Ana sayfa Arşiv SAYIN ıLHAN AHMET, NEDEN MıLLETVEKıLıYKEN KONUşMADIN, YAPMADIN, GÖTÜRMEDıN? şıMDı NEDEN?

SAYIN ıLHAN AHMET, NEDEN MıLLETVEKıLıYKEN KONUşMADIN, YAPMADIN, GÖTÜRMEDıN? şıMDı NEDEN?

26
0

Rodop eski milletvekili ılhan Ahmet’in, Rodop Rüzgarı Derğisi’nde yer alan bir mülakatta, “”Vakıflar konusu AıHM’ne götürülmelidir!” dediği belirtiliyor. ılhan Ahmet’in uzun bir aradan sonra siyaset meydanına çıkması ve azınlığın olmazsa olmaz hakları konusunda sözler sarf etmiş olması herkes tarafından merak konusu oldu. Uzun zamandan beri ortalıktan kaybolduğu iddia edilen ve azınlığın hiç bir etkinliğinde yer almayan ve boy göstermeyen ılhan Ahmet’in 7 Kasım seçimleri öncesi ve Dora Bakoyianni’nin parti kurma çalışmalarının başlamasına denk gelmesi akıllara, “eski milletvekili Dora’ya doğru mu yol alıyor?” ve sayın ılhan Ahmet milletvekili olduğu dönemde neden bugün olması gerektiğini, yapılması gerektiğini iddia ettiği azınlık konularını milletvekili olduğu dönemde gündeme getirmemiş ? Tüm bu sorular her zaman olduğu gibi cevaplarını bekliyor. Atalarımız ne demişler bilirsiniz, “düğün değil, bayram seyran değil, eniştem beni neden öptü”. Muhalefette konuşanlar, iktidarda iken neden ağızlarını bıcak açmıyor? ışte siz siyasiler ilk önce bu sorunun cevabını verin. Soru herkese. Sadece sayın ılhan Ahmet’i muhatap almıyor. şimdiki milletvekilleri olmak üzere herkesi. Cesur olan, “Türk azınlığı için çalışıyorum” deyen herkes açıklasın ki bu halkta görsün. şimdi aşağıdaki haber-mülakata bir göz atalım. Yorum her zaman olduğu gibi sizin. ESKı MıLLETVEKıLı AVUKAT ıLHAN AHMET: “VAKIFLAR KONUSU AıHM’NE GÖTÜRÜLMELıDıR!” KEMO- Azınlık Grupları Araştırma Merkezi ile TESEV- Türkiye Ekonomik Sosyal Etüdler Vakfı’nın düzenlediği “Bir Mütekabiliyet Hikâyesi: Yunanistan ve Türkiye’de Azınlık Vakıfları” konulu panel 30 Eylül tarihinde Atina’daki Ombudsman merkezinde yapıldı. Eski milletvekili avukat ılhan Ahmet yaptığı konuşmada Batı Trakya’daki Türk Azınlığı’nın gaspedilen vakıf malları konusunda AıHM’ne başvurulması gerektiğini vurguladı! Haziran ayında ıstanbul’da düzenlenen ilk toplantıdan sonra, Dilek Kurban ile Konstantinos Çiçelikis tarafından hazırlanan rapor Türkçe Yunanca olarak kitaplaştırıldı. Atina’daki panele konuşmacı olarak gazeteci Takis Kambilis, TESEV adına Dilek Kurban, KEMO adına Makedonya Ün. Öğretim üyelerinden Kontantinos Çiçelikis, avukat ve eski milletvekili ılhan Ahmet, Atina Üniversitesi’nden öğretim üyesi ve ıstanbul’daki Rum Yetimhanesi’nin avukatı Nikos Alivizatos ve Trakya Dimokritos Üniversitesi öğretim üyesi ve Patrikhane’nin hukuk danışmanı Yannis Ktistakis katıldılar. Panelde 1923 yılından bu yana Yunanistan ve Türkiye’deki azınlık vakıflarının durumları gündeme getirildi. Her iki ülkedeki vakıfların hukuki statüleri masaya yatırıldı ve 2008 yılında Türkiye ve Yunanistan’ın çıkardığı vakıflarla ilgili yasalar karşılaştırılarak görüşler beyan edildi. Panelin sonunda da azınlık vakıflarındaki sorunların demokratik ve nihai çözümü için öneriler sunuldu. Panelle ilgili avukat ve eski milletvekili ılhan Ahmet sitemize aşağıdaki açıklamaları yaptı: “Türkiye’deki TESEV ile Yunanistan’daki KEMO arasında, ““Bir Mütekabiliyet Hikâyesi: Yunanistan ve Türkiye’de Azınlık Vakıfları” adlı bir panel düzenlendi. Konuyla ilgili raporu Dilek Kurban ile K. Çiçelikis birlikte hazırladı. Türkiye ve Yunanistan’daki vakıflar konusunda bir araştırma yaptılar. Ortak kitap olarak yayınladılar. Toplantının ilki hatırlanacağı gibi ıstanbul’da yapılmıştı. Burada, Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili çıkarılan vakıf yasalarının ne kadar eksik ve yanlış olduğu, Yunanistan’ın bu konuda siyasi bir iradesinin bulunmadığını, vakıf meselelerini çözmek istemediği belirtildi. Aynı şekilde Türkiye’deki Yunan vakıflarına karşı da benzer politikaların uygulandığı anlatıldı. Aynı anda iki