Ana sayfa Batı Trakya Haberler FOTİS KOUVELİS: “TÜRKİYE VE YUNANİSTAN, ESASLI BİR DİYALOGLA SORUNLARA ÇÖZÜM BULABİLİR”

FOTİS KOUVELİS: “TÜRKİYE VE YUNANİSTAN, ESASLI BİR DİYALOGLA SORUNLARA ÇÖZÜM BULABİLİR”

12
0

Yunanistan’da koalisyon hükümetinin en küçük ortağı Demokratik Sol Parti (DİMAR) lideri Fotis Kouvelis, Zaman Gazetesi’ne kapsamlı bir röportaj verdi. Yeni Demokrasi (ND), PASOK ve Demokratik Sol (DİMAR)arasında kurulan hükümtte kilit rol oynayan DİMAR lideri Kouvelis, Türkiye ile Yunanistan ilişkilerini diyalog, egemenlik haklarına saygı temelinde ve işbirliğini güçlendirecek şekilde desteklenmesi gerektiğini vurguladı.Türk-Yunan ilişkilerinin esaslı şekilde işbirliğine dönüştürülmesinin bütün bölge için önemli olduğunu vurgulayan Kouvelis, kısa süre içerisinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini de açıkladı. 

Avrupa Komisyonu, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan Troyka’nın dayattığı 13,5 milyar Euro’luk önlemler paketine kısa bir süre önce ‘çekimser’ oy kullanan Demokratik Sol, hükümetin geleceğine ilişkin soru işaretlerinin oluşmasına sebep olmuştu. Ancak 2013 bütçesine onay veren partinin lideri Kouvelis, ülkenin ekonomik krizden çıkabilmesi için kalkınma odaklı bir sürece girilmesi gerektiğini ancak bu şekilde tünelin ucunda ışığın görüneceğini düşünüyor. Daha başka önlemlere hayır diyen Kouvelis, büyük ortak Yeni Demokrasi Partisi’nin vatandaşlık yasasının zorlaştırılmasını içeren girişimlerine de karşı olduğunu söyledi. Fotis Kouvelis, ırkçı Hrisi Avgi’nin (Altın Şafak) yasa ihlallerinin cezalandırılmasını istiyor.

İNGİLİZCE “TODAYS ZAMAN”DA YAYINLANAN RÖPORTAJ…

-Yeni önlemler paketi parlamentodan geçti. Bu önlemlerin ekonomiye nefes aldıracağına inanıyor musunuz? Halkın sırtına ağır yük getiren önlemlerin çözüm olmayacağı ve kalkınmaya yönelik reformlar içermediği yorumu var..

Demokratik Sol Parti Başkanı Fotis Kouvelis: Önlemler gerçekten Yunan toplumu için çok ağır. Hem çok kanunlu yasa (önlemler paketi) hem de bütçeyle mali uyumu- adaptasyonu arzuluyoruz. Hiç şüphesiz ülkenin bütüncül bir kalkınma planına ihtiyacı var.  Tamam önlemler belli bir süreliğine ve mali uyuma- toparlanmaya hizmet edebilirler ancak tek başlarına yeterli değil.  Ancak ülke için her durumda önerilen bütüncül bir programa ihtiyaç var. Bütün bunlarla ilişkili bir diğer çok önemli konu ise reformlar. Reformlar, kalkınmanın ve dönüşümün ayrılamaz bir parçasıdır. Devlet kademesinde reform, pazar ve genel olarak ekonominin işleyişinde reform. Bunlar acilen uygulamaya geçirilmeli. Hükümet reformları hayata geçirmekte kararlı. Bunlardan bir çoğunu hayata geçirme konusundaki süreci başlattık. Bu reformlar içerisinden ‘idari’ reformlar-ıslahatlar-düzenlemeler karakteristik bir örnektir. Çünkü devlet çok fazla büyüktü. Verimsiz ve sonuç vermiyor.  Genel anlamda istenen seviyede kalkınma aşamalarına yardımcı olamıyor. Bu önümüzdeki önlemleri uygulamaya geçirmemiz isteniyor ve uygulayacağız da. Çünkü mali uyum için konulan sınırlamalar, tek başına Yunanistan’ın yaşadığı bu koşullara cevap vermeye yeterli olmuyor.

