Ana sayfa Arşiv ıBRAHıM şERıF: “TOPLUM YAPIMIZA FıTNE VE FESAT TOHUMLARI EKMEK ıSTEYENLERE FIRSAT TANIMAMALIYIZ”

ıBRAHıM şERıF: “TOPLUM YAPIMIZA FıTNE VE FESAT TOHUMLARI EKMEK ıSTEYENLERE FIRSAT TANIMAMALIYIZ”

21
0

Gümülcine S.Müftüsü ıbrahim şERıF, şubat ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gece Mevlid Kandili dolayısıyla bir bildiri yayımladı. Müftü şerif yayımladığı bildiride, “Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak kendimizi değerlendirme yollarını da aramalıyız. Aramızdaki birlik-beraberlik, kardeşlik, dayanışma duygularımızı dumura uğratacak söz, davranış ve eylemlerden kendimizi korumalıyız. Toplum yapımıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere fırsat tanımamalıyız” ıfadelerine yer verdi. Gümülcine S.Müftüsü ıbrahim şERıF’in yayımladığı bildiri şu şekildedir. KUTLU GECE MEVLıD KANDıLı Kıymetli Müslüman Türk Kardeşlerim, şubat ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gece Mevlid Kandili, yani Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’in, ay takvimine göre doğduğu gecedir. Hz. Peygamber, kamerî aylardan Rabîu’l-evvel ayının on ikisi Pazartesi gecesi Mekke’de dünyaya gelmiştir. Yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan bu kutlu doğum, insanlık tarihinin en önemli olaylarından birisidir. Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği dönemde, insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve haksızlık gönülleri karartmış, Allah’a giden yoldan uzaklaştırmıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlak tamamen çökmüştü. Kadınlar bir eşya gibi alınıp satılıyor, kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülüyordu. Dünyada insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan huzur, can ve mal güvenliği kalkmıştı. Dünyanın düzelmesi bir peygamberin gönderilmesine muhtaçtı. Bütün ümitler, Yahudi ve Hristiyan dinlerinin müjdelediği (1) âhir zaman peygamberine yönelmişti. Bütün dünya, karanlıklar içinde, bu kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu. ışte Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), böyle bir zamanda dünyaya gelmişti. Bu gecenin sabahı gerçekten de nurlu bir sabahtı. ınsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Sevgili Peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük lütuflarından birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.”(2) Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle O, âlemlerin Rabbinden, “âlemlere rahmet olarak gönderildi.” (3) Hz. Peygamber, yirmi üç yıllık peygamberlik dönemi boyunca putperestliğin yerine tevhidi, zulmün yerine adâleti, düşmanlığın yerine kardeşliği, sürtüşmenin yerine dayanışmayı getirme gayreti içinde olmuştur. Toplumda barışın hâkim olmasını hedeflemiştir. Doğruluk, nezâket, güvenilirlik, adâlet, hoşgörü ve cömertlik gibi ahlâkî davranışlarıyla insanlara örnek olmuştur. Buna karşılık; kan dâvâsı, gasp, soygun, şiddet, intikam, kin beslemek, içki, kumar, hırsızlık, yetim malı yemek, yalan, gıybet, çekememezlik, koğuculuk gibi fert ve toplumun huzurunu bozan davranışlarla mücâdele etmiştir. Bütün bu faaliyetlerin sonucu olarak, vahyin ışığında, mükemmel kişiliğiyle ekonomik, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda gerçekleştirdiği faaliyetler sayesinde “cahiliyye” olarak nitelendirilen bir dönemi kapatarak yerine barış ve huzurun hâkim olduğu yepyeni bir toplum oluşturmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in vefatından sonra da Müslümanlar, onun uygulamalarını bilgi ve düşünce süzgecinden geçirerek hayatlarına uygulamışlardır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ilme verdiği önem, ıslâm dünyasında ilmin ve ilim kurumlarının oluşmasına ve gelişmesine zemin hazırlamıştır. Sağlık ve temizliğe verdiği önem, kişilere sağlığı koruma konusunda örnek olmasının yanında sağlık kurumlarının ve tıp bilimlerinin gelişmesine yol açmıştır. Sosyal yardımlaşmaya ve dayanışmaya, yetimlerin, yaşlıların, yoksulların ve özürlülerin sorunlarına eğilmesi, vakıflar ve diğer sosyal yardım kurumlarının oluşmasına etkide bulunmuştur. Adâlete verdiği önem, adlî kurumların oluşmasını