Ana sayfa Arşiv İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ’NDE 29 OCAK ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ’NDE 29 OCAK ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

17
0

İskeçe Türk Birliği 29 Ocak olaylarıyla ilgili etkinlik düzenledi. Böylece 29 Ocak olayları ilk kez İskeçe’de de anılmış oldu. İskeçe Türk Birliği’nin düzenlediği „21 Yıl Sonra 29 Ocak” konferansı 27 Ocak Salı akşamı büyük bir katılımla gerçekleştirildi. 29 Ocak etkinliğine katılanlar İ.T.B lokaline sığmayınca bazı soydaşlar konferansı ayakta izledi. Konferansı Türkiye’nin Gümülcine Muavin Konsolosu Özkan Duman, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Mustafçova Belediye Başkanı Mustafa Aga, İskeçe Vali Yardımcısı Yusuf Deli, İskeçe ?– Kavala ?– Drama Genişletilmiş Bölge Vali Adayı Gülbeyaz Karahasan, İskeçe Belediyesi’nde Eşitlik Listesi Başkanı Hasan Malkoç, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman, Dostluk ?– Eşitlik ?– Barış Partisi Başkanı Mustafa Boşnak, İl Meclis Üyeleri Türkeş Hacımemiş, İrfan Hacıgene, Celaydin Dülger, Orhan Osmanoğlu, müftü yardımcıları Ahmet Hraloğlu ve Fatma İmam, belediye meclis üyeleri, İTB yönetim ve denetim kurulu üyeleri, eski İTB başkanları ve diğer davetliler katıldı. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Milletvekili Çetin Mandacı’nın sekreteri Sibel Osmanoğlu Atina’da bulunan milletvekilinin mesajını iletti. Etkinlik İskeçe Türk Birliği asbaşkanı Mehmet Hacıhalil’in kısa konuşmasıyla başladı. Hacıhalil katılımcıları 29 Ocak’ların yaşanmasına vesile olan Batı Trakya Türkleri anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Devamında 29 Ocak 1988 ve 29 Ocak 1990 olaylarının anlatıldığı 6 dakikalık sinevizyon gösterisi yapıldı. Etkinlik sırasında 29 Ocak fotoğraflarından oluşan mini bir sergi de gerçekleştirildi. İskeçe Türk Birliği’nin düzenlediği anma etkinliğine gelenlere „29 Ocak ?– Unutmuyoruz” yazılı 29 Ocak rozeti dağıtıldı. Etkinliğe yoğun katılım yüzünden bazı soydaşlar konferası ayakta izledi. Daha sonra ise „21 Yıl Sonra 29 Ocak” konferansına geçildi. İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu’nun yönettiği konferansta 29 Ocak 1988 Toplumsal Dayanışma ve Direniş Yürüyüşü Organizasyon Komistesi Başkanı Eski Bağımsız Milletvekili İsmail Rodoplu, İskeçe Eski Bağımsız Milletvekili Ahmet Faikoğlu ve İ.T.B Eski Başkanı Kadir Yunusoğlu konuştu. İTB Başkanı Ahmetoğlu dernek yönetimi olarak ilk kez 29 Ocak’la ilgili etkinlik düzenleme kararı aldıklarını söyledi. Başkan Ozan Ahmetoğlu 29 Ocak’ın Batı Trakya Türkleri açısından bir dönüm noktası olduğunu belirterek „29 Ocak azınlığın haklı demokratik mücadelesidir. Haksızlıklara karşı koyarak sesini tüm dünyaya duyurduğu çok önemli bir gündür.” dedi. ESKİ MİLLETVEKİLİ İSMAİL RODOPLU 29 Ocak 1988 Yürüyüşü’nün Organizasyon Komitesi Başkanı ve eski milletvekili İsmail Rodoplu konuşmasında 29 Ocak 1988’deki Toplumsal Dayanışma ve Direniş