Ana sayfa Arşiv „FRANGUDAKİ PROGRAMI” KİTABI’NIN MUHASEBESİ İSKEÇE’DE YAPILDI

„FRANGUDAKİ PROGRAMI” KİTABI’NIN MUHASEBESİ İSKEÇE’DE YAPILDI

10
0

Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından „Frangudaki Programı” olarak bilinen azınlık çocuklarının Yunanca eğitilmesi programını konu alan kitap tanıtımı İskeçe’de yapıldı. Tanıtım toplantısına, Batı Trakya’da bulunan Yunan Dışişleri Bakanlığı’nın Siyasi İşler Dairesi sorumlusu eski İstanbul Konsolosu Aleksis Aleksandris de katıldı. Programın sorumluları Prof. Anna Frangudaki ve Talia Dragona da bu tanıtım toplantısında hazır bulundular. Toplantıya katılanlar arasında, İskeçe’deki SÖPA Derneği Başkanı Nurettin Kıyıcı, İskeçe 2. Azınlık İlkokulu müdürü Halil Karadayı ve bazı SÖPA’lı öğretmenler de katıldı. Öğretmenlerin ayaküstü Aleksandris ile sohbet ettikleri de dikkatlerden kaçmadı. Toplantının ilk konuşmacısı olarak Yunanlı bayan Öğretmen Eleni Papadopulu „Müslüman Çocukların Eğitimi” programı hakkında bilgi verdi. Öğretmen Papadupulu, bu program kapsamında azınlık çocuklarının kimliğine saygı gösterildiğini dile getirdi. Papadopulu konuşmasında, yaklaşık on yıldan beri uygulanan „Frangudaki Programı” sayesinde ilkokuldan sonra genelde eğitimi terkeden öğrencilerin sayısında azalma olduğunu belirtti ve Türkiye’de üniversite eğitimi almak isteyen öğrencilerin sayısında da gözle görülür düşüş yaşandığını söyledi. Bu toplantıyı organize eden İskeçe İlköğretim Personeli Derneği Başkanı Dimitris Dumos, söz konusu program çerçevesinde kurulan ve hizmet veren Eğitim Destek Merkezlerini (KESPEM) konu alan bir konuşma yaptı. Dumos, KESPEM’lerin başarını olduğuna inandığını ve bu merkezlerin faaliyetlerini sürdürmelerinden yana olduğunu söyledi. Azınlıkla alakalı bir konuşma yapan İskeçe Barosu Başkanı Kostas Gunaris değindiği ciddi konularda fikrini şöyle beyan etti: „Batılı anlayışıyla demokrasi bu ülkeye 1974’te geldi. Ancak Trakya’ya demokrasi gelemedi ya da geç geldi diyebiliriz. Bu önemli gerçeği maalesef Yunan toplumunun büyük çoğunluğu görmek istemiyordu. Bu yanlış politikanın değişmesi 29 Ocak’ta oldu. Söyleyebilirim ki, 29 Ocak 1990 olaylarıyla birlikte çok şey değişti. Dolayısıyla olayların yaşandığı ertesi gün hükümet bazı tedbirler almak zorunda kaldı. Parti başkanları kendi aralarında toplandılar ve bölgedeki Müslüman azınlığa yapılan baskıları hafifletme kararı aldılar. O tarihten sonra da Trakyada bazı şeyler değişmeye başladı deyebiliriz. Bu değişim sadece azınlık için değil, çoğunluk için de değişmeye başladı” dedi ve toplantıya katılanların üzerinde soğuk duş etkisi yaratırken toplantıyı takip eden bir papaz’ın da dikkatini çekmiş olacak ki papaz toplantı sonrası kürsüye geldi ve toplantının anlamına pek uygun olmayan da bir konuşma yaptı. Dimokritos Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yannis Ktistakis bir konuşma yaptı. Ktistakis konuşmasında, „Trakya Danışma Komitesi”nin varlığından bahsetti ve şunları söyledi: „Bu komite kanunsuz bir örgüttü. Dolayısıyla da zınlık içerisinde