-Tünelin ucunda ışık görünüyor mu?

Evet. Yunanistan, ekonomik krizi atlatma konumunda. Tamda kalkınma temelli sürecin teminat altına alınmasıyla atlatacak. Tabiki başka sorunlarımız da var. Onları da göğüslemeliyiz. Yunanistan’da bizi fazlaca meşgul eden ve bazı önlemlerin alındığı bir başka önemli konu ise kayıt dışı ekonomi. Kara ekonomi. Bunun vergi kaçakçılığı ile ilişkisi var. Ancak bir oranda da yozlaşma ile ki ülkemizde bu da bir gerçek.

-Ocak ayından itibaren önlemler uygulamaya konulacak. İnsanlar bunu hissetmeye başlayacak. Halkın daha yoğun tepkisi karşısında bunun bir siyasi maliyeti olacağını düşünüyor musunuz?

Bu hükümet, Yunan parlamentosunda kabul edilen bu son paketteki önlemleri henüz uygulamış değil. Kısa bir süre önce uygulamaya konulan ‘idari reformlar’ hariç. Gerçekten 2013 yılı içerisinde önlemlerin çoğu uygulamaya geçirilecek. Hiç şüphesiz bu problemler doğuracak. Şu bakımdan problemler doğuracak; bu önlemler toplum tarafından hissedilmeye başlanacak. 2013 zor bir yıl olacak. Tabi bu ağır paketten arzumuz, ekonomik olarak zayıf toplum tabakasından da yükü almak. Bunun için mesela bankalara çok fazla borcu olanlar için bir düzenleme de yaptık (borcun daha fazla taksite bölünmesi ya da ertelenmesi). Bu toplumun artık zayıflayan kesimlerinin bir ağ ile korunması da amaçlanıyor. İşsizlik ödenekleri, engelli kişiler için düzenlemeler. Ancak bunlardan bağımsız olarak bu önlemler paketi ağır. Yunan halkı çok fazla fedakarlıkta bulundu, bulunuyor. İşte tam da bu veri sebebiyle büyük bir kesinlikle bu krizin geçeceği ihtimalini bizde güçlendiriyor.         

 

-Halkı hedef alan bu önemler oldukça ağır. Oylamada çekimser kaldınız ama sol bir parti olarak eleştiriliyorsunuz…

Demokratik Sol’un hükümette yer alması ülke ve halk nezdinde bir sorumluluk hareketiydi. Yunan halkının bize sadece 6,3’lük bir oy oranı vermesine rağmen çok güzel muhalefette kalabilirdik. Muhalefet rahatlığına sahip olabilirdik. Eğer Demokratik Sol hükümeti desteklemeseydi ülke siyasi çıkmaza düşecekti. Ülke üçüncü defa seçimlere gidecekti. Yine çoğunluk hükümeti olmayacaktı.  Bu politik çıkmaz, devasa ekonomik problemler yaşamaya devam eden halk nezdinde sıcak para problemine sebep olan bir karşılık bulacaktı. Demokratik Sol, bu hükümeti istikrarın sağlanabilmesi, ülkenin Avrupa Birliği ve Euro bölgesinde kalması ve eski para birimi Drahmi’ye dönmemesi için destekledi. Euro’dan çıkarak Drahmi’ye dönmesi onlarca yıl gerilere dönülmesi anlamına gelecekti. Bizim için en büyük hedef, Yunanistan’ın Euro’da kalması. Bu yaptıklarımızla Yunanistan Euro’da tutunuyor  ve mali uyumu öngörüyor. Biz ne birinci memorandumu ne de ikinci memorandumu onayladık. Buna karşı Yunanistan belli sorumluluklar yüklenmişti. Bu sorumluklara da ülke uymalıydı.