Günü’ne kadar olan süreci anlattı. Rodoplu özetle şöyle konuştu: „Lozan antlaşmasında Gayri Müslim ve Müslüman azınlıklardan bahsedililiyor, fakat bize Müslüman azınlık diyen Yunanlı yetkililerden bir kişi bile bugüne kadar İstanbul’daki azınlıktan Gayri Müslim olarak sözetmemiştir. Uygulamalardan sadece bir tanesi bu. 1923’ten bu yana 210 tane okulumuzda Türkçe okutuluyor, Zenginiz’e bile Türkçe kitap hazırlattılar, küfrederken bile Türk olarak küfrediyorlar ama bize Türk dememek için ellerinden geleni yapıyorlar. Dayanılmaz noktaya gelen baskıların dünyaya haykırılması amacıyla yürüyüş yapmak Türk toplumunun amacıydı. İşte bunun için 24 Ocak 1988 tarihinde İskeçe Müftülüğü’nde yapılan toplantıda 29 Ocak 1988 Cuma günü Gümülcine’de Eski Cami önünden başlayacak bir yürüyüş yapılması kararlaştırıldı. Tabii hazırlıklar başladı. Arkadaşlar beni oybirliğiyle yürüyüşün başkanı olarak seçtiler. Emniyet yetkilileriyle görüşmemizde bize 30 ?– 35 bin kişinin Gümülcine’ye geleceğini kontrolü sağlayamayacaklarını söylediler. Merak etmeyin biz kontrolü sağlarız deyince bana dönerek ?‘Sen burasını Türkiye mi sandın. Buraya biz kumanda veriyoruz, siz değil’ diye karşılık verdiğini hatırlıyorum. Fakat buna rağmen binlerce insan Gümülcine’ye geldi. Hem de tüm engellere, dövülmelere rağmen. Yunan yönetimi ne yazık aynı hataları yapmaya devam ediyor. Türk kelimesine o kadar alerji oluyorlar ki anlaşılır gibi değil. Halbuki iyiniyet olsa sıkıntılarımız iki saatte çözüme kavuşur. Sayın Karamanlis geçen yıl Ankara’da Anıtkabir defterine Türk ?– Yunan dostluğu için kararlılığa sahip olduklarını yazmış. İnşallah diyorum ve Karamanlis’in dostluk yolunun buradan geçtiğini unutmamasını diliyorum. 29 Ocak 1990 öncesinde bazı yetkililer öyle şeyler söylediler ki şaşırdım. Aga’ya söyle İskeçe’den gelmesin yoksa öldürürüz dediler. Ve gerçekten de hepiniz biliyorsunuz ki Aga çok kötü bir şekilde dövülmüştü. Olaylardan birkaç gün önce dönemin dışişleri bakanı Andonis Samaras Gümülcine’ye geldi. Bazı kişilerle görüşmeler olmuş. Birşeyler konuşulmuş. Hep bunlar basında sonradan çıktı. Şimdi Samaras kültür bakanı oldu. Eskiden bir sözü oldu. Poşpoş tekkesini tamir etmek için. İşte şimdi fırsat Poşpoş tekkesini biran önce eski yerine getirsin.” ESKİ MİLLETVEKİLİ AHMET FAİKOĞLU Konferansın diğer konuşmacısı Ahmet Faikoğlu özetle şunları söyledi: „29 Ocak Batı Trakya Türklerinin uykudan uyandığı gün olmuştur. Batı Trakya Türklerini bir milli tehlike olarak kabul eden siyasi anlayış hakimdir. Hem de neredeyse tüm siyasi partilerde. Bunun için azınlık göçe zorlanmıştır. Azınlık Yüksek Kurulu’nun, Gümülcine’deki yaka tarlalarının istimlak edilmesiyle bu tür mücadelelere girişilmişti. 29 Ocak Batı Trakya Türk halkını derin uykudan uyandırmıştır. Haksızlıklara karşı bizim çilekeş insanımızın başkaldırısıdır 29 Ocak. O dönemde milletvekiliydim. Karacalköy’de istimlak edilmek istenen 5 bin dönüm arazi için mücadelelerin verildiği dönemde uluslararası parlamenterler birliği toplantısına katılmak üzere Yunanistan’dan Macaristan’a gönderilen parlamenterler arasına dahil edildim. Neden gönderildiğimi oraya gidince anladım. Meğerse işin içinde iş varmış. Tarla ?