yasa çıktı. Vakıflar meselesi ile ilgilenen bir bilirkişi olarak yaptığım sunumda, 2008 yılında çıkan Vakıflar Yasası’nın okul vakıflarıyla ilgili 10. maddesini ve Bölge Genel Sekreterliği’nin genişletilmiş yetkilerini beğenmediğimizi ve eksik olduğunu vurguladım. Bu arada benim hukuki fikrime göre atanmış yönetimin (Vakıflar ıdaresi) yapmış olduğu bütün tasarruflar hukuken geçersizdir. Bu konuda anayasa profesörü Alivizatos da bana hak verdi. Çünkü bizde Lozan’a göre seçim olması gerekiyor. Dolayısıyla buradaki atanmış yönetimin meşruiyeti olmadığından dolayı yapmış olduğu tasarruflar geçersizdir. Bu ne demektir? Alım satımlar, Azınlığımızın vakıflarının Cunta tarafından alınıp satılması, bazı malların kaybedilmesi geçersizdir ve Azınlık bunların iadesini her an isteyebilir! Türkiye’deki Yunan azınlığa seçim yapma hakkını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan vermiştir. Ancak mal varlıklarıyla ilgili problemleri var. Bizim burada ise seçim yerleşmemiştir ve mal varlıklarımız hakkında da kesin bilgimiz yoktur. Vakıf mallarımız şu anda ne kadardır? Geçmişten satılan mallarımızın da iadesini isteyebiliriz. Nasıl ki onlar ıstanbul’daki Yetimhane konusunda AıHM’ne gidip, “mazbut-terkedilmiş” vakıf olarak davayı kazanmışlarsa, biz de benzer vakıflarımız hakkında aynı yolu takip edebiliriz. Örneğin Gümülcine şehir Parkı. Burası eskiden mezarlıktı. Vakfedilemez, satılamaz ve kamulaştırılamaz. Bunun mülkiyeti vakıflar idaresindedir. Bunu bir dava ile geriye isteyebiliriz. Özellikle ıskeçe’de pek çok gayri menkul takas edilmiştir. Vakıf malları verilmiş yerine de dükkan alınmış. Bunların hepsi geçersizidir. Bu arada Azınlığın vakıf mal varlıklarıyla ilgili olarak bilgi alma hakkı da ihlal edilmiştir. Panelde bunlar gündeme getirildi. Her iki hükümete karşı da bazı tavsiyelerde bulunuldu. Yunan Hükümeti’ne karşı 2008’de çıkarılan yasanın derhal değiştirilmesi isteniyor ki bu da zaten Azınlığın talebidir. Türk Hükümeti’ne de vakıf mallarının tespiti ve buna benzer tavsiyeler yer almaktadır. Bu tür toplantıların çok faydası vardır. Meseleyi bilimsel olarak masaya yatırıp gerçekten de Yunanistan ve Türkiye’nin siyasi iradesi varsa bu meseleleri artık çözmeleri gerekiyor. Konuşmamın sonunda sadece Batı Trakya’daki vakıfların düşünülmemesi gerektiğini de söyledim. Bu çok önemlidir. Oniki Adalar’da, Rodos’ta, Kos’ta-ıstanköy’de, Larissa’da kısacası Osmanlı nerede vakıf bırakmış ise bunların da korunması gerekiyor. Nasıl ki Yunan Azınlık Kapadokya ve başka yerlerdeki vakıfların da korunmasını istemişse, Yunanistan’daki Osmanlı coğrafyasındaki vakıflar da insansız veya cemaatsiz kaldığından dolayı “mazbut” yani terk edilmiş vakıf olarak kabul edilmiş ve Yunan Devleti tarafından kamulaştırılmıştır. AıHM, ““mazbut” bile kalsa bunlar vakıf olma niteliğini kaybetmez” demiştir. Dolayısıyla bu karardan da yararlanarak, Yunanistan’da en azından vakıf niteliği taşıyan Osmanlı eserleri “mazbut” niteliği taşımayıp Cemaat ıdaresi’ne iadeleri sözkonudur. 2008’de çıkarılan yasaya tadilattan öteye ek de yapmak gerekir. Hükümet eğer bir tadilat yapacaksa, bu yasayı Batı Trakya’nın dışına doğru da genişletmesini muhakkak istememiz lazımdır. Mal varlıklarının vakıf olup olmadıkları araştırmak üzere Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde çalışmalar yapmak gerekir. Bu konuda meraklı insanlar görevlendirilebilir. Osmanlı Arşivi’nde vakıfnameleri bulup Yunanistan’a bir talep ve oradan da AıHM’ne başvurmak gerekmektedir. Ben bunları tavsiye ettim. Bu konuda Azınlıkta ne yazık ki ciddi bir çalışma yok.” R. Rüzgarı Dergisi. Sayın ılhan Ahmet, bu yukarıdaki şimdi söylediklerini gerektiği zaman neden söyleyemedin veya söylemedin? Neden bu çalışmaları yapmadın veya yapılması için gereken zemini sağlamadın? Korkun neydi? Gerisini boşver.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here