etkilemiştir. Çalışmaya, üretime ve ticarete verdiği önem, ıslâm dünyasında ekonomik canlılığa vesile olmuştur. Aileye, akraba dayanışmasına ve akrabalar arasında yardımlaşmaya verdiği önem, aile kurumunun sağlam bir şekilde ayakta durmasının yanında, belki günümüzde bile büyük ölçüde olumlu etkisine şâhit olduğumuz gelir düşüklüğü sebebiyle ortaya çıkabilecek bunalımların önlenmesine vesile olmuştur. Estetiğe ve güzelliğe verdiği değer, ıslâm sanatlarının doğuşuna temel teşkil etmiştir. Gayr-i müslimlere dînî, hukûkî ve adlî özerklik vererek, kültürel kimliklerini korumalarına müsaade etmesi ile, çok sayıda dinî kültürel grubun bir arada yaşayabileceğinin en güzel örneğini göstermiştir. Bu davranışı ile ayrıca hoşgörünün gelişmesine öncülük etmiştir. Bu tutumu daha sonraki yüzyıllarda müslümanlar için örnek olduğu gibi, öteki medeniyetler için de bir model teşkil etmiştir. (4) Bir müslüman için, dînî ve dünyevî ayrımı gözetmeksizin Hz. Peygamber’in örnekliği kaçınılmazdır. Onun gönderiliş gayesi, kendisine verilmiş olan risâlet görevinin insanlığa ulaştırılması ve bu amaç doğrultusunda bir toplumsal yapının kurulmasıdır. Bu amaçla söylediği sözler ve yaptığı uygulamalar, kimi zaman farz, kimi zaman haram, kimi zaman müstehab, kimi zaman da mübah diye nitelendirilen hükümlere kaynaklık etmektedir. Bu durum, Kur’an’ın buyrukları doğrultusunda, Hz. Peygamber’e itaatin ve onu örnek edinmenin bir gereğidir. (5) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (6) buyuran Hz. Peygamber’in, gerçekten, güzel ahlâkla yoğrulmuş hayat tecrübesini araştırmaya, ondan yararlanmaya, her zaman olduğu gibi bugün de çok ihtiyacımız vardır. Sevgili Peygamberimiz’i, onun güzel ahlâkını, davranış ve uygulamalarını, gelişen dünya şartlarına yön verecek, insanlığın problemlerine çözüm getirecek Kur’an-ı Kerim zenginliği ile yeniden tanımalı ve tanıtmalıyız. Değerli Kardeşlerim, Peygamber Efendimizin doğumunu kutladığımız bu günde, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak kendimizi değerlendirme yollarını da aramalıyız. Aramızdaki birlik-beraberlik, kardeşlik, dayanışma duygularımızı dumura uğratacak söz, davranış ve eylemlerden kendimizi korumalıyız. Toplum yapımıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere fırsat tanımamalıyız. Bu konularda Yüce Peygamberimizin toplumsal yapıdaki hassasiyetlerini örnek almalıyız. Son günlerde Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini eserlere yapılan uygulamalar gündeme gelmiştir. Gümülcine şehir merkezinde bulunan Eski Cami’nin yıllardan bu yana devam eden tuvalet ihtiyacının caminin haziresi olarak bilinen yere yapılmak istenmesi azınlığımızı rahatsız etmiştir. Hem mezarlığın üzerine yapılması hem de caminin görünümü ve tarihi dokusuna zarar verecek olması, tepkilere yol açtı. Tepkiler sonucu, yapılan kısım yıkılarak bu rahatsız edici görüntü ortadan kaldırıldı. Tuvalet, yetkililerle görüşülerek daha münasip yere de yapılabilir. Ayrıca Kavala’da cami kapısına asılmış olarak bulunan domuz başı da tarihi mirasımıza yapılan bir hakarettir. Medeniyetten nasibini alamamış bu tür zihniyete sahip olan insanların yaptıkları hareketleri kınıyoruz. Sevgili Peygamberimizin doğumunu; yüksek ahlâkını, fazîletini, adâlet ve doğruluğunu hatırlamak ve bunları hayatımızda uygulama azmiyle anmaya çalışmalıyız. Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yeğane yolu, Hz. Peygamber’in yolundan gitmektir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(7) Batı Trakya Türk Azınlığı’nın, Türk ve ıslâm dünyasının Mevlid Kandili’ni tebrik ediyor, birlik ve beraberliğimize, Peygamber ahlâkına ulaşmamıza vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. (1) bk. Saff, 61/6. (2) Âl-i ımrân, 3/164. (3) bk. Enbiyâ, 21/107. (4) Prof. Dr. ıbrahim SARIÇAM, Hz. Peygamber’in Çağımıza Mesajları, T.D.V. yayını, Ankara 2000, s. 143, 144 (5 Yrd. Doç. Dr. Osman GÜNER, Sünnetin Anlaşılması Sorunu Diyanet ılmî Dergi, Cilt: 35, Sayı: 4, s. 59, 60, 72 (6) Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/ 381 (7) Âl-i ımrân, 3/31. Gümülcine S.Müftüsü ıbrahim şERıF

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here