Ana sayfa Batı Trakya Haber Müftü Seçimi Tartışılmaya, Konuşulmaya Başladı! Ancak…?

Müftü Seçimi Tartışılmaya, Konuşulmaya Başladı! Ancak…?

4
0

Yunanistan’da, Batı Trakya’da Müftü seçimi ve Vakıflar İdaresi’nde Başkanlık seçimi konuşulmaya başlandı. Ancak şu an, Batı Trakya’da Müftü seçilirse eğer, egemenlik ortağı ve Patrikle aynı eşitlikte olacak, Vakıf İdaresi Başkanı seçilirse de Belediye Başkanı ile fiili ortak yönetimi girişiminde bulunacak korkusu hakim.

Atina merkezli “ESTİA” gazetesinin 15 Şubat 2021 tarihli sayısında çıkan bir haber, Yunanistan’ın Batı Trakya’da müftü seçimi ile ilgili düşüncelerini ve aynı zamanda da korku ve çekincelerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Başbakan Kiriakos Miçotakis’in emriyle 2020 yılının ikinci yarısında kurulan “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu”nun Müftü seçimi ile ilgili çalışmalar yaptığı ileri sürülen gazetenin haberinde şu ifadelerle özetleniyor.

“Trakya Kalkınma Komisyonu”, “üç kişilik” ve bir yandan da Azınlık tarafından Müftü seçimi konusunu incelerken, ilgili Bakanlıklar ihtiyatlı yaklaşıyor.

Yetkili Eğitim ve Dışişleri Bakanlıkları, “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu” tarafından nihayetinde nihai bir sonuca varılmadan işlenmekte olan teklifin nihai içeriği konusunda ve Müftü seçmenin yeni şekli vede bölgedeki Vakıf İdareleri Başkanlarının seçilmesine yönelik çok endişeliler.

Aynı zamanda Türkiye, Müftü seçimin Müslüman Azınlığın tüm üyeleri tarafından seçilmesini talep ederken, Yunanistan, meselenin Türkiye’yi ilgilendirmediğini ve bu konunun istikşafi görüşmelerin dışında olduğunu, bu konuda sadece “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu”nun yetkili olduğu cevanını veriyor. Ancak Komisyon’un içinde iki eğilim gelişmektedir.

Birinci düşünceye göre, gelecekte Müftülerin önerilmesi iki yüz seçiciden oluşacak özel bir seçici kurul tarafından önerilecek. Bunların aralarında din görevlileri, halk ve aralarında Mütevelliler de bulunacak.

Bu düşünceye göre, seçici kurul hükümete Rodop, İskeçe ve Dimetoka Müftülerine üç kişiyi göstermesini sağlayacak ve hükümet Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı egemen olarak en uygun olanı seçecektir (atayacaktır).

Başbakan Konstantinos Miçotakis Başbakanlığında 1990 yılında oylanan yasa değiştirilecek ve yeni Müftü seçme sistemine paralel olarak, Müslüman Azınlığın tüm üyelerinin genel oy hakkı ile Azınlığın mülkiyetini idare eden Vakıf İdareleri Başkanları seçilecek.

Bu, “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu”nun bir bölümünde ve aynı zamanda Hükümette hüküm süren ilk düşüncedir. Aynı zamanda bölgedeki Müslüman milletvekilleri ve dernekler tarafından da Komisyon’a gönderilen bildiride yer alıyor.

Komisyonun daha muhafazakar olan ikinci eğilimindeki düşünce ise, hükümet tarafından bir tavsiye organı kurulmasını, seçici kurul oluşturulması yerine, tavsiye organı oluşturulmasını ve bu organın hükümete 3 kişi yerine 5 kişi önerecek ve bu 5 kişinin içinden üç kişinin Müftülüklere tayin edilmesini öneriyor.

Komisyonun daha muhafazakar olan ikinci eğilimindeki düşüncesine göre, eğer 3 kişilik öneri uygulaması hakim olursa, dünya Ortodoksların liderinin seçimi ile eşdeğer olacak ve işte o zaman bu uygulamayla Yunanistan’ın Müftü ile Partiği aynı eş değere getirecek olmasından endişe ediliyor.