-Bu önemleri Demokratik Sol onaylamazsa hükümette bir kriz yaşanacak yorumları çok sıklıkla duyuldu. Önlemlere çekimser kaldınız. Hükümetin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Partinizin hükümete koyduğu kırmızı çizgiler nelerdir?   

Bu önlemlere kabul oyu vermedik. Çekimser kaldık. Onaylamadık çünkü çok yoğun olarak çalışma koşulları konusunda itirazımız vardı. Çalışma koşulları da Troyka’nın öne sürdüğü gibi çalışan kesimi esasında daha da zayıflatacaktı. Son tahlilde Troyka’nın istediği değişiklikler ülkenin hiç ama hiç mali uyumuyla ilişkili değildi. Bu önlemlerin mali uyum problemiyle ilgisinin olmadığını tekrarlamak istiyorum. Bu Troyka’nın ideolojik karakterli bir yaklaşımıydı ve bizi karşısında buldu. Bu ilk andan ve açıklıkla söyledik. Troyka’ya, Avrupalı ortaklarımıza söyledik. Hükümet de biliyordu. Bu bizi önlemleri ve çalışma koşullarının değiştirilmesini onaylamamaya götürdü.Ancak çalışma koşullarını içermeyen 2013 bütçesini onayladık. Bunun için büyük bir çoğunluk olan 167 oyla bütçe kabul edildi.

-2013 yılında bu önemler başarılı olmazsa bir “b planı”nız var mı?

Bu soru çok önemli. Önlemler başarılı olmalı. Düzenlemeler ilerletilmeli. Yeni önlemler olmamalı. Çünkü Yunan toplumunun dayanacak gücü kalmadı. Tekrar edeyim çok büyük fedakârlıklar yapıldı. Planlama, önlemlerin başarılı olması ve kalkınmaya yönelik girişim ve çabaların hayata geçirilmesi üzerine kuruldu. Bu, hükümetin uygulaması gereken en öncelikli politikasıdır.  Biz bunları ülke içinde yapmalıyız. Öte yandan Avrupalı ortaklarımızın yapması gerekenler de var. 31,5 milyar Euro’luk kredi dilimini serbest bırakmalıdırlar. Ancak özellikle kredi taksitleri konusunda sözünü tutmalıdırlar. Ülke, yazın yapılan seçimler sebebiyle önceki taksitleri almamıştı. Önceden verilmeyen taksitlerde birlikte toplamda 40 milyar Euro ediyor. Aynı zamanda Avrupa Yatırım Bankası’ndan da kredi diliminden bağımsız olarak bir kaynak aktarılması da söz konusu. Dediğim gibi kalkınma süreci sağlanmadan ülke olarak istediğimiz başarıyı garanti edemeyiz.  

-Avrupa Birliği’nin kriz dönemindeki Yunanistan’a tavrını nasıl görüyorsunuz? Süreci nasıl yönettiler? Olumlu mu olumsuz mu? Yardımcı olmak istiyorlar mı?

Avrupa, sorunun sadece Yunanistan’a özgü olmadığını anlamalı. Tabi ki Yunanistan’ın krizi var ama bütün Güney Avrupa’da sorun var. Konuştuğumuz şu anda bile Fransa’da bir tehdit var. Yani Avrupa meselesinin kalbi tehdit ediliyor. Avrupa, bütüncül bir Avrupai ekonomi çerçeve politikası oluşturulması yönünde hareket etmek zorundaydı ve zorunda. Eğer istenen oranda bu yönde gidilmezse o zaman Avrupa’nın kendisi için sorun var demektir.  Kaçış durakları oluşmaya başlayacaktır. Avrupa’nın ileriye gitmesine hizmet edilmemiş olacaktır. Avrupa’nın geleceği sadece esaslı bir bütünleşme ve Avrupa’nın bir çok ülkesini meşgul eden ekonomik sorunun üstesinden gelme politikasındadır.

