Ana sayfa Arşiv ÇOCUKLARINIZI AZINLIK OKULLARINDAN ALIP YUNAN OKULLARINA GÖTÜRMEYıN

ÇOCUKLARINIZI AZINLIK OKULLARINDAN ALIP YUNAN OKULLARINA GÖTÜRMEYıN

11
0

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı kronikleşmiş sorunlarına çareler aramak üzere kendi içerisinde her geçen gün örgütleşmeye devam ediyor. ışte böyle bir örgütleşmeye hizmet edecek yeni bir Birlik daha kuruldu. Azınlık Okulları Encümenler Birliği’nin kurulmasından sonra tanıtımı Gümülcine’de bir otelde yapıldı. Tanıtım kokteyline başta T.C. Gümülcine Başkonsolosu Mustafa Sarnıç olmak üzere, Muavin Konsolos Özkan Duman ve eşi, Müftü ıbrahim şerif, eski milletvekili ılhan Ahmet, Vali Yardımcıları, dernek başkanları, Belediye ve Nahiye başkanları, öğretmenler ve çok sayıda encümen katıldı. Bu toplantı gerçekten tarihi bir toplantı olarak kayıtlara geçecek çünkü ilk kez bukadar encümen bir araya gelerek azınlık eğitimine sahip çıkmakta kararlı olduklarını gösterdiler. Bu da gerekliydi zaten. Türk Azınlığın var olan sorunları arasında tabii ki eğitim sorunu bana göre en başta gelen sorunlardan birtanesi olarak karşımızda duruyor. Çünkü unutulmasın ki herşeyin temeli eğitimdir. Eğitimi nükseden bir toplum hiç bir alanda kalkınmayı gerçekleştiremez. Dolayısıyla Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ilk önce eğitimine önem vermesi gerekmektedir. Bu eğitim sorunu bizim üzerimizde var oldukça diğer kalkınma alanlarıyla birlikte hiç bir paralel gidiş olmayacaktır. Eğitimi bozuk olan bir toplumun ekonomisi de bozuk olur. Ekonominin lokomotifi eğitimdir. Eğitim sürükler lokomotifin diğer vagonlarını, lokomotif arızalı olduğu zaman vagonların oluşturduğu tren bir sonraki istasyona varamaz. Varsa da ite kaka gider buda sağlıklı bir yolculuk yapılamadığının bir göstergesidir. ışte bana göre azınlığın kalkınması için ilk önce eğitim şart, kim ne derse desin. Hazır eğitim demişken, azınlığın eğitim konusunda omuriliğini oluşturan kemik parçalarının içinde okullarımızın gözü kulağı, eğitimimizin ayrılmaz bir parçası olan encümenlerimizi de bir kenara bırakmamak lazım. Encümenler bu azınlık okullarımızın bizlerden aldıkları vekalet gereği bir bakıma işletmenin patronları konumundadırlar. Okulun öğretmeninden tutun da araç gereçlerine kadar onlar sorumludur. Çalışan öğretmeni işveren bir kurum olarak görevde tutar, çalışmayan öğretmeni görevinden uzaklaştırma yetkisine sahiptir. Bu öyle kafadan atmasyon bir göstermelik görev değil, ama gelin görün biz bu görevinde elimizden alınmasına sessiz kalmışız diğer konularda olduğu gibi. Biz bir ömür boyu hep işin kolayına kaçarak başkalarından medet ummuş, sorunlarımızın çözümlenmesi için bize karşı tavır takınan ve yok etmek isteyen mekanizmalardan yardım beklemişiz. Bu yanlışı yaptık, hemde yıllarca yaptık. Yani benim bir meşhur sözüm vardır, “yüzdük yüzdük su parçası bitti, karaya vurduk” evet aynen her konumuzda bu yöntemi uyguluyoruz. Sözde günümüzün bir modasının ardına takılarak peşi sıra gidiyoruz. Gidiyoruz ama nereye toslayacağımızı bilmiyoruz ki, sadece komşum yaptı