– marla sorunu yok diye benden açıklama isteniyordu. Derhal toplantıyı terkettim. Yunanlı yapacağı işlerde her zaman bizi maşa olarak kullanmak istiyor ve yaptığı işin bizim tarafımızdan istendiğini iddia ediyor. Bunu şunun için söylüyorum. Partilerin içinde milletvekilliği yapmış ve yapacak olanlar kendilerini nelerin beklediğini bilmeleri için bunu anlattım. Gidin şimdi inkar edin bakalım tayinli din adamı istemediğimizi. Meğerse azınlık milletvekili din adamlarının sosyal sigortaya bağlanması için soru önergesi vermiş. 29 Ocak 1990’a geldiğimizde Solakidis yalanını ortaya çıkardılar. Büyük Müsellim’den rahmetli Sali Hüseyin diye bir soydaşımızın hastanede Solakidis’i öldürdüğü söylentisini çıkardılar ve Batı Trakya Türklerine saldırılar yapıldı. Eğer bu dünyada melek varsa değerli soydaşlar o da bu adamcağızdır. Sali Hüseyin’i Larisa’da tedavi gördüğü hastanede ziyaret ettim. Adamı dayaktan delirtmişler, konuşamıyordu. Drama’da mahkemesi görülecekti. Arkadaşlarla aldık oraya götürdük. Adamın odanın içinde kendini astığı söylendi. Ne oldu, nasıl oldu herhangi bir açıklama yok. Meclise soru önergeleri verdim, bu adam nasıl öldü diye sordum. Hiçbir açıklama, cevap yok. Sonra gelelim 29 Ocak’ta benim, rahmetli Aga’nın ve Kadir Yunusoğlu’nun dövüldüğü olaya. Burada isim veriyorum. Biz Rodoplu’nun bürosundayken dışardan geçen kalabalığa Gümülcinelilerin 105 olarak bildiği bürodaki sorumlu kişinin şoförü fanatik gruba büroyu göstererek dövülmemiz için bizi hedef gösterdi. sonuçta grup içeri girip bizi ellerinde ne varsa demir, sopa, zincir, vurabilen vuruyordu. Hepimiz ama özellikle Aga çok kötü dövülmüştü. Sonrasında hepinizin malumu tedavi için İstanbul’a gittik. 1990’da Avrupa Birliği üyesi bir ülkede bu olayların yaşanması demokrasinin büyük hem de çok büyük bir ayıp. Bir toplum tarihini bilmezse, istikbalini hazırlayamaz. İşte bu yüzden geçmişte bu toplumun, azınlığın yaşadığı önemli olayları hatırlanmalı ve tabii ki de gençlere de aktarılmalıdır.” İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ ESKİ BAŞKANLARINDAN KADİR YUNUSOĞLU 29 Ocak 1990’da ve 1991’de İskeçe’de yaşanan müftülük olaylarında dövülen İskeçe Türk Birliği eski başkanlarından Kadir Yunusoğlu konuşmasına İsmet İnönü’nün „Yunan milleti azınlık olduğu yerde çoğunluğu idare etmesini, çoğunluk olduğu yerde de azınlıkları eritmesini çok iyi bilen bir millettir.” sözüyle başladı. Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları özetleyen Yunusoğlu, özellikle eğitim alanında yaşanan sıkıntıların önemine aciliyet arzettiğini söyledi. Kadir Yunusoğlu özetle şunları söyledi: „Azınlık eğitimi için onurlu bir mücadele veren köylerin olduğunu hatırlatmak isterim. Hepiniz hatırlayacaksınız 1980’lerde Karaçanlar köyünde verilen mücadeleyi. Onurlu bir mücadeleydi. Okul yıllarca kapalı kaldı. Birinci sınıftaki öğrenciler bile Ankara ?