Ana sayfa Batı Trakya Haberler LEVENT SADIK AHMET: “BARIŞ VE TİCARET KÖPRÜSÜ KURUYORUZ”

LEVENT SADIK AHMET: “BARIŞ VE TİCARET KÖPRÜSÜ KURUYORUZ”

18
0

Batı Trakya’lı işadamı Levent Sadık Ahmet, “Türkiye olarak Yunanistan ve Balkanlar arasında çok iyi bir köprü olabiliriz” dedi.

Merkezi İstanbul’da bulunan DCT Trading şirketi sahibi Levent Sadık Ahmet önemli açıklamalarda bulundu.

VİDEO İZLE: http://www.dailymotion.com/video/x4jys5l_levent-sadik-ahmet-ekovizyon_news

Batı Trakya Türklerinin efsane lideri Dr. Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadık Ahmet’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı DCT Trading, Yunanistan’da üretilen pamuğun yüzde 45’ini Türkiye başta olmak üzere dünyanın diğer ülkelerine ihraç ediyor. Ahmet, “Türkiye olarak Yunanistan ve Balkanlar arasında çok iyi bir köprü olabiliriz” diyor.

Batı Trakya Türklerinin efsane lideri rahmetli Dr. Ahmet Sadık’ın oğlu Levent Sadık Ahmet son yıllarda yaptığı başarılı çalışmalarla adından söz ettiriyor. Ahmet, Yunanistan’da üretilen toplam pamuğun yüzde 45’ini Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine ihraç ediyor. Yunanistan’da tarım ürünleri ihracatında söz sahibi isimlerden biri olan Ahmet’in Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı DCT Trading, Türkiye’de pamuk ticaretinin en büyük şirketlerinden biri. Ahmet, Türkiye’de 30 dan fazla şirketi ve fabrikaya Yunan pamuğunu satıyor. Levent Sadık Ahmet, başarısı ve hedefleri hakkında Ekovitrin Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Abacıoğlu’na önemli açıklamalarda bulundu.

Levent Bey, yaptığınız çalışmalardan ve bugünlere nasıl geldiğinizden bahseder misiniz bize?

Pamuk ticaretiyle uğraşıyorum. Tesadüfen başladım diyebilirim. Üniversite eğitimimin son dönemlerinde nişanlıydım, evlenmek üzereydim. Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık Beyefendi’ye gittim. Kendisine rica ettim; o zaman pamuk alıp satan bir firması vardı. Yunanistan pamuğunu ve bilhassa Batı Trakya pamuğunu kendilerine tedarik etmek istediğimi söyledim o da tamam dedi. Birkaç hafta sonra yetkililerle Batı Trakya’ya gittik ve ilk kontratımızı yaptık. Akabinde birkaç ay sonra Sanko Holding’le görüşmeye gittim Konukoğlu Ailesi ile görüştüm. Adil Konukoğlu Beyefendi’ye kendimi anlattım ve dedim ki bana yardımcı olun. Adil Konukoğlu da bana, “Tamam” dedi, söz verdi ve o gün bugündür Sanko benim haricimde başka hiçbir kimseden Yunanistan pamuğu almadı. Buradan sizlerin aracılığıyla tekrar Sanko Holding’e teşekkür ediyorum. Daha sonra Trakya bölgesinde Çorlu,

Kahramanmaraş İzmir, Denizli, Kayseri, Adıyaman ve ülkenin dört bir yanında müşterilerim artmaya başladı. Tekstilin olduğu her yerde müşterilerim oluştu. Çünkü ben hammadde tedarik ediyordum. Çalık ve Sanko Türkiye’nin iki güzide grubu. Bu iki grubun desteğini almak önemli olsa gerek. Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ve Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Konukoğlu’nun, pamuk ticaretine başlamamda ve bu işi bugünlere getirmemde çok değerli destekleri oldu.

Yunanistan’da üretilen pamuğun ne kadarını siz karşılıyorsunuz?

Türkiye tekstilde gerçekten çok güçlü bir ülke. 10 gün içerisinde Türkiye’ye sipariş geçildiği andan itibaren 10 gün sonra Avrupa’nın hangi köşesinde istenirse hazır gömlek teslim edebilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu konuda çok hızlı ve güçlüyüz. Tabii bu kadar hızlı büyüdüğümüz zaman Yunanistan’dan aldığımız miktarlar da büyüdü. Allah’a çok şükür şu anda Yunanistan’ın toplam üretiminin ortalama yüzde 45’ini biz alıyoruz. Bunun ağırlıklı kısmı aracılık bazında onun haricinde kısmi olarak kendi çapımızda tüccarlık da yapıyoruz.

