Ana sayfa Batı Trakya Haberler PERVİN HAYRULLAH: “İYİ NİYET OLMADAN BAŞARISIZLIK KAÇINILMAZ”

PERVİN HAYRULLAH: “İYİ NİYET OLMADAN BAŞARISIZLIK KAÇINILMAZ”

28
0

Pervin Hayrullah AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiserliğinin “Ulusal Azınlıkların Eğitim Haklarına Dair Lahey Tavsiyelerinin 20. Yılı”  nedeniyle düzenlediği yüksek düzeyli uzmanlar toplantısına katıldı.

Çalıştayda söz alan Pervin Hayrullah, siyasi iyi niyet olmadan hiç bir yaklaşımın başarılı olamayacağını, başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Yunanistan’ın eskiden demokrasinin beşiği olarak bilindiğini, fakat son dönemde demokratik yasakların örneği olduğunu dile getirdi. 2014 yasasından örnekler verdi. Öğretmen tayinlerini, Yunanlı öğretmenlerin bir izolasyon politikası olarak azınlık okullarına Yunancayı öğretmemek üzere tayin edildiklerini, ve son dönemde Türkçe kullanımın yasaklanmasını aktardı. Böyle bir durumda entegrasyonun mümkün olmadığını, bunun asimilasyona ya da izole yaşama yol açacağını ekledi.

AGİT Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri Astrid Thors’un davetiyle Hollanda’nın Lahey kentinde 20-21 Nisan 2016 tarihlerinde düzenlenen toplantıya pek çok ülkeden bilim insanları ve eğitim uzmanları katıldı.

Toplantı Yüksek Komiser Astrid Thors’un selamlama konuşmasıyla başladı. Yüksek Komiser konuşmasında; her geçen gün şiddetin, çatışmaların arttığını, son dönemdeki göçmen krizinin ülkelere sorumluluklarını yeniden hatırlattığını ve çatışmaları önlemede eğitimin rolünün son derece önemli olduğunun altını çizdi. Göçmenlerin göç ettikleri ülkelerin dillerini öğrenmelerinde çabalar sarf edildiğini belirtti. Yüksek Komiser ayrıca, 20 yıl boyunca Lahey Tavsiyelerinin ülkeler tarafından uygulanmasında sıkıntılarla karşılaştıklarını belirtti ve sürdürülebilir gelişim amaçları için eğitimin çok önemli olduğunu vurguladı. Toplantının düzenlenmesindeki amaçlarının eğitimci ve azınlık uzmanlarını bir araya getirmek olduğunu, bireylerin ve kurumların toplantıya gösterdikleri ilgiden duyduğu memnuniyeti belirtti.

Yüksek Komiserden sonra söz alan AGİT Dönem Başkanı Almanya Federal Hükümeti Özel Temsilcisi Gernot Erler, azınlıkların tecrübelerine vurgu yaparak bu tecrübelerden dersler çıkarılması gerektiğini belirtti.

Daha sonra, gazeteci Chris Burns yönetiminde toplantıya geçildi. Toplantının açış konuşmasını Kanada Moncton Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Fernand de Varennes gerçekleştirdi. Prof. Varennes sözlerine N. Mandela ve Alber Camus’dan alıntılarla başladı.

(N. Mandela: Biriyle anladığı dilde konuşursanız zihnine, eğer onun kendi dilinde konuşursanız kalbine hitap etmiş olursunuz. A. Camus: Demokrasi çoğunluğun kanunları değil, azınlığın korunmasıdır.) Prof. Varennes, Lahey ve Ljubljana Tavsiyelerinin aynı şeyden bahsetmediğini, ikincisinin biraz daha politika belgesi olduğunu belirtti, Oslo Tavsiyelerinin ise dilsel hakları konu aldığını vurguladı. Azınlık dilinin aktarım dili olarak kullanıldığı ortamların kesinlikle başarı getirdiğini belirtti. Dil, eğitim ve insan hakları konusunda; – bazı dilsel hakların açık ve net olarak insan hakkı olduğunu ve uluslararası hukukun bir parçası olarak tanındığını, – dili etkileyen insan haklarının, toplumdaki geniş segmentlerin ekonomik ve diğer imkanlardan dışlanması ya da dezavantajlı duruma gelmesi için değil, eşitlik ve adalet için kabul edildiğini, – anadilde eğitimin  uygun düzeyde olmasının altını çizdi. Dilin kapsayıcılık konusunda önemli bir anahtar olduğunu, insan aktivitelerinin, bireysel ifadenin merkezinde olduğunu söyledi. Gelişime gerçek ve etkili katılım için kişinin kendi dilinin birincil öneme sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Toplantıda daha sonra “İstikrarlı çok-etnikli toplum inşasında eğitimin rolü” konulu panel oturumuna geçildi. Panelde Gürcistan Sivil Eşitlik ve Uzlaşma Bakan Yardımcısı Ketevan Tsikhelasvili, Sırbistan Cumhuriyeti Eğitim, Bilim ve Teknolojik Gelişim Bakanı Srdan Verbic, Alan Adaları Barış Enstitüsü Araştırma Başkanı Sia Spiliopoulou Akermark, UNESCO Eğitim Hakkı Başkanı ve Tilburg Üniversitesi Avrupa Koleji Öğretim Üyesi Prof. Jan de Groof yer aldılar. Panelde; okullarda barış sağlanmadığı sürece toplumda geniş çerçevede barışı sağlamanın mümkün olmadığı, eğitimin devletlerin temel sorumluluğu olduğu, uluslararası standartların devletlerden sorumluluk istediği, eğitimin mümkün, ulaşılabilir ve kabul edilebilir olması gerektiği belirtildi. Eğitimin uzun dönemli bir yatırım olduğu ve sürdürülebilir eğitimi politikalarının gerekli olduğu vurgulandı.