– Adana karayolundaki Şereflikoçhisar’da okula gittiler. Tüm bunları yaşadık. 29 Ocak 1988’de İskeçe’deydik. Ben İ.T.B başkanıydım. Gümülcine’deki yürüyüşe katılmak üzere köylerden bazı soydaşlarımız bir gün önceden gitmişti. 29 Ocak 1988 Cuma günü İskeçe’den binlerce insan yollara döküldü. Fakat yolları kapamışlardı. Yollarda oluşturulan barikatlardan geri çevrilen insan var. Binlerce soydaş geri döndü. Yürüyüşün ikinci yıldönümünde 1990’da Gümülcine’deydik. Ben, Mehmet Emin Aga ve Faikoğlu, Rodoplu’nun bürosundaydık. Kalabalık bir grup içeriye girdi ve saldırdılar. Ellerinden zor kurtulduk. Özellikle Aga çok kötü dövülmüştü. Bu olaylar azınlığın gözünü açtı. Yine o yıllarda benim de aday olarak katıldığım bağımsız listeler kurulmuştu. Azınlığın sesini duyurmak amacıyla bağımsız milletvekili çıkarmak gayesi vardı. Tüm bunlar Batı Trakya Türk’ünün haklı mücadelesi için yapıldı. Elbette sorunlarımız bitmedi. Daha birçok problemimiz var. Biz azınlık olarak yılmayacağız. Mücadelemizi sürdürmemiz lazım elbette. Bu topraklarda doğduk, ne olursa olsun bu topraklarda öleceğiz. Mezarımız da bu topraklarda olacak.” İSKEÇE MÜFTÜSÜ AHMET METE Panelistelerin konuşmalarından sonra sözü İskeçe Müftüsü Ahmet Mete aldı. Müftü Ahmet Mete şunları ifade etti: „29 Ocak 1988’de ikamet ettiği Yassıören’den Gümülcine’ye gitmek üzere köyden otobüsle hareket ettik. İskeçe ?– Şahin karayolunun sekizinci kilometresinde kontrol noktasında polisler tarafından durduruldu. Otobüsü geri döndürdüler. Değerli soydaşlar. Uyanmanın yolu 29 Ocak’lardan geçer. Bugün bazı haklarımızı aldık diyoruz. Perki soruyorum. Hangi haklarımız var? Hangi hakkımızı geri aldık. Okullarımızda, derneklerimizde tabelalarımız yerinde mi? Müftlülük sorunu, cemaat sorunu halledildi mi? Eğitim sorunu halledildi mi? Şimdi kalkmışlar müftülüğün kadılık yetkilerini iptal edelim diyorlar. Peki bize anlaşmalarla tanına başmüftülük makamını neden istemiyoruz. Bizim bunu istememiz gerekmez mi? Şimdi artık görüyorsunuz sıra camilere geldi. Köylere imam tayin edecekler. ?‘Para vermeyeceksiniz, imamı da devlet ödeyecek’ diyerek aynen okullarımızda oynanan senaryoyu camilerimizde oynanma niyeti var. Ama ne yazık ki maşalar hep bizden. İşin üzücü yanı da bu. Müftünün yetkileri meselesi sakın ola ki şeriatçılık, gericilik olarak algılanmasın. Biz Batı Trakya’da bir terbiye aldık. O da Mustafa Kemalci olmayanların çoğu kez Yunancı olduğudur. Küçüklüğümden hatırlıyorum. Balkan bölgesinde kemalist, antikemalist diye bir şey vardı. Antikemalist olanlar çoğu zaman Yunanın oyuncağı olmuştur. Bütün bu oyunlar aslında öğretmenin, cemaat başkanının, müftünün olmaması içindir. O yüzden dostlar önce birlik beraberlik. Hem de gönülden bir birlik beraberlik.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here