Ana sayfa Salla Gitsin ÇıFT DıLLı DEğıL, TEK DıLLı ANAOKULU ıSTıYORUM!

ÇıFT DıLLı DEğıL, TEK DıLLı ANAOKULU ıSTıYORUM!

26
0

Değerli okurlar, son dönemlere Batı Trakya Türk Azınlığı içerisinde nasıl bir modadır, neye, kime hizmet eder olduğu anlaşılmaz ve bilinmez çift dilli anaokulu istiyorum modası aldı başını gidiyor. Aynen “Afrika Papağanları” gibi “çift dilli anaokulu istiyorum, çift dilli anaokulu istiyorum, çift dilli anaokulu istiyorum” diye tuturduk gidiyoruz. ıyi ki bütün konuşmacılar birşeyi öğrenmişler, ezberlemişler ve etkinliklerde yaptıkları konuşmalarında habire aynı nakaratı söylemeye devam ediyorlar. Bunun büyük bir yanlış, hatta felaket olduğunu söylemek istiyorum. Evet, azınlık çift dilli anaokulu istemekle uzun vadeli kendi sonunu hazırlamaya devam ediyor. Gelin beyler, bu sevdadan vazgeçiniz. Yol yakınken şöyle bir başınızı kaldırın ve etrafınıza bakın. Yunanlı aileler, Almanya’da, Amerika’da nerede olurlarsa olsunlar anaokullarını sadece ve sadece kendi dillerinde olmasını tercih ediyorlar. Bunu sadece bir örnek olsun diye verdim. Bizim burada anlaşmalarla kaldığımıza göre kendi haklarımız var. Gelin bu haklarımızın müdafasını hep birlikte yapalım. Hak aramak gericilik değil. Hak aramak çocuklarımızı Yunanlıların okullarına göndermek değil. Hakkımız olanı savunmak ve almasını başarmak demek. Bir başka moda da azınlık içerisinde, azınlık okullarında eğitim yok gelin çocuklarınızı Yunan okuluna gönderin modası aldı başını gidiyor. Bu ise işin en felaket kısmını hazırlıyor. Anne babalar bana göre en kolayını seçiyor. Mücadele etmek yerine sorunun çözümünü çocuğunu Türk ılkokulundan alıp Yunan ilkokuluna gönderiyor. Eğitimin dili olmaz diyorlar. Doğrudur, eğitim eğitimdir. Ancak unutmayalım, Yunanlı ailelerin çocukları ıtalya’da Eczacılık, ıngilterede Tıp, Bulgaristan’da Ziraat Mühendisliği, Almanya’da Hukuk, Amerika’da Uzay Bilimleri eğitimi alıyorlar. Ama be kardeşim, orası üniversite eğitimi, tabii ki gidip alsın, benim çocuklarımda Amerika’da okuyabilir mi? Keşke o imkanım olsa ada okutsam. Ancak bu aileler çocuklarını ilk önce kendi öz vatanlarında kendi dilleriyle yetiştirerek temeli sağlam attıktan sonra yüksek eğitim almaları için dış ülkeleri tercih ediyorlar. Bu modele sözüm tabii ki olamaz. Ancak anaokuldan başlamak üzere yabancı bir dille çocuğun beynini yıkamak ban agöre doğru değil. Çocuğun milli bilinci geleceği açısından çok önemlidir. Bunu sizlerde biliyorsunuz. Herkez birer dünya vatandaşı, ama herkesin bir milli kökeni ve temeli var. Herkes kendinin bir yere ait olduğunu biliyor ve içinde onu yaşatıyor. ışte anaokulun tek dilli ve sadece Türkçe olması da bu aşamada ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. Siz anne babalara ders vermek gibi bir düşüncem yok ve olamaz. Herkes kendi çocuğunun geleceğinden ve eğitiminden sorumludur. Ancak daha henüz kendi kararını verecek durumda ve olgunlukta olamayan bir çocuğu ait olan kimliğinden, kültüründen alıp başka yabancı bir toplumun kültürüne yönlendirmek ve özellikle bunu ona sormadan yapmak doğru olmasa gerek. Yarın öbürgün bu çocuk büyüdüğünde bu tür anne babalara bunun hesabını sorarsa çok merak ediyorum nasıl bir cevap alacak. Çocuk şunu derse, “ya anne baba, beni neden küçük yaştan itibaren Yunan okuluna gönderdiniz? “oğlum, azınlık eğitimi kötüydü de onun için seni Yunanlıların kucağına emanet ettik, attık” mı diyeceksiniz? Gelin vaz geçin bu sevdadan. Çocuklarınız anaokulundan itibaren Prof olmayacaklar. Görüyoruz Yunan okuluna gidenleri de ne durumda olduklarını. Anadili deyince insanın aklına ne geliyor? Tabii ki annesinin konuştuğu dil, bizim anamızın konuştuğu dil Türkçe, dolayısıyla da ben bu cahil kafamla bunu anlıyorum. Benim anadilim tektir ve sadece Türkçedir. Onun için benim anaokulumun tek dilli ve sadece Türkçe olması gerekmektedir. Azınlık olarak biz galiba yine bu işide yüzümüze gözümüze bulaştırmaya devam ediyoruz. Çift dilli diyorlar, kardeşim, çocuk neden iki tane dil arasında sıkışsın dursun ilk adımlarından itibaren? Bunu iyi düşündünüz