Ana sayfa Arşiv ıSTıKLAL MARşI’NIN 89. YILDÖNÜMÜ

ıSTıKLAL MARşI’NIN 89. YILDÖNÜMÜ

16
0

Bugün ıstiklal Marşı’nın kabulünün 89’uncu yıldönümü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Milli Marşımız, tarihten silinmek istenen bir milletin hangi değerlere sarılarak istiklal mücadelesini kazandığını anlatan bir tarihi vesika niteliğindedir.” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vatandaşlara Mehmet Akif Ersoy’un vekilliğini yaptığı Burdur’dan seslendi. Abdullah Gül, “Meclis’te sizleri temsil eden sizin vekiliniz olan Mehmet Akif Ersoy’un ıstiklal Marşı’nın kabul edildiği gün sizinle birlikte olmaktan mutluyum” diye konuştu. Ankara’daki törenler ise Tacettin Dergahı ve Birinci Meclis binasındaydı. ıstiklal Marşı’nın kabul edildiği Birinci Meclis binasındaki programa Meclis Başkanı Mehmet Ali şahin de katıldı. Mehmet Akif Ersoy, “ıstiklal Marşımız tıpkı vatan gibi tıpkı bayrak gibi tıpkı tarih gibi bizim temel bir değerimizdir sadece bir şiir, bir marş değil bunların ötesindedir. Bizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere vatanımızı ve benliğimizi çiğnemeye yeltenenlere milletimizin verdiği asil cevaptır” dedi. şahin, konuşmasını Mehmet Akif Ersoy’un duasıyla tamamladı. “Allah bu millete bir daha ıstiklal Marşı yazdırmasın” ıSTıKLAL MARşI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!’ Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl… Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler hakk’ın… Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı: Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? şuhedâ fışkıracak toprağı sıksan, şuheda! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli: Değmesin mâbedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerihamdan, ilâhi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden nâ’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Mehmet Akif Ersoy Kaynak: TRT

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here