Güzel olan tarafı Batı Trakya’da azınlıktan olan bir Müslüman Türk hiç bu kadar zirveye çıkmamıştı. Çok şükür bu bize nasip oldu. Şartları zorlamak DNA’mızda da var. Son 6 yıldır uluslararası firmaları temsil etmeye başladık. Bunlardan biri Japon dünya devlerinden biri. Onlarla çok güzel bir işbirliğimiz var. Biz onlara Yunan pamuğu tedarik ediyoruz. Onlar da Avustralya, Brezilya, Amerika, Hindistan ve Batı Afrika gibi ülkelerden dünyü pazarlarına satıyor. Türkiye çok büyük bir havuz. Dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye pamuk geliyor. Şu anda biz Avustralya’nın her bölgesinden Mersin’e, İskenderun’a pamuk getiriyoruz. Yani haritaya baktığınızda, “Oradan buraya mal mı gelir?” diye düşünebilirsiniz, ama geliyor. Gümülcine’den Vietnam’a pamuk gönderiyoruz. Çin’e pamuk gönderdik. Şimdi düşünün ki benim orada ailesini tanıdığım bir Batı Trakya Türkü veya hiç tanımadığım bir soydaşımız üretmiş olduğu pamuk balya haline geliyor ve bizler sayesinde dünyanın öbür tarafına gönderiliyor ve orada tişört yapılıp Amerikalı bir vatandaş bu tişörtü giyiyor. Bu beni manevi açıdan duygulandıran bir olay. Maddiyat çok önemli değil. Önemli ama bugün var, yarın yok.

Ben çok zor günleri de gördüm. Batı Trakya’da cebimde kahve içecek paramı olmadığı günler de oldu. Rahmetli Sadık Ahmet’in çıkartmış olduğu gazeteleri satarak para kazanmaya çalışıyordum. Çalışmaktan utanmıyoruz. O sebeple buralara kadar geldik. “Paylaş ki çoğalsın” derler. Biz bu şekilde öğrendik. Bu, işin manevi kısmı. Ülkemize tarım alanında katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Ben Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tarım Meclis Üyesi’yim. DEİK Türk Yunan İş Konseyi yönetimindeyim. Bundan birkaç ay önce Dünya Türk İşadamları Kurultayı’nda Balkanlarda en çok oyu alarak Yunanistan Temsilcisi ve Balkanlar Başkan Yardımcısı seçildim. Yunanistan ve Balkanlarda Türk iş adamlarını temsil ediyoruz.

Türk kökenli bir iş adamı olarak hayaliniz nedir?

Yunan vatandaşı Müslüman bir Türküm. Yunanistan vatanım, Türkiye ise anavatanım. Üzülerek söylüyorum ama Yunanistan’da şu anda ciddi bir kriz var. Balkan ülkelerinde kısmi olarak bu kriz yok. Türkiye’de ise krizin k’si dahi yok. Türkiye ile Yunanistan arasında barış ve ticaret köprüsü kuruyoruz. Bizler hem Yunanistan hem de Balkanlar arasında çok iyi bir köprü olabiliriz. Biz İş adamları olarak ülkeleri politikacıları daha da yakınlaştırmak durumundayız ki ülkeler arasındaki ticaret daha keyifli, daha güzel ve daha büyük projeler yapılması için ben bunu kendime göre olarak kabul ettim. Batı Trakya Avrupa’nın en geri kalmış bölgesi. Oralarda gençlerimize ufuk açalım, dünyada neler olup bittiğini gösterelim, ellerinden tutalım, birbirimize destek olarak hem Yunanistan’a faydamız olsun hem kendi insanımıza faydamız olsun. Bu düşünce ve iyi niyetle böyle bir organizasyon geliştirip Türkiye’den buraya çok ciddi sanayiciler gelmesi için gayret gösteriyoruz. Hep beraber biraraya gelebilirsek neler yapabileceğimize de bakarız. Afrika’da bir Türk ve bir Yunan firması konsorsiyum yaparak oralarda inşaat projeleri yapıyorlar. Bu bize keyif ve mutluluk veriyor. Bu şekilde düşünür ve çalışırsak krizlerden çıkarız ve hedeflerimize daha rahat ulaşırız diye düşünüyorum.