mü? Anaokulda çocuk sadece kendi dili üzerinden eğitilmelidir. ılkokulda zaten çift dilde eğitim veriliyor. Nasıl bir eğitimse bunu da anlamak mümkün değil ama her neyse çift dilli eğitim bana benim azınlık okulumda lazım. Çocuk ilkokuldan itibaren Türkçe ve Yunanca dersler görerek kendini bu ülkenin koşullarına hazırlıyor. Burada önce milletvekillerine sesleniyorum, azınlığın temel hakkı olan eğitim konusunda tutarlı ve mertçe çalışın. Parti sempatizanlığı yaparak değil, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarını gerektiği gibi savunma gücünü gösterin. Bu azınlık sizi onun için seçip Atina’ya gönderiyor. Azınlığın çift dilli anaokuluna ihtiyacı yok. Azınlığın tek dilli, sadece ve sadece Türkçe anaokuluna ihtiyacı vardır. Herkes üzerine düşeni harfiyen yerine getirmelidir. Hatta ve hatta Batı Trakya’da eğitimin kalesi, merkezi olduğunu iddia eden Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Yönetim Kurulu bir an önce devreye girmeli ve özellikle çift dilli anaokulu konusunda görüşlerini ortaya sunmalı, gerçek ve doğru olanın yapılması için çalışmalar yapmalıdır. Bu azınlık her zaman şunu yaptı, az gitti, yanlış gitti, dere tepe düz gitti, duvara tosladı, sil baştan yeniden geri döndü. Her alanda her zaman hep bunu yapmadık mı? YANIKKÖY VAKIF ARAZıSı SELANıK’TE BıLıRKışı HEYETıNDE KONUşULACAK Sözkonusu arazinin kimin olduğuna bu heyet karar verecekmiş. Yani bu ülkenin resmi evrakları geçerli değil mi? Elimizdeki senet sepetler geçersiz mi? Kararları, özellikle de azınlık mallarının kime ait olduğunu hep böyle bilirkişi komisyonları mı verir? Evet, bir bilirkişi de burada var. Zaman zaman gazetelere çıkar ve azınlığın mallarını devletin olduğunu iddia eden biri var ki zaman zaman sahne alıyor. Bu meselede de yine sahne aldı ve Yanıkköy’deki arazinin devlet malı olduğunu iddia ediyor. Elinde belgelerin olduğunu da iddia ediyor. Peki, biz ne yapmayı düşünüyoruz? Atina Ürkek Davranıyor Aylardan beri Petalotis ismi öyle veya böyle gündemden düşmüyor. Kah kabineden uzaklaştırılıyor, kah Doğu Makedonya Trakya Bölge Genel Sekreteri adayı oluyor. Atina’da kulislerde son döneme gerçek anlamda Petalotis ismi konusunda bir hareketlilik mi desek, Pasok Partisi’nin içinde güçlü kanadın Petalotis isminden rahatsızlık duyduğu ve şimdiki görevine son verilmek istenmesi söylentileri tam gaz devam ediyor. Ama tabii ki bir yandan da derin hesaplar da yapılmıyor değil. Papandreu hükümette yeni kabine revizyonuna gideceği kesinlik kazandı. Bu yenilik kapsamında Petalotis’in şimdiki görevinden alınmasının gittikçe netlik kazanıyor. Ancak esas sorun Rıdvan Kocamümin milletvekili olmasın. Bütün planları işter bu alt üst ediyor. Petalotis Bölge genel Sekreterliğine aday olusa istifa etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla da Rıdvan Kocamümin oromatik olarak meclisteki sandalyenin sahibi oluyor. Eğer Hrisa Manolya Rıdvan Kocamümin’i 1 oy geçmiş olsaydı bu yukarıdaki senaryo aynen uygulanacaktı. Ama gelin görün bir Türk milletvekili daha olacak korkusu dağları bekletiyor. Burada, sayın Başbakan Papandreu’unun Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yönelik sözde yapmak istediği açılım bir bakıma sınavdan geçeceğe benziyor. Ancak görünen o ki Atina şimdilik bu konuda korkak davranıyor. Papandreu dahi hiç bir lider bu siyasi faturayı göz önüne alarak hareket edemez bu günkü Yunanistan’da. Bunun gerçekleşebilmesi için Yunanistan’ın daha fazla demokratikleşmesi, daha fazla azınlık haklarına saygılı olması, daha fazla güvenmesi gerekmektedir. Bir başka konu da Kilise’nin bu işe nasıl baktığı ve ulusal devletçiliğin yavaş yavaş yerini demokrasi ve özgürlükler devletine bırakmasından geçiyor. Yine şunu yazacam, hiç olmamaktansa geç olması daha hayırlıdır. Elbette benim ülkemin demokrasi şemsiyesi bir gün beni de yağmur ve doluda bırakmayacaktır. Artık bana, “oğlum, sen adam olman için daha çoook fırın ekmek yemen gerek” dedirtmeyecektir. Bu ülkede de bir gün mutlaka demokrasi ve insanlık kazanacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here