diye ben de aynı yöntemi kullanarak aynı şeyi yapıyorum. Bunu hem eğitim alanında hemde kalkınma iş kurma sahasında da harfiyen uyguluyoruz. Örnek olarak vermem gerekirse bir köylüm köyün girişine bir benzin istasyonu açıyor. Tarlalarımız sınır olduğundan dolayı hemen yanıbaşına ve ters itikamete ben de bir benzin istasyonu açıyorum. Neticede o açtı ben neden açmayayım? Benim neyim eksik? O açtı bak zengin olacak, zengin olunca para kazanacak, para kazanınca iki katlı ev yapacak, iki katlı evden sonra bir Mecedes veya BMW araba alacak düşüncesiyle inadımıza, kıskançlığımıza, gururumuza yenilerek ikimizin sonunu da kendimiz hazırlıyoruz. Bu azınlıkta özellikle köylerde bu olaylar halen günümüzde yaşanıyor. Hiç kimse bir yatırım yapmazdan önce bölgedeki imkanları, gelişmekte olan sektörün varlığından yokluğundan haberi yok. Kuru kuruya aç gitsin meselesi bütün mesele. Ailelerin eğitim konusundaki düşünceleri de bundan pek farklı değil. Karşı komşum akademi öğretmenlerini beğenmiyor ve çocuğunu Türk okulundan azınlık okulundan alıp Yunan okuluna veriyor. Bunu ana akulundan başlatanların sayısı hiçte küçümsenecek bir seviyede değil, aslına bizleri düşündürmesi ve hareketlendirmesi lazım. Ben komşumu görüyorum veya akşamları dışarıya çıktığımda veya etkinliklerde karşılaştığım zaman bana çocuğunu akademililerin elinden kurtardığını söylüyor işlediği faciadan haberi yok, üstüne üstlük beni de düştüğü facianın içine çekmek istiyor. ışte bu ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yaydığımız dedikodular neticesinde azınlığımızı Yunanlı değil biz kendi elimizle bitirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yunan anaokuluna giden masum yavrunun kendi tercihi olmamasına rağmen anne baba öyle istediği için oraya giderek, “hristuli, panagiça, şeuli, papuli” kelimelerini alıp küçücük tertemiz beynine yapıştırıyor. Sohbetlerde bunu kendi aramızda tartıştığımız arkadaşlarımız var. Bu yönü seçen ebeveynlerin savunduğu tek şey, “biz dikkar ediyoruz, birşey olmaz, bak eve geliyor ve evde Türkçe konuşuyoruz” demeyle felaketin içinden kurtulduklarını sanıyorlar. Bir defa bu ebeveynler şunu iyi bilmelidirler. Her anne baba gerçek anlamda birer eğitimci değildir ve olamaz. Eğitim apayrı bir olay, ev içi terbiye hayat eğitimi ayrı bir olaydır. Biz bunları da birbirine karıştırmış vaziyetteyiz. Ben de eğitimci değilim, eğitimin uygulamalı ayrıcalıklarından haberim yok. Ben sadece kendi fikirlerimin tartışmasını yapıyorum. Yazımın bu yukarıdaki bölümünde çiçeği burnunda olan ve taptaze kurulan birliğin öneminden kısaca bahsetmek istedim. Aşağıda okuyacaklarınız ise Azınlık Okulları Encümenler Birliği’nin kurulması nedeniyle düzenlenen kokteylde bazı konuşmacıların yapmış olduğu konuşmalardan alıntılar yaptım. Çünkü okadar çok kişi konuştu ki yazsak sayfalarımızı o konuşmalarla dolduracağız. Onun için bazı önemli konuşmacıların söylediklerinden önemli bölümlerini sizlere yansıtmaya çalıştık. Bu kurulan yeni birliğimizin de Batı Trakya Türk Azınlığına hayırlı olmasını diliyoruz ve gerçek anlamda