Toplantının ilk günü kısa film gösterimleriyle son buldu ve daha sonra Lahey Belediye Başkanı Jozias van Aartsen katılımcılar onuruna bir resepsiyon verdi.

Toplantının ikinci gününde üç çalıştay gerçekleştirildi. “Çok dilli Eğitim Çevrelerinde Dil: Kimlik ve Entegrasyon Arasında” başlıklı ikinci çalıştay Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Bürosu, Yerli Halklar ve Azınlıklar Bölümü Başkanı Antti Korkeakivi yönetiminde gerçekleşti. Çalıştayda ilk olarak Viyana Üniversitesi Uygulamalı Dil Bilimi Profesörü Brigitta Busch söz aldı. Prof. Busch, dilsel farklılıklarda üç yaklaşım üzerine konuşmasını gerçekleştirdi: Tek dilli yaklaşım, çok kültürlü yaklaşım ve farklılık yaklaşımı. Tek dilli yaklaşımda karmaşık geçişsel repertuara sahip öğrenenlerin tek dilli yerleşim temelli eğitim kurumlarıyla karşılaştıklarını, tarihsel olarak ulus devletin yaratılmasında okulun anahtar kurum olduğunu ve dilsel homojenlikten bahsedildiğini, homojenliğin marjinallikten ortaya çıktığını ve dilsel farklı olanı dışladığını belirtti. Bugün de bu yaklaşımda dilsel farklılığın bir zafiyet olarak görüldüğünü ekledi. Çok kültürlü yaklaşım 1960 ve 1970’lerde sömürgeciliğe karşı, bölgeselci, azınlık hakları hareketlerinin dilsel hegemonya ile mücadelesi ve dilsel hakların savunulmasıyla ortaya çıktığını söyledi. Çok kültürlü yaklaşımın, dilsel, etnik ve kültürel çoğulculuk ve farklılıkla kabul gördüğünü, farklı okul modelleri baskın/yaygın olmayan dillerin gelişimini de amaçladığını, (Anadilde eğitim, iki dilli eğitim, vs), aktardı.  Bugün çift dilli eğitim veren okullar ve tek dilli okullar heterojen dil altyapısı, yörüngesi ve repertuarı olan öğrenenlerle karşılaştığını, öğrenenlerin, ana dil ve hedef dil ihtilafını yaşadıklarını ekledi. Sınıflardaki kırılmanın, beklenmeyen dilsel farklılıklar geleneksel eğitim-öğretim yöntemlerini zorlaştırdığını, bu nedenle çok dereceli sınıflar, öğrenci merkezli modeller, yaratıcı/işbirlikçi öğrenme çoklu modelleri gibi stratejilerin geliştirildiğini, çok dilliliğin yeni kültürü, üstdil becerilerinin gelişimi, sınıf içi rollerin akıcılığı, bir dilin anlaşılmadığı durumların kabulüne hazır olmayı gerektirdiğini söyledi. Çalıştayda daha sonra Bakhadir Nuraliyev (Okul Müdürü-Kazakistan) Öğretmen perspektifini ve Marina Glushkova (Sosyal-entegrasyon politika merkezi müdürü – Kırgızistan ) temel girişimleri aktardılar.

İkinci çalıştayda söz alan Pervin Hayrullah, siyasi iyi niyet olmadan hiç bir yaklaşımın başarılı olamayacağını, başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Yunanistan’ın eskiden demokrasinin beşiği olarak bilindiğini, fakat son dönemde demokratik yasakların örneği olduğunu dile getirdi. 2014 yasasından örnekler verdi. Öğretmen tayinlerini, Yunanlı öğretmenlerin bir izolasyon politikası olarak azınlık okullarına Yunancayı öğretmemek üzere tayin edildiklerini, ve son dönemde Türkçe kullanımın yasaklanmasını aktardı. Böyle bir durumda entegrasyonun mümkün olmadığını, bunun asimilasyona ya da izole yaşama yol açacağını ekledi.

Çalıştaylar sonrası sonuç oturumuna geçildi ve her çalıştayın raportörü çalıştayları özetledi. Toplantı Yüksek Komiser Astrid Thors’un kapanış konuşmasıyla son buldu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here