türkiye’de Efzunlar diye biliniyor. Bağımsızlıktan sonra kurulan Yunan Ordusu’nda Efzunlar özel birlikleri oluşturmuşlar.

Efzunların savaş sırasındaki giysileri de üniforma olarak kabul edilmiş.

Efzunlar bağımsızlığı sembolize ediyorlar.

Bu göreve sadece ve sadece Yunan olanlar alınır. Batı Trakya’dan bugüne kadar tek bir kişi dahi burada görev yapmadı. Bir Yunanlı gencin Efzun olabilmesi için boyunun 1.80’den daha uzun olması gerekiyor. Ayrıca Efzunlar’da üniversite öğrenimi ve Yunanlının fiziksel özelliklerini taşıması da şart koşuluyor. Böylesine özel seçilen bu askerler hiç kıpırdamadan nöbet tutmak için de özel olarak eğitiliyorlar.

Şimdi, Yunan Ordusu’nda Efzunlar sadece törenlerde boy gösteriyorlar ama bir zamanlar ordunun en güçlü komando birlikleri sayılıyorlarmış. Bu nedenle de, darbe yapmak isteyen generallerin en güvendiği askerler Efzunlarmış.

Yunan Parlamentosu’nun önündeki Meçhul Asker Anıtı’nın önüne ne zaman giderseniz gidin, mutlaka kalabalık bir turist grubunun beklediğini görürsünüz. Yüzlerce turist ellerinde fotoğraf makinalarıyla Efzunlar’ın kımıldayacağı anı sabırsızlıkla bekler. O an geldiği zaman da flaşlar patlamaya başlar…

Anıtın iki yanında bir saat boyunca neredeyse gözünü bile kırpmadan nöbet tutan Efzunlar karşılıklı olarak dönerler. Bacaklar yerden paralel havalanır, aynı anda karşılıklı yere vurulur. Demir çivi tabanlı ponponlu kösele ayakkabıların beton zemine vuruşuyla çıkan tok ses çevreye yayılır. Efzunların her gün 24 kez yaptığı bu büyük şov görülmeye değerdir.

Kar kışta ise daha bir güzel manzaralar oluşuyor…..

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here