Ana sayfa Batı Trakya Haberler KİŞİSEL ÇIKARLARI GÖZETMEKSİZİN, VARLIĞIMIZIN KORUNMASI İÇİN SANDIK BAŞINA GİDELİM!

KİŞİSEL ÇIKARLARI GÖZETMEKSİZİN, VARLIĞIMIZIN KORUNMASI İÇİN SANDIK BAŞINA GİDELİM!

18
0

Ülkemiz Yunanistan’da bir yılda üç seçim farkındayım, Azınlık insanında bıkkınlık ve ileriye yönelik bir kaygı ve umutsuzluğu da beraberinde getirdi bu seçimler. Zaman kişisel çıkarların bir tarafa bırakılma zamanı. Bıkkınlık ve umutsuzluğu bir kenara bırakma zamanı. Kısacası zaman sandığa gitme zamanıdır. Özellikle de bekar, evli barklı çoluk çocuk, torun sahibi kardeşlerime sesleniyorum; “MUHAKKAK SANDIĞA GİDİN VE OYUNUZU KULLANIN!”   

Yunanistan’da Pazar günü üçüncü kez sandık başına gidilecek. Batı Trakya’da seçimler ve adaylarla ilgili Yunanlıların ağzından çıkmayan kelimeler her nedense seçim öncesinde bizim Azınlık insanının ağzından çıkıyor. Onlar, kendi ve gelecek nesillerin, yani çocuklarının hatta ve hatta doğmamış bebelerinin, torunlarının bu topraklar üzerinde yaşam ve hakimiyeti için “TRAKYA POLİTİKASI”na sırılsıklam sarılırken, biz toplum olarak nedense bambaşka görüş ve davranış içerisinde kısır döngü misali düşünüp hareket etmeye çok meraklı bir toplum haline gelmiş bulunuyoruz. “Atı alan Üsküdar’ı geçer” misali, Batı Trakya’da parayı bulan, ekonomik bağımsızlığını kazanan, kendisini mali açıdan zengin olduğunu zanneden, bu bölgede artık kimseye ihtiyacı olmayacak gibi hareket ederek “umurumda değil” misali yaşıyor. Aslında bu tür insanlar kendilerini değil, yarınlarda çocuklarını ve sonrasında da torunlarının geleceğini söndürüyor, bunun farkında değiller. Bu tür insanlar, “gün bugündür, gün benim günümdür” diyerek farkında olmadan sonlarını yarınlarını felakete, çıkmaza atıyorlar. Onun için herkes sorumluluğunun farkında olarak beğenmesekte, sevmesekte muhakkak sandığa giderek Azınlık ve vatandaşlık görevimizi yerine getirmeliyiz. Bunun başka yolu yok. Aksi halde bugün yaptığımız hatanın farkında olmadan yarınlarda çok pişmanlık duyacağımız bir durum yaşayabiliriz. Bu pişmanlığı sadece toplum olarak değil, aile olarakta birebir yağamak durumunda kalabiliriz.

Geçmiş yıllarda rahmetli Dr. Sadık Ahmet ve o nesil, onunla birlikte olan onbinler, Batı Trakya Türkleri sokaklara ne için döküldü? o mücadeleleri kimin için verdiler? ayakları tekmelenen yara bere içinde kalan feraceli bacılarımız, kafası copla açılan gencimiz amcamız, dereleri tepeleri gece karanlığında yarıp geçenler neden yaptı bunları? işte bugünlerde rahatlıkla eğitimini aldığın mesleğini icra edebilmen için, “Türküm” deyebilmen için, çatısı akan evinin kırık kiremidini değiştirebilmen için, dahası bugün bu topraklarda Türkçe konuşabilmen için, ezan sesinin kesilmemesi için, kimliğini baskı altına alıp inkar edenlere karşı verildi o mücadelleler. Gençler bunları bilmeli, bilmezlerse de bilenler anlatmalıdır. Batı Trakya’da yaşam sadece son model bir cep telefonu veya diz üstü bilgisayardan ibaret değildir. Yapılması, verilmesi gereken mücadeleler de var. Herkes bunun bilincinde hareket etmelidir diye düşünüyorum.      

