Ana sayfa Salla Gitsin BATI TRAKYA TÜRKLERıNıN MEHMET ALı BıRAND GıBıLERıNE ıHTıYACI YOK VE ASLA OLAMAZ,...

BATI TRAKYA TÜRKLERıNıN MEHMET ALı BıRAND GıBıLERıNE ıHTıYACI YOK VE ASLA OLAMAZ, ÇÜNKÜ ARAMIZDA DAğLAR KADAR DÜşÜNCE FARKI VAR

18
0

Mehmet Ali Birand, Batı Trakya’da biz kendi isteğimizle kalmadık, bizi siz bıraktınız, dolayısıyla da Batı Trakya Türklerini siz düşünmek mecburiyetindesiniz, ama senin gibi düşünenler varken Türkiye’ye de yazık, bize de yazık oluyor. Sen toprak vatan sevgisi bilseydin zaten Patrik efendiyi haklı çıkarmazdın. Evet Patrik efendi halkı da biz Batı Trakya Türkleri haksızmıyız? Batı Trakya Türkleri gidip haklarını Avrupa’da arayabilirler, onlar için daha kolay diyorsun. Ama AıHM Yunanistanı mahkum etti, Batı Trakya Türklerini haklı bulmasına rağmen Yunanistan kararı uygulamıyor. Bu konu ile alakalı olmak üzere Batı Trakya Türkleri hakkında ne ağzından bir çift söz, ne de rengi ne olduğu bilinmeyen mürekkebinden bir yazı gördük, oturduğun yerden reyting uğruna gazetecilik yapmak kolay Mehmet Ali Birand. Transferlerle kanaldan kanala dolaşmak ve patronun oku dediği telden de okumak çok kolay. Ama sen gel de bizim yerimize geç ve ozaman gazeteciliği yap görelim. Senin koluna iki Yunanlı girip “bak dikkat et hal ve hareketlerine” deyen oldu mu? Esin çoluk çocuğuna küfürlü telefonlar geliyor mu? Gazeten kapansın diye meclis soruşturma başlattı mı? Selanik’ten eve dönerken hiç senin önünü kestiler mi? Yetti mi sayın büyük gazeteci? Yoksa daha sayayım mı? Evet, Patrik haklı olabilir, ama unutma Batı Trakya’da yıllarca kan ağlayan bir azınlık var, Bu azınlık Türk azınlığı ve sen bu azınlık hakkında bir defa olsun haber yapmadın. Oysa Patrik’in yellendiğini dahi haber yapıyorsunuz. Senden ve senin gibi düşünenlerden zaten ne bu ülkeye ne de Türklük’e fayda gelmez. Biz Batı Trakya Türkleri senin ve senin gibi düşünenler gibi düşünseydik çoktan yok olurduk. Siz o Türkiye Cumhuriyeti’ne sıkı sıkı sarılın, birbirinizi yemeyin, dış güçler o güzel ve büyük Türkiye’yi yıkıp parçalayamaz, ama siz içeriden onu yıkmak için harıl harıl çalışıyorsunuz daha fazla demokrasi adına. Demokrasi ülkesini her haber bültenlerinde kötülemekle olmaz. Bu ülkede hiç güzel şeyler olmuyor mu da göstermiyorsunuz, yazmıyorsunuz? Nerede bir olumsuzluk var Flaş Flaş edalarıyla yayınlamak için yarış yapıyorsunuz, utanmalısınız. Biz ise utanmıyoruz, çünkü Atalarımızın bizi buraya bıraktığı andan itibaren bu toprakları parçalamak için değil, yaşadığımız ülkeye ihanet etmek için değil, kanunlarına saygı duyduğumuz için yaşıyoruz. Biz ülkemizi seviyoruz, anavatanımızı da gördüğüm kadarıyla sizden daha fazla seviyoruz. Gelin, Batı Trakya’ya gelin ve bizimi durumumuzu da görün, ondan sonra bu yazmış olduklarınızı yazın. Ama siz sadece yazıyorsunuz, ne yazdığınız belli değil, siz sadece suçlu arıyorsunuz, neyi ve kimi suçladığınız ise belli, işte işin acı yanı da bu. Doğrusunu söylemeliyim ki, böyle bir yazı yazdığın için utanmalısın. Sen bana bakma, küçük bir gazete’nin sahibi olabilirim, ama ben senin gibi değil, yüreğimle gerçekleri yazıyorum. Transferi ise hiç düşünmüyorum. ışte aramızdaki fark da burada. Farkı fiyatı değil, farkı vatan sevgisinde. Değerli okurlar, bu yazıyı aşağıda okuyacağınız yazıyı okuduktan sonra yazdım. Ben söylemek istediklerimi yazdım, keşke karşı karşıya gelsek te kendilerine söylesem. Mehmet Ali BıRAND’IN YAZISI Doğrudur, Patriği çarmığa geriyoruz… 22.12.2009 Davutoğlu ne kadar kızarsa kızsın, Rum Ortodoks Patriği Barşolomeos, artık bıçak kemiğe dayanmış olacak ki, patlamış, içini dökmüş. Kendini çarmıha geriliyormuş gibi hissettiğini, artık AHıM’e gitmek zorunda kalacaklarını. Söylemiş. Ankara’nın kararsızlığına, Ruhban Okulu konusunu yıllardır süründürmesine isyan etmiş. Patrik, genelde çok dikkatlidir. Türk hükümetlerini karşısına almaz ve daima Türkiye’yi savunur. Eğer bu defa böylesine sert bir çıkış yapıyorsa, bu sese kulak vermek gerekir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun tepkisine katılmıyorum. Patrik haklıdır. Devlet ilgisizliğiyle, verdiği sözleri tutmayarak, 38 yıldır bir Türk kurumunu oyalayarak Patriği çarmıha germiştir. Sayın dışişleri bakanınız kusuruma bakmasın, ancak Devletimizde çarmıha germe kültürü ve alışkanlığı vardır. Bunu da sadece Patrikhaneye karşı değil, geçmişte nice vatandaşına , hatta kurumlarına uygulamış, hala da uygulamaktadır. Rum Ortodoks Patriği Barşolomeos- bilmeyenler için söyleyeyim- arkasından milyonlarca Ortodoksu sürükleyen, dünyanın dört bir köşesindeki Ortodoksların büyük bir dikkatle izledikleri dini bir liderdir. Müslüman bir ülkenin