Pomak ve Türk ayrımı yapmak için çalıştı. Pomaklara destek vermek amacıyla Arap harfleriyle kitap hazırladı ve bu kitaplar da özellikle dağlık bölgesindeki köylerde kullanıldı. Günümüzde artık azınlık politikası değişti. Devletin yerine, başkaları bölgede faatliyet yapıyor. Suudi Arabistan’da bazı azınlık gençlerine eğitim veriliyor. Yarın öbürgün gerektiğinde müftülük yapmak üzere yetiştiriliyorlar. Ben azınlık okullarının yerine devlet okullarının yapılmasından yanayım. Avrupa okullarının yapılmasından yanayım. Korkulacak bir şeyin olmadığını söylemek istiyorum”dedi. Etkinliğin son konuşmacısı olarak Gümülcine ERA Devlet Radyosu’nda çalışan İskeçe’li Gazeteci Sami Karabıyıkoğlu konuştu. Karabıyıkoğlu konuşmasında Müslüman Çocukların Eğitimi programı uygulayanların çoğunluğunun kadınlardan oluştuğuna dikkat çekti. Azınlık çocuklarının anadillerinin Yunanca olmadığını bu yüzden de bu dili iyi öğrenemediklerini dile getiren Karabıyıkoğlu „Program Yunanca’yı yabancı dil olarak öğretmeye başladı. Ancak eğitimin Türkçe programı için hiçbir şey yapılmadı. Ne yazık ki azınlık çocukları Türkçe’yi de, Yunanca’yı da iyi öğrenemiyorlar” dedi. Birlik Gazetesi olarak Ktistakis’e, eğitimde zaten karmaşık olan durumu devlet okulları kurulması konusunun eğitimi daha da karmaşık duruma getirebilir mi? sorusuna Ktistakis sorunun tam cevabını vermezken, kendisinin azınlık okulları değil de sadece Avrupa okulları kurulmasından yana olduğunu yinelemesi dikkatlerden kaçmadı. Toplantı ilerledikçe konu yine döndü dolaştı Türk ?– Yunan ilişkileri, Ege denizi’nde hava sahası ihlalleri, Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk Azınlığı’nın Türk, Pomak, Çingene ayırımına kadar uzandı ve azınlığın kimliği bir kez daha inkar edilerek Yunanlıların azınlığa karşı bakış açısı ve „Frangudaki Programı”nın asıl hedefi ortaya çıkmış oldu. BU HABERE BİR YORUM YAKIŞIR. Bakın sayın devlet büyükleri, azınlık birdir, Lozan Andlaşması da bu azınlığın sigortasıdır, temelidir. Eğer gerçek anlamda azınlığa Yunan devleti hakkı olanları vermek istiyorsa, akıllı ve doğru işlerin yolunu tutmalıdır. Harcanan paralar, kabarık bütçeler bölgede sadece ayırımcılığı körüklemektedir. Bundan yine devletimiz zarar görecektir. Onun için sağa sola olur olmaz içi boş fikirlere dağıtılan paralar azınlığın gerçek anlamada kullanımına verilseydi şimdiye kadar azınlık gerçek anlamda arzulanan yerde olacaktı. Son olarak yine şunu söylüyorum. Yunan devleti azınlıktan korkacağına azınlığa yaklaşmalıdır. Bir gazeteci olarak, bölgeyi iyi tanıyan biri olarak açıkça yazıyorum, azınlığın „bağımsızlık”, „Kosova olacak” gibi düşünceleri sadece ve her zaman Yunan medyasının uydurmaca haberleridir. Yunan medyası bu ülkeye zarardan başka bir şey vermiyor. Artık bu ayrımcılığa son verilsin. Bizler Yunan vatandaşıyız, Avrupa Birliği vatandaşlarıyız, bunu herkes bu ülkede böyle bilsin. Ancak öz be öz kimliğimizin, ırkımızın, dinimizin inkar edilmesine de müsade etmeye niyetimiz yok.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here