-Göçmenler konusundaki görüşünüz nedir?

Yeni Demokrasi’nin göçmenler konusunda daha katı bir politika yürüttüğü anlaşılıyor. Vatandaşlık yasası da değiştirilmek isteniyor…

Ülkenin 3 üst düzey mahkemesinden biri olan Danıştay, 2010 yılında Demokratik Sol’un da desteği ile kabul edilen vatandaşlık yasasının bazı hükümlerinin  anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Danıştay’ın bir kararı yayınlandığında idare bunu dikkate almak zorunda. Anayasa ile nasıl çeliştiğine bakmak durumunda. Biz Demokratik Sol olarak Danıştay’ın istediği muhtemel değişiklikler, demokratik işleyiş bakımından Anayasa’ya uygun şekilde tabiî ki yapılmalıdır. Ancak aşırı sağ ve derinlemesine tutucu çevreler tarafından  dahası siyasi anlayış olarak ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yapanların baskıları karşısında geri adım atılmamalı. Demokratik Sol bu konuda sabit bir noktada duruyor. Yasa, bir kişiye belli bazı şartlar altında Yunan vatandaşlığı alma hakkı veriyordu. Bu şartlar değişmemeli. Önemli bir düzenleme olarak Yunanistan’da doğan yasal göçmen çocuğuna vatandaşlık hakkı veriyordu. Kısaca göçmenler ve Yunanistan’da yabancı ülke vatandaşlarının bulunması konusu, vatandaşlık kazanmayı da içeren bir kritere göre garanti altına alınmalı: “siyasal bağlanma”.  

Aşırı sağdan baskılar var. Ancak biz bunda geri adım atılmamasını savunuyoruz. Kanunların belirlediği koşullar dahilinde yasal göçmenliğe ve belli şartlar dahilinde hem göçmene hem de çocuğuna vatandaşlık verilmesi hakkına evet diyoruz.

-Altın Şafak ve üyelerinin karıştığı ifade  edilen şiddet konusundaki görüşünüz nedir?

Altın Şafak denen bu oluşum, Yunan toplumu için neo nazizmi ve faşizmi ileri sürüyor. Bunlarla sadece idari önlemlerle mücadele edilmesi mümkün olamaz. Altın Şafak ve toplumu faşizan yapmak isteyenlerle mücadele, derinlemesine siyasi ve toplumsal şartlar altında yapılmalı. Altın Şafak neyi istismar ediyor? Altın Şafak, Yunan toplumunda var olan sorunları istismar ediyor. Toplum yapısındaki değişimleri istismar ediyor. Demokratik siyasi ortamın boşalttığı bu alanı Altın Şafak kendi mantalitesine göre doldurma eğiliminde. Sadece demokratik koşullar, siyasi ve toplumsal sorunlara verilecek özlü cevaplarla aşırı sağ, Altın Şafak ve insanların öfke ve problemleri üzerine yatırım bütün diğer kesimlerle mücadele edilebilir. Ekonomik krizin çözümlenmesiyle büyük oranda bu sorun aşılacaktır. Öte yandan Altın Şafak’ın kanunları ihlal ettiği noktada yasalar da uygulanmalı.

-Türk-Yunan ilişkilerini nasıl görüyorsunuz? Ne tarafa doğru evrilecek? Türkiye’nin ekonomik kriz dönemindeki duruşunu nasıl buluyorsunuz?

Sadece bugün ve dün değil, uzun yıllardır Yunanistan ve Türkiye’nin esaslı bir diyalogla aralarında ne sorun varsa bunları göğüsleyebileceklerini  savunuyorum. Yunanistan ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin sadece iki ülke değil bütün bölge için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.  Evet, gerçekleştirebiliriz. Samimi bir diyalog ve her ülkenin egemenlik haklarına saygı sayesinde ne sorun varsa bunu çözebileceğimize inanıyorum. Hiç şüphesiz demokratik bunları çözebilirler. İyi ve barışçıl açılım süreci ile işbirliğini devamlı destekleyen bir insanım. Demokratik Sol ve ben başka siyasi partideyken de Türkiye’nin AB üyeliğini kararlı şekilde destekliyordum. Türkiye’nin Avrupa’yı görmesi, Avrupai demokratik hakka sahip olması gerektiğini savunuyorum.

-Son bir iki yıldır Türkiye’nin Avrupa yolculuğu eskiye göre çok dinamik şekilde yürümüyor yorumları yapılıyor. Bu sizi endişelendiriyor mu?

Türkiye, gerçekten ilk pozisyonunu biraz erteliyor gibi. Bölgenin güçlü bir ülkesi olarak belki de başka yöne doğru da hareket etmek istiyor. Ancak bu benim siyasi öngörümü de ilgilendiriyor. Ben Türkiye’nin Avrupa yolculuğunun hem Türkiye hem de bütün bölge için değerli bir veri olduğuna inanıyorum.

 -“Arap Baharı”nı nasıl görüyorsunuz?

Yunanistan’ın geleneksel olarak Arap ülkeleriyle iyi ilişkileri var. Ancak yönetimler değişiyor…

Tekamül eden bir durum. Demokratik bir süreçle sonlanmalı. Yunanistan, bu ülkelerle geleneksel iyi ilişkiler içerisinde olmayı sürdürmeli. Gelişmeler temelinde Arap dünyası ile ilişkiler daha da güçlenmeli. Gerçekten bu bölgede gelişmelerin nasıl sonuçlanacağına ilişkin sadece Yunanistan değil bütün bölge için bir endişem var.  

-Suriye’deki durumu nasıl görüyorsunuz?

Hiç şüphesiz Suriye’nin demokratikleşmesi, bizim de desteğimizi garanti ediyor. Bizim görüşümüz, Suriye’nin demokratik bir ülke olmasıdır. Bir haklar ülkesi olmalı. Suriye’nin demokratikleştirilmesi ve şiddetten arındırılması konusunda beni endişelendiren şey, başka ülkelerin çıkarlarına yatırım yapılması. Bu durumu daha içerisinden çıkılmaz bir hale sokabilir. Suriye, hiçbir taraftan ve başka güçler tarafından etkilenecek bir ülke olarak görülmemeli. Başka ülkeler tarafından yapılan bu politika ve duruş yatırımı, meseleyi daha da güçleştiriyor ve çözümden uzaklaştırıyor.

-Fransa, Amerika ve Türkiye muhalefeti tanıdıklarını açıkladılar. Yunan hükümetinin bu konudaki duruşu nedir?

Yunan hükümeti, bu konudaki politikasını henüz netleştirmedi. İhtiyatlı bir duruşumuz var. Şimdilik bu konuda tarafsızız.

-Bugünden bakınca iki ülkenin Ege’deki silahlanma yarışının anlamsız olduğunu düşünüyor musunuz?

Savunma harcamaları konusundaki rekabetin hiçbir ülkeye daha da önemlisi halka faydası olmadı. Bu silahlanma yarışı gerçekten hem Yunan  hem de Türk halkından çok şey eksiltti. Biraz önce söyledim. Her ülkenin egemenlik ve milli haklarına tam saygı çerçevesinde ve esaslı bir diyalogla birbiriyle ilişkili sorunlara çözüm bulunabilir. Ancak soruna silahlanma yarışı çözüm olamaz.

-CHP’nin bir daveti var. Türkiye ziyaretiniz ne zaman gerçekleşecek?

Ülke içerisindeki yoğun gündemimiz sebebiyle tarihi henüz netleştiremedik. Ama bu ziyaretim gecikmeyecek. Kısa süre sonra gerçekleşecek.

Röportaj: Celil Sağır-Hasan Hacı (Atina)

   

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here