Encümenlerin birleşerek eğitimdeki sorunlarımıza çareler aradıklarını gerçek anlamda görmek istiyoruz. Dernek kurma yarışına girdiğimiz bu son zamanlarda adı ne olursa olsun, nasıl olursa olsun tarzından da derneklerin kurulmasına göz yummayalım. Herşeyde hakkımız olduğu gibi dernek kurma konusunda da hakkımız vardır. Ama bunu azınlığımızın değerlerinden feda ederek, tavizler vererek yapmayalım faturası yarın öbürgün ağır olur. Artık seçelim, mücadelemizi nasıl olursa olsun mu yapalım? Veya herkes istediği telden mi çalsın? Lütfen buna dikkat edelim beyler. Evet, aşağıdaki konuşmalar benim çok hoşuma gitti. Umarım sizlerin de hoşuna gidecektir. ıbrahim Halil Hasan geçici Başkan “Bundan sonra artık Encümenler Birliği’nin hedeflerinden biri de birbiriyle ilişkisi ve işbirliği olmayan encümenleri biraraya getirmek ve ortak sorunlar üzerinde fikir yürütmek çözümler aramak yöntemini gerçekleştirmektir. Bilindiği gibi geçmişte her eğitim birimimiz, yani azınlık okulumuz sorunları Kişisel olarak çözümlemeye çalışırdı. Belki pek çok okulumuzda aynı sorunlar bulunduğu halde encümenlerin biraraya gelememesinden dolayı, birbirini tanımamasından dolayı okullarımızda var olan sorunlar çözümsüzlüğe mahkum olmuştu. Ancak bugün kurulmuş olan ve geçici Yönetim Kurulu üyelerin oluşturduğu Azınlık Okulları Encümenler Birliği sayesinde artık encümenlerimiz biraraya gelerek sorunların çözülmesi aşamasında birlikte çalışma imkanına sahip olacaklardır.” Mehmet Derdiman SÖPA Derneği Başkanı “Kurumlaşmak, birlik ve beraberlik içinde olmak kadar güzel birşey yoktur. Birlikten güç doğar. Azınlık eğitimindeki problemlerin üstesinden gelebilmek için işbirliği içerisinde olmamız gerekmektedir. Payımıza düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirmeliyiz. Bu anlayış içerisinde hareket edersek birçok sorunun üstesinden gelebiliriz. Değerli katılımcılar, sizler bizler hepimiz azınlık eğitiminin birer parçasıyız. Sizin çocuklarınız bizim çocuklarımızdır. Bizler hepimiz işbirliği içerisinde olmamız gerekmektedir. Bu vesileyle sizlere birazıcık olsun dilin öneminden bahsetmek istiyorum. Nedenini sorarsanız, son döneme kulağıma gelen bazı duyumlar, bazı veliler çocuklarını azınlık okullarından alarak çoğunluk okullarına gönderiyorlar. Bu büyük bir yanlıştır. Defalarca bunun yapılan bir yanlış olduğunu söyledik. Küçük beyinler Türkçeden koparılmamalıdır. Çocuk Türkçesiz bırakılmamalı.” ıbrahim şerif Gümülcine Seçilmiş Müftüsü “Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Benden önceki konuşmacı arkadaşlar, öğretmenler birlikleri başkanları birer konuşma yaptılar. Ben burada müftü olarak değilde bir manada bu eğitimin aksaklıklarına herkesin inandığı gibi inanan bu münasebetle de Rodop Vilayeti’ndeki hatta Dedeağaç Vilayeti’ndeki 150 kadar din adamıyla biraraya gelerek bu eğitim faciasına nasıl yardımcı oluruz düşüncesiyle toplantılar yaptık ve şu anda SÖPA Derneği başkanımızın verdiği bilgiler doğrultusunda 95 Kur’an Kursumuzda 2.500 civarında öğrenci okutuyoruz. Çünkü azınlık okullarında olan bütün öğrencilerin