Batı Trakya Türklerinin şu andaki durumu nedir?

İlişkilerimiz bundan birkaç yıl önce daha iyiydi. Şu anda o kadar iyi olduğunu söyleyemiyorum. Batı Trakya’da durum ne yazık ki aynı. Yani ben politikacı değilim, ticari olarak bakmak istiyorum. Batı Trakya’da yaşayan halkın yüzde 70’i çiftçilikle uğraşıyor. Ve halkın yarısı tütün ve pamukla geçiniyor. Tütünün geleceği karanlık. Orada üreticiler eski alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemiyor. Bunun en basit sebeplerinden biri, bana göre çok önemli teknolojik yatırım larını tütüne göre yapmışlar. Bu sebeple bir anda başka bir mahsule geçemez. Bizim bölgemizde aynı zamanda kiraz da var. 10 sene Türkiye’de bir konferans düzenlemiştik. Bu konferansta üreticilerimizin orada aldıkları bilgiler sayesinde bugün yüzde 40 daha fazla kiraz üretimi gerçekleştiriliyor. Üreticimizin cebine daha fazla para giriyor. Bu örneği dikkate aldığınızda tütünmü üretmek istersiniz yoksa kirazmı? Ben kiraz iletmek isterim. Ancak burada başka bir boşlukla karşılaştık. Tesis yoktu. Bu aşamada kendimizi bir anda bu işin içerisinde bulduk. İki hafta önce inşaat ruhsatımız çıktı. Bütün raporlarımızı aldık. Ramazan Bayramı’ndan sonra düğmeye basıyoruz. Gümülcine bölgemize çok güzel bir kiraz paketleme ve stok tesisi kuracağız. Pamuktan sonra kiraz işine giriyoruz. Gümülcine bölgesinde üreticilerimize eğitimler vereceğiz. Orada enstitümüz, kooperatiflerimiz var. Ziraat Mühendisleri Odası ile birlikte çalışıyoruz. Toparlamayı seven bir insanım. Herkesin katkısı olsun. Bu şekilde sinerji çok daha güzel oluyor. Verim çok daha yüksek oluyor. Ben diye bir şey yok hayatta, biz var. Ben hep bu şekilde bakıyorum. Bizim için önemli olan üreticimizi bilinçlendirmek. Eğitimler verilecek, yeni dikimler yapılacak. Biz kirazı alacağız ve yüzde 100 ihracat yapılacak. Hedefimiz Paris’teki hale, Hong Kong’a satmak. Oralardaki yetkililerle görüşüyoruz.

Türkiye hükümetinin Trakya Türklerine bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizler azınlık olarak Lozan Barış Antlaşması’yla Türkiye Cumhuriyeti devleti garantisi altındayız. Aynı şekilde buradaki Rumlar için de bu geçerli. Biz Türkiye’nin ana vatanımızın her zaman çok güçlü olmasını istiyoruz. Yunanistan’ın da çok güçlü olmasını istiyoruz. Çünkü halkımız orada yaşıyor. Yunanistan’daki kriz otomatik olarak orada yaşayan insanlarımızı etkiliyor. Herkes borçlu. Herkes çoluğunu çocuğunu binlerce dolar para harcayarak üniversitelerde okutmaya çalışıyor. Düşünün ki evlat eve geliyor ama iş yok. Burada kötü alışkanlıklar ortaya çıkabilir. Özgüveninizi kaybedersiniz. Hayattan zevk alamamaya başlarsınız. Ben babama, “Sen beni neden okuttun” diye sorardım. “Gidip bir yerde çırak olsaydım, para kazanırım. Karnım doyardı” diye söylerdim. Gençler üniversiteyi bitirdi, diplomasını aldı ama 5-6 yıl işsiz dolaştı. Bir sene işsizliğe katlandı, iki sene katlandı ama beş sene buna nasıl katlansın. 30 yaşına gelmiş bir genç sürekli babasından harçlık alarak nasıl yaşayabilir? İşte bizim iş adamlarımızın her iki ülkedeki politikacılarımızın önem vermesi gereken konuların başında bu gelmeli. Ben gazetecilere çok önem veren bir insanım. Sizler aracılığıyla milyonlarca insan bizim bu mesajlarımıza ulaşabiliyor. Bir araya gelip ‘paylaştıkça çoğalsın’ düşüncesini kendimize İlke edinerek gençlerimize istihdam sağlamamız lazım.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here