Hayal edilemez şey. Ancak bu gereksiz sembolizmin dışında başka bir çifte meseleyi de daha ortaya çıkıyor. Eğer Vakıf İdareleri Başkanları doğrudan halk tarafında seçilirse eğer, o zaman halk mütevellileri otomakik olarak Müftü seçici kurulun içine dahil olma hakkına sahip olacaklar ve Müftü seçimine müdahil olacaklar.

Mütevelliler, azınlık mensupları arasında, seçmenlerin üyeleri olarak belirli bir Müftü’yü destekleme sözü vererek kampanya yürütecekler. Tabii ki Ankara’nın etkisiyle. Bunun dışında, Vakıf İdareleri’nin Başkanları da seçildiğinde, emrinde çok güçlü bir bütçeye sahip olarak esas itibarıyla, siyaset açısından kendi kendilerine yeter hale geleceklerdir. Bir tarafın “Belediye Başkanları” olarak adlandırılacaklardır.

Ancak Yunanistan ne birine ne de diğerine dayanamaz. Ne il düzeyinde siyasi liderliği olan bir Müftü’nün seçilmesini, ne de Vakıf İdareleri’nin Başkanlarının şehir düzeyinde özerk liderler olarak seçilmesini. Siyasi lider olan Müftü, muhtemelen Ankara’nın tüm taleplerini (en masum olanı, Türk dilinin resmi dil olarak kamu otoriteleri tarafından kurulmasını) gündeme getirecektir. Vakıf İdaresi’nin Başkanı da günlük yaşamda Hristiyan Belediye Başkanı ile fiili ortak yönetim girişiminde bulunacaktır.

Maksimu Sarayı’nın (Başbakanlık) tüm konularda “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu”nun cesur bir reform önerisi beklediğini elbette biliyoruz. Ancak aynı zamanda Başbakan’ın Prespa Anlaşması’na (Yunanistan ile Kuzey Makedonya Anlaşması) karşı oy kullanırken, muhatabına ne söylediğini de biliyoruz: “Ben ND’nin (Yeni Demokrasi Partisi) Başkanıyım ve Potami’nin (Potami Partisi) lideri değilim!”

Onun bu vurgulaması bugünkü sebeplerden dolayı daha çok geçerli. “Partiler Arası Trakya Kalkınma Komisyonu”nun bir kesimin meyili hakim olursa, Trakya’da bir ortak egemenliğe ve Ekümenik Patrik ile Müftü’nün eşitlenmesine yol açacaktır.

“Hiç bağırmadan”, bu aynı zamanda dolaylı olarak İran’ın dini liderini seçmenin standartlarına atıfta bulunuyor. Komisyon Başkanı Dora Bakoyanni’nin de bunu en son tercih edenlerden biri olacağından eminiz.

“Estia gazetesi”, Avrupa Konseyi üyesi Hristiyan Demokrat İtalyan Milletvekili Kontestabile’nin 2000 yılında Trakya bölgesine yaptığı ziyarette söylediklerini basitçe hatırlatıyor:

“Dünyada hiçbir din, liderlerini halkın doğrudan seçimi ile seçmez. Ne biz Katolikler, ne siz Ortodokslar, ne Protestanlar, ne Yahudiler, ne de tabii ki Sünni İslam. Yalnızca Hitler, siyasi nedenlerden ötürü Protestan dini liderin halk tarafından seçilmesini destekledi.

O zaman sırasıyla Siyasi İşler Bürosu sorumlu Müdürü Büyükelçi Theodoru, “Neden hiçbir yerde halk tarafından bir dini lider seçimi olmadığını biliyor musunuz?” diye sormuştu.

“Çünkü doğrudan halk tarafından seçim, temsili demokrasinin temellerinde bir bombadır! Bir yerel seçimde bir Müftü, bir Kardinal, bir Metropolit 80.000 oy alırsa, bir bölge milletvekili ise 20.000 oy alırsa, örneğin, ulusal bir krizde üstünlük kimde olacak? Tanrı’nın temsilcisinde mi? yoksa halkın temsilcisinde mi?”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here