Batı Trakya’da ilk önce şuna bakmak lazım, yıllardır mücadeleler veren Azınlığımızın Atina’da Parlamentoda temsilcisi olmasını istiyormuyuz, istemiyormuyuz, bunun muhasebesini acele etmeden herkes çok iyi yapmalıdır. Keza Pazartesi sabahı çok geç olabilir. Sakın şunu demeyelim, “şimdiye kadar temsilcilerimiz vardı da ne yaptılar?” işte o zaman verdiğimiz mücadelenin devamlılığından kopmuş oluruz. Şunun çok iyi bilinmesi lazım, mücadele çok uzun soluklu bir iştir, yıllar alır, ama bir arpa boyu da yol alınır. Belki bizim nesil bugün bu mücadeleyi vermekle yorulabilir, sıkılabiliriz ama yılmamalıyız, çünkü bunu doğmamış bebelerimiz, çocuklarımız veya torunlarımız için yapmalıyız, yapmak zorundayız. Batı Trakya dünyanın merkezi değil, herşey bizim etrafımızda bizim istediğimiz şekilde dönmüyor, dönemez, herşey bizim işimize geldiği şekilde olamaz, olmasını da bekleyen hüsrana hayal kırıklığına uğrar.

Seçimlere ilgisi azalan bazı Azınlık insanımızın bir kısmı oy kullanmayı düşünmezken, bazısı hala umudunu canlı tutmaya çalışıyor. Bu da birazıcık olsun umutlarımızı yeşertiyor. Batı Trakya’da işsizlikten yakınan genç nüfus çareyi, yurt dışında Almanya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde iş bulmakta görüyor. “Daha önce de oy kullandık da ne oldu? diyerek bir bakıma mücadeleden kaçıyor gençlerimiz, Batı Trakya boşalıyor!, ama nedense kimsecikler bunun farkında değil ve hiç birşey yapılmıyor. Gençlerimiz de haklı, ailesine ekmek götürmek istiyor, çoluk çocuğunu büyütmek yarınlara hazırlamak istiyor. Bu da bir aile bir birey olarak onun hakkı, bunun mücadelesini de vermesi gerekir. İşte burada siyasilerini de gerçek mücadeleyle yanlarında görmek istiyor.

Batı Trakya’da “mesleğim ömür boyu siyaset” anlayışına artık bir son verilmelidir. Azınlık artık kendisiyle ve gerçeklerle yüzleşmelidir. Azınlığın içinde bazıları kendi çıkarları uğruna “BİZDEN OLANLAR VE OLMAYANLAR” hizmet anlayışıyla hareket etmeleri sonucunda Batı Trakya’da bir avuç toplum paramparça olmanın eşiğine geldi ve geçti. Partizanlık aldı başını gidiyor. Batı Trakya’da Dinii ve Millii varlık mücadelesi kimin umurunda, herkes kendi çorabını örüyor. İşte bu tehlikeli bir süreçtir, buna inat herkes sandığa giderek temsilcisini seçmelidir. Azınlık temsilcisiz kalmamalıdır, kalmayacaktır ama gereğini yaparsak.

Sevgili kardeşlerim, özellikle de bekar, evli barklı çoluk çocuk, torun sahibi kardeşlerime, büyüklerime sesleniyorum;

“MUHAKKAK SANDIĞA GİDİN VE OYUNUZU KULLANIN!!!!”

BİR KEZ DAHA SANDIKTAN SADECE ADAYLAR DEĞİL, BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞI GÜÇLÜ ÇIKACAKTIR!  

 

İlhan TAHSİN AHMET

BİRLİK Gazetesi

Genel Yayın Yönetmeni

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here