Ana sayfa Batı Trakya Haberler EMFİYECİOĞLU: “TÜRKLER AMAÇLARINA, EMELLERİNE ULAŞTIKTAN SONRA SİZİ BOĞUP BİR KENARA ATACAK.”

EMFİYECİOĞLU: “TÜRKLER AMAÇLARINA, EMELLERİNE ULAŞTIKTAN SONRA SİZİ BOĞUP BİR KENARA ATACAK.”

8
0

“Trakya Sanat ve Gelenek Vakfı” tarafından İskeçe’de Eski Tütün Deposunda 3 Haziran 2011 tarihinde “TRAKYA, DİL VE KÜLTÜR” konulu konferans düzenlendi.

Konferansta konuşmacı olarak Pantio Üniversitesi eski Rektörü Vasilios Filias, Romanya ve Balkanlar uzmanı Ahileas Lazarou, İşadamı Prodromos Emfiyecioğlu katıldı. Oturumu Üniversite öğretim görevlisi Aristea Sideri-Tolia yönetti.

Konuşma sırası Emfiyecioğlu’na geldiğinde herkes nelerden bahsedeceğini merak ediyordu. Emfiyecioğlu’nun yaptığı yaklaşık 45 dakikalık konuşmasında söylediklerinin içinden en çarpıcı sözleri etkinliğe damgasını vurdu. Emfiyecioğlu, “Yunan devleti sizi yalnız bıraktı yardım etmiyor. Biz yanınızdayız. Türklerin sizleri boğmalarına müsade etmeyin. Türkler amaçlarına, emellerine ulaştıktan sonra sizi boğup bir kenara atacaklar” demesi dikkat çekti ve geceye damgasını vurdu.

 

İlk konuşmacı Vasilios Filias, “Yunan Dilinin Önemi ve Özelliği” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Filias, eski tarihten günümüze kadar eski Yunan dilinin önemine ve bugün konuşulan dilin yaşatılması ve gelecek nesillere bozulmadan ulaşmasını sağlayacak çalışmalardan bahsetti.

 

İkinci konuşmacı Ahileas Lazarou, “Zaman İçerisinde Trakya” konulu sunumuyla izleyicilere seslendi. Lazarou, Güney Doğu Avrupa, Balkanlar ve Orta Asya’dan günümüze kadar Bizans İmparatorluğu döneminde Trakya’nın önemi ve günümüze kadar korunan Yunan dilinin geniş bölgede yaygın olarak kullanıldığı hakkında bilgiler verdi.

 

Üçüncü konuşmacı işadamı “Mihaniki” yapı şirketi sahibi Prodromos Emfiyecioğlou, “Pomakların Dili” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Emfiyecioğlu özetle şunları söyledi:

 

“Biz yanınızdayız. Türklerin sizleri boğmalarına müsade etmeyin.”

 

“Pomak dili ve sorunlar. Pomak dili Slav, Yunan ve Türk dillerinden ortaya çıkan bir dildir. Pomakların isimleri ve kullandıkları kelimeler Arap dilinden geliyor. Örnek olarak, Allah, Muhammed, İslam veya dini isimler ki bunlar Müslümancadır. Örnek vermem gerekirse, Celal, Rusmen, Riza, Bekir, Ali.

Ayrıca Hristiyanlık ve Budist dininden gelen isimlerden Adem, İbram, Musa, İsa, Meryem ve daha birçok isimler vardır.

Daha ziyade Yunanca kelimeler Pomak dilinin temelinde bulunuyor. Dolayısıyla ciddi anlamda Pomak dilinin düzgün konuşulması ve yazılımında yer alıyor. Örnek, ainte (alla), apotik (apotiki), aresvan (areso), argati (ergatis), plekam (pleko), temel (temelio), harizvam (harizo) ve daha birçok kelimeler kullanılmaktadır.

Bu kelimeler Yunan dilinden Pomakça’ya bir kredi anlamında değildir, bunlar eski Yunanca ve Bizans’ın kalıntılarından Pomakların köklerinin ilkidir.

 

Öncelikle şunu belirtmeliyim, öncelikle Pomak hemşehrilerimizden erkekler ve kadınlar da Yunancayı çok iyi derecede konuşuyorlar. Bazıları o kadar çok mükemmel konuşuyorlar ki, ana dillerinin Pomakça mı, Yunanca mı olduğunu asla anlayamazsınız.

 

“Dilimizi yazmamız için bize yardım edecekmisiniz?”

 

Şimdi bazılarınız bana sen bir mimarsın, bize Pomaklar hakkında, dilleri hakkında ne söyleyeceksin, bu konulara nasıl karıştın? Diyebilirsiniz.

Size yaklaşık 20 yıl önce yaşadığım bir olayı anlatacağım.

Yaptığın işlerde birçok Pomak işçi çalıyordu. Bir Cuma günü ödemelerin yapıldığı anda bir grup Pomak bana gelip, “patron, yukarıya bizim köylerimizi tanımaya gel, sürekli burada işlerde duruyorsun, bir hafta sonu gel birlikte gidelim” dediler. Ben de bir hafta sonu yukarıya Pomak köylerine çıktım.

Bazıları Pomak köylerine Dağlık kesim diyorlar.

Köylere çıktığımda birçok insanla biraraya geldim, sorunlarını ve zorluklarını dinledim. Sonunda bir grup öğretmen yanıma yaklaştı ve bana, “dilimizi yazmamız için bize yardım edecekmisiniz?” dedi.

Hayretler içinde kaldım ve kendilerine dönerek, dilinizin yazılmaması mümkün mü? Dedim. Bana “hayır” dediler.

Bunca yıllardan beri Yunan Milli Eğitim Bakanlıkları dilinizin yazılması için özen göstermediler mi? Burada bulunan Dimokritio Üniversitesi dilinizin yazılması için çalışma yapmadı mı? dedim. “Hayır” dediler.

Peki ben size nasıl yardımcı olabilirim dedim.

İçlerinden biri bana dönerek, “istersen başarabilirsin, ancak bizde sana yardım edeceğiz” dedi.

 

Böylece bir çalışma grubu oluşturduk ve bunun başına çok aydın bir öğretmen Petros Theoharidis’i ve onunla birlikte birhayli Pomak gençlerini ve öğretmenleri getirdik. İki yıllık bir çalışmanın neticesinde nihayet Pomak-Yunanca sözlüğü yazıldı.

İkinci aşamada deneme amaçlı bir kitap yazdık ve bunları bastık ve bu kitapları Yunan kamuoyuna değil, Atina kamuoyuna tanıttık. Tanıttığımız o öğlen hatırlarım Panagiotis Sgouridis’te oradaydı.  

O da bu kabul edilemez gecikmenin olduğunu kabul etmişti.

 

Ancak size daha başka bir olayı anlatayım.

Ben ve Theoharidis ile birlikte Pomak öğretmenler Eğitim Bakanına bu kitapları tanıtmaya gittik. Kendisinden bu kitapların sayesinde genç Pomak çocuklarının ana dillerini öğrenmeleri konusunda yardımcı olup olamayacağını öğrenmek istedik. O zaman da Eğitim Bakanı Yorgo Papandreou. Biz bu çalışmamızı aktardıktan sonra Papandreou ayağa kalktı ve bizi kucakladı ve bize “ne önemli bir iş yapmışsınız, ulusal bir iş sizleri tebrik ederim ve bana ne yapmamı önerirsiniz bu Yunan çocukları dillerini öğrenmeleri için” dedi.

Ben de kendisine bunun çok basit olduğunu söyledim. İlk önce EPAT’ta (SÖPA) okutulsun. Onlardan bundan sonraki sürecin gelişmesine katkıda bulunsunlar, düzeltsinler ve ilk safhada denemeli olarak ve ikinci safhada uygulamalı olarak Pomakların her nerede eğitim aldığı okullarda okutulsun.

Bana, “bu çok basit birşey” dedi ve bu uygulamayı devam ettireceğini söyledi. Bakanlıktan dışarıya çıktık ve herkes sevinçliydi.

Ancak ben kendilerine çok emin olmayın, hiç birşey olmayacak dedim ama bana inanmadılar. Ama malesef gerçekler beni öngörülerimde haklı çıkardı.

 

Zaman geçtikçe diğer taraf (Türkiye) işini yapıyor. Kisinger’in Yunanlılar için söylediği kardeşlerimiz Pomaklar için de geçerli ve aynen uyuyor. “Yönetemediğimiz bu Yunanlıları temel meselelerde boğmamız lazım. Dillerini, dinlerini ve kültürlerini bozmamız lazım. Daha sonra hedeflediklerimize ulaşabilmemiz için bunları yapmamız lazım”

Bu kadar hassas bir bölgede Türkler de bunu aynen uyguluyorlar. Temel hedeflerinden birtanesi dillerinden uzaklaştırmaktır. Kendi dilleriyle iletişim kuramasınlar. Türkçeyi içlerine geçirelim ve yavaş yavaş Türkleştirelim.

Nedeni çok net ve tertemiz. Zaten Türkiye Trakyası bayrağıda var. Aynı zamanda Bulgaristan’ın bölgeleri de dahil. Bu bölgeyi oluşturmak istiyorlar ve daha sonra birleştirmek için bu çalışmalar yapılıyor.

 

“Pomak köyleri demekten aciz bunlar.”

 

Şimdi bazılarınız, Yunan devleti bu gelişmeler karşısında ne yapıyor? Diyebilir.

Yunan devletinin Lozan Andlaşması’ndan hukuksal hakkı ve mecburiyeti var mı, yok mu? Pomaklara anadilini öğretme hakkı var mı yok mu? BM kararları gereği bir bölgede ikamet eden insanların dillerini korumaya hakkı var mı yok mu?

Korkarım, taviz veriyor.

Sadece taviz vermekle yetinmiyor, yapılan anlaşmalar ve ikili sözleşmeleri ihmal ediyor, sahip çıkmıyor.

 

Bir dönem Valiye gittim ve neden be çocuğum yaşam şartlarının düzelmesi için sende birazıcık birşeyler yapmıyorsun, köprü yol yapmıyorsun dedim.

Nereye? Dedi, Pomak köylerine dedim. Hangi Pomak köyleri? Dağlık bölgeye mi? dedi. Pomak köylerine dedim. Pomak köyleri tabii ki dağlık bölgededir dedim. Malesef Pomak köylerine dağlık bölge diyorlar. Pomak köyleri demekten aciz bunlar.

 

Bundan yaklaşık 5 yıl önce Dimokritio Üniversitesine bir teklifte bulundum ve dedim ki, Pomak dili ve kültürü kürsüsü bölümü açınız ve 10 yıllığına finanse edeyim. Bana bir yıl cevap vermediler ve bir yıl sonra bana bir cevap geldi. Cevapta ne yazıyordu biliyormusunuz? Bir sonraki şura toplantısında konunun gündeme alınacağını ve kararı açıklayacaklarını söylediler. Ancak bugüne kadar cevap almış değilim.

 

Biz bunlarla zaman kaybederken birileri diğer taraf muhakkak bizim zaaflarımızı değerlendiriyor. Sürekli geri çekilmekten doğan boşluğu doğal olarak birileri dolduruyor.

 

“Bölgede yaşananlar Kültür Soykırımına kadar vardı.”

 

Yakın zamanda yine Atina’daki ziyaretlerimde bu konuyu gündeme getirdim ve bana bu bölümü Peloponisos Üniversitesi’nde (Mora’da) açalım” dediler. Ben de kendilerine neden Peloponisos’ta olsun ki, Girit’e gidelim cevabını verdim.

 

Malesef bu olanlarda bölgenin siyasilerinde dev bir sorumluluk var.

Şu an bu bölgede yaşananlar Kültür Soykırımına kadar vardı.

 

Son olarak Sminthi kütüphanesinin ekonomik nedenlerden dolayı kapatılacağı haberini aldım. Sanki milyonları harcıyorlar.

Diğer yandan milyarlarca rakamları boş yere harcıyorlar, çalıyorlar onları gören yok. Vatanımızın Silahlı Kuvvetlerinden çalıyorlar, bu onlara dokunmamış ama Sminthi kütüphanesi onlara dokunmuş.

Paralar, Türkiye’nin paraları o kütüphaneyi kapatıyor. Paralar, paralar.

Son olarak bir yazı yazdım bayan’a tırnak içinde Eğitim Bakanına ve dedim ki, gerçekten ekonomik nedenlerden dolayı kapatacaksanız ben 10 yıllığına bu kütüphanenin mastaflarınının tamamını üstleniyorum. Malesef bu bayanda cevap vermedi.

Neden? Çünkü bunların hepsi Türkiye ile kabul edilemez bir ulusal taviz verme, karşılıklı anlaşmanın ürünüdür. Acı gerçek malesef budur.

 

“Türkler amaçlarına emellerine ulaştıktan sonra sizi boğup bir kenara atacaklar.”

 

Ben son olarak şunu belirtmek istiyorum.

Yunan devleti bu konularla hem fikir değildir ve bu kabul edilemez uygulamalara karşı savaşacaktır.

Pomaklara çağrıda bulunuyorum. Bu akşam burada aramızda Pomak Derneği Başkanı Emine Burucu bulunuyor.

Ben kendilerine şu tavsiyede bulunuyorum. Bu uğraşı, mücadeleyi yalnız başlarına devam ettirmelidirler. Yalnız başlarına değil, ta kendileri, ta kendileri vermelidirler.

 

Doksanlı yıllarda öğretmenlere ne söylediği hatırlarım. Ben size yardım edecem, ama ben Pomak değilim, mücadele sizin kendinizin, çocuklarınız sizin çocuklarınız, siz koruyacaksınız onları, onları Turkakia yapmamaları ve Ellinopoula Pomakakia kalmaları için siz mücadele vereceksiniz. Bu sizin sorununuz. Ben Yunanlıyım. Onun için Emine bu söylediklerimi aktarsın ve herkes bu mesajı iyi algılasın. Ben onlarla birlikte uzun yıllar yaşadım ve kendilerini tanıyorum. Onları kardeşlerim ve arkadaşlarım olarak görüyorum.

Ben çok şeyleri biliyorum. Bu kadar zor bir zamanda dağıtılan paralarıda biliyorum. Paraların büyük değeri var. Paralarla da çok kişi susturuluyor. Tehlike çok büyük.

Yunan devleti sizi yalnız bıraktı yardım etmiyor. Biz yanınızdayız. Türklerin sizleri boğmalarına müsade etmeyin. Türkler amaçlarına emellerine ulaştıktan sonra sizi boğup bir kenara atacaklar.

Ey insanlar uyanın.

Teşekkürler.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here