sayısı 2.700 civarında olduğu söyleniyor. Burada hep aynı şeyi söylüyoruz demek ki hepimiz hemfikiriz. Anadillerini bilmeyenlerin ikinci bir dil öğrenmesi gerçekten zor. Bunu biz söylemiyoruz, bunu dünyanın her yerinde araştırmalar yapan ve uzman olan dilbilimcileri söylüyor. Fakat bizlerin tokmağı elimize aldığımız zaman denk vurmamız lazım. Ne yazık ki, SÖPA Derneği başkanının kibarca bazı duyumlar aldım, basında yazdım dediği ve çocuklarını azınlık okullarından alarak çoğunluk okullarına verenler var dedi. Bakınız burada encümenlerde var onlarda duysun, ne yazık ki bunu daha çok okumuş geçinenler yapıyor. Yani yüksek tahsil yapıpta Batı Trakya’ya gelenler azınlığa iyi örnek olacakları yerde kötü örnek oluyorlar. şimdi bizim okumuşlarımız malesef son zamanlarda kitap okumuyoruz. Günlük yaşantımızda Türkçeyi bir kelimeyle konuşuyoruz. Çocuklarımızı Yunan dilinde eğitim almaya göndererek eğitimli olacaklarını, kültürlü olacaklarını zannediyoruz. Yanılıyoruz arkadaşlar. Hepsi bunlar daha başlangıçta kaybedilmiş insanlardır. Hem milli açıdan hemde dinii açıdan kaybedilmişlerdir. Milli kültürümüzden ve dinii kültürümüzden hiç bir zaman haberleri olmayacak. Onun için bizim en büyük problemlerimizden birtanesi de aydın geçinen arkadaşlarımız, yanlış yapan arkadaşlarımız bir defa düşünmeleri lazım. Ben Gümülcine Seçilmi müftüsü olarak şunu söylüyorum. Bütün derneklerimize bugüne kadar verdiğimiz desteği bu yeni kurulan taze körpe yeni derneğe de her türlü desteği vereceğimize sizin huzurunuzda söz veriyorum.” Mustafa Sarnıç T.C.Gümülcine Başkonsolosu “Değerli konuklar bende mesai arkadaşlarım adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Böylesi önemli bir etkinliğe bizleri davet etme nezaketini gösteren Encümenler Birliği’nin geçici başkanı sayın ıbrahim Halil Hasan’a ve diğer geçici yöneticilere şükranlarımı sunuyorum. Burada Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu üyelerinden bazılarını görmek kıvanç vericidir. Ben burada bulunmayan diğer Danışma Kurulu üyelerine içtenlikle başka bir meşguliyetleri olduğu için burada bulunamadıklarına inanıyorum, inanmak istiyorum. Çünkü çok önemli bir toplantıya şahitlik ediyoruz. Bu anlamda da kendimi çok şanslı hissediyorum. Bakın bunun bir öneminin göstergesi, ben yardımcımı övmek istemem siz biliyorsunuz Özkan bey benim iki yardımcımdan birtanesidir. Aslında izinliydi ve üstelik eşiyle birlikte gelmiş bu akşam izinli olmasına rağmen. Hakikaten böyle bir ekiple çalışmaktan gurur duyuyorum. Başkonsolos olarak benim için büyük bir şans. Evet değerli konuklar, Türkiye ve Yunanistan arasında konteyjan öğretmenlerinin atanması konusunda zaten yeni bir işbirliği vardı. şimdi önümüzdeki dönemde bu tür kurumsallaşmanın doğuracağı olumlu sonuçlarla bu seviyenin çok daha ileriye gideceğine inanıyorum. Bu itibarla Encümenler Birliği’nin kurulmuş olmasını son drece zamanlıca ve yerinde atılmış bir adım olarak görüyorum. Bundan sonra oluşacak olan Yönetim Kuruluna başarılar diliyorum.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here