Ana sayfa Arşiv “DEFOLCULAR” YıNE ış BAşINDA

“DEFOLCULAR” YıNE ış BAşINDA

15
0

T.C.Gümülcine Başkonsolosluğu’nu hedef alan “Konsolosluk Kapansın, Girişim Heyeti, eylemlerini Rodop ili dışına taşıdı. 14 Kasım Cumartesi günü ıskeçe’de Orfeas otelinde basın açıklaması düzenleyen hareketin öncüleri, tek tek söz aldılar ve Konsolosluğun kapatılması için ıskeçe’li vatandaşları bu harekete davet ettiler. Basın açıklamasının birinci konuşmacısı her zaman olduğu gibi Antifonitis gazetesi sahibi Kostas Karaiskos oldu. Karaiskos konuşmasında her zaman söylediği gibi Konsolosluğun buradaki görevinin dışında hareket ederek Müslümanlarla Hristiyanlar arasında huzurlu ortamın bozulmasına yönelik çalışmalar yaptığını iddia etti. Karaiskos sözlerine şöyle devam etti: “Bu hareketimiz Komotini (Gümülcine) Konsolosluğu’nun varlığı ve faliyetlerini kapsamaktadır. Görüyoruz ki bu konu sık aralıklarla herkes tarafından ve de bazı siyasiler tarafından dile getiriliyor ancak bir türlü konuşulmuyor. Böylece bir dizi soru işaretlerini ortaya koyduk ve bunlar Türk Konsolosluğu’nu ilgilendiriyor. Her şeyden önce, 1923 yılında Lozan Barış Anlaşması’nın hemen akabinde kurulmuş olan bir Konsolosluk. Yani o dönemde gayriresmi olarak bir diplomat buraya geldi ve yerleşti. Ancak 1930 yılında da Venizelos ve Kemal anlaşmasıyla da Konsolosluk resmileşti. O yıllardan bu güne kadar neredeyse bir asır geçti üzerinden ve meseleler dramatik olarak değişti. Bugün bu Konsolosluk gerekli mi Gümülcine’de? Biz vatandaşlar olarak, bu hareketin öncüleri olarak bu Konsolosluğun bölgemize toplumsal açıdan ve ekonomik açıdan bir faydası varmıdır? şimdiye kadar malesef gerektiği şekilde bölgemizin siyasileri bu konuda gereken önlemi almadılar. Sadece ıskeçe’den sayın Sguridis bu konuda bazı insiyatifler aldı ve konulara gerektiği şekilde eğildi. Gümülcine’de de sayın Stilyanidis tarafından da buna benzer şeyler söylendi. Sürekli olarak iki toplum arasında problemlerden bahsediyoruz. Bu problemlerin kaynağı nedir? Azınlık tarafından mevcut birlikteliği beğenmeyen bazı fanatikler var mı? Var. Tabii ki bizim tarafımızda da vardır belki. Sorun şu, acaba bu olanlar bireysel olarak bazı azınlık fertleri tarafından mı oluyor? Bu meseleleri ıskeçe’li arkadaşlarımızda buradan görebilirler. Bizim istediğimiz şey, demokratik bir ortamda bütün bunların tartışılması ve konuşulmasını istiyoruz. Bütün görüşler değerlendirilsin. Eğer ulusal çıkarlarımız gereği Konsolosluğun burada bulunması gerekiyorsa bu fikirleri duymak istiyoruz. Eğer ulusal çıkarlarımız açısından buna gerek yoksa ozaman bu Konsolosluk bu harcamalarıyla ve bünyesinde bulundurduğu personeliyle burada neye hizmet ediyor.” Nektarios Dapergolas: “ısmim Nektarios Dapergolas Girişim Heyeti üyesi ve internetteki www.proxeneio-stop.gr sayfasının kullanıcısıyım. Bu hareketimiz yaklaşık iki ay önce başladı ve bu doğrultuda bazı adımlar atıldı. Bu adımlar çerçevesinde özellikle Rodop ilinde bazı konuşmalar yaptık, broşürler dağıttık ve canlı bir şekilde Gümülcine şehir meydanında iki gün süreyle orada bulunduk. şu an gelecekte atacağımız adımları programlıyoruz. Bu konuyu uzun zaman gündemde tutmak istiyoruz. Hedefimiz uzun vadede kamuoyunun ve siyasilerin bu konuya eğilmesini ve önlem almalarını sağlamak istiyoruz. Türkiye ile Yunanistan arasında başka konulara dikkat çekerken örneğin Ruhban Okulu meselesi v.s. ki bazen bu konular önem arzetmektedir, ancak bu ciddi konuda Gümülcine Konsolosluğu konusunda suskunluğun devam etmesi ve Ankara’nın bölgede ve Balkanlar’da sürdürdüğü yayılımcılığının gözardı edilmesi ciddi bir sorun olduğuna inanıyorum. Bir başka konu da, bir unsur olarak Yunan hakimiyetini Trakya’da doğrudan tehtid ettiğinden dolayı ve her gün sürekli bir biçimde Müslümanlarla Hristiyanlar arasında var olan düzenli birlikteliği sabote etmektedir.” Nikolaos Kokas Eğitimci: “Bugün burada bulunuşumuzun iki hedefi var. Birincisi Türk Konsolosluğun Trakya’da bulunmasından duyduğumuz rahatsızlığı dile getimek, öte yandan da resmi olarak Yunan devleti yetkililerinden, son yıllarda Trakya’da Konsolosluğun hukuka aykırı olarak yapmakta olduğu girişimler konusunda önlem almasını istemekteyiz. Trakya öteden beri Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında barışçıl bir birlikteliğin örneğiydi. Bu uluslararası bir seviyede de kayıt altına alınmıştır. Son yıllarda bu birlikteliğin temeline dinamit konulmak istenmektedir. Bu tedirginliğimizi birçok alanlarda gösterebiliriz. Son zamanlarda camiler içerisinde gavurlara yönelik bazı gelişmelerin olduğunu biliyoruz. Gavurlar diyorum çünkü bazı çevreler bizi öyle adlandırıyorlar insanları fanatize etmek için. Bu gelişmelerle de birileri emellerine ulaşmak istiyor. Türkiye Konsolosluğu tarafından organize edilen bölgede bazı kültürel etkinlikleri izlemek üzere son zamanda Türkiye’den gelen siyasiler boy göstermeye başladı. Elektronik alanda ise her gün bir site kuruluyor ve Kemalizim propangandası yapılıyor. Son yıllarda Batı Trakya’lı Müslümanlar tarafından Kurultaylar düzenleniyor ve bu Kurultaylarda ırkçı talepler giderek çoğalıyor. Neticede bu toplantılarda alınan karaların bir bakıma her geçen gün birer birer gerçekleştiğini görüyoruz. Eğitim konusunda giderek anlaşmaların dışına çıkıldığını görüyoruz. Okullarda bu gün sadece Yunanca ve Türkçe dersler okutulmaktadır. Oysa Lozan Anlaşması Müslümanların kendi anadillerinde eğitim almalarını öngörüyor. Ancak Müslümanların içinde Türk olmayan Müslüman Pomaklar ve Rom’lar bulunmaktadır. Burada Pomaklar ve Rom’lar unutulmuş ve sadece bugün kendilerine Türkçe dersler verilmektedir. Pomaklar ve Rom’lar anadillerinden mahrum bırakılarak zaman içerisinde Türkleştirmek istenmektedirler. Dolayısıyla da Lozan Anlaşması’na göre bu azınlık miili azınlık değil, din azınlığı olarak belirtilmektedir. Uzun yıllar iskeçe bölgesinde bir eğitimci olarak Pomak köylerinde, ovada görev yaptım. Öğrencilerin bu karmaşık üç dil, Pomakça, Rom’ca ve Türkçe dilleri arasında bocalayarak psikolojik olarak dışlandıklarını zannederek başarısız olduklarını gördüm. Onun için eğitimin Trakya’da bir düzene girmesindeki hassasiyet kaçınılmaz bir durumdur. Herkesin Kültürel kimliğine saygı duyulmalıdır. Pomakların, Rom’ların ve Türk dilini konuşanların herkese gereken haklar verilmelidir. Pomaklar ve Rom’lar yok sayılamaz.” Vangelis Doropulos Eğitimci: “Sırasıyla ben de söz aldım ve bir eğitimci olarak müslüman çocuklarının eğitimiyle yakından ilgilendiğimi belirtmek isterim. Eğitimde gerçekleri gördüğüm için çocuklar kendi dilleri olmayan Türkçe verilen derslerin içinde sıkışıyorlar ve dolayısıyla da anladıkları ve aile içinde konuştukları anadilleri Pomakça’da eğitim alamıyorlar. Netice olarak yarınlarda yüksek öğrenim almlarında da başarısızlıklar meydana çıkıyor. Çünkü azınlık okullarında sadece Yunanca ve Türkçe’de eğitim veriliyor. Bu durumun değişmesi lazım, ancak bazı çevreler bunun devam etmesinden yana çünkü çıkarları o yöndedir. Bu hareket sayesinde bölgede bazı şeyleri değiştirmek yolunda çalışmalar yapılıyor. Bunların başında da Konsolosluk geliyor.” Tahir Konte Pomak Derneği Başkanı: “Bu oluşumun içinde bulunmamım başlıca sebeplerinden biri de Konsolosluğun görevi dışında hareket etmesidir. Bazı köylerde kendine yakın çevrelere bir iki kişiye ödediği paralarla bölgede huzurun bozulmasına hizmet ediyor. Ben Müslümanım ama Türk değilim, ben Pomak’ım ve Hristiyan komşularımla, arkadaşlarımla hiç bir zaman bir sorunum olmadı. Birlik ve beraberlik içerisinde saygı çerçevesi içerisinde yaşıyorum. Burada Trakya’da Türk yoktur, sadece Müslümanlar vardır. Türk olmadığına göre Konsolosluğun burada ne işi var? Bunu anlamış değilim. Onun için ben de bu oluşumun içerisinde bulunuyorum. Buradan da ıskeçe’deki vatandaşlara sesleniyorum ve gelin hep birlikte bu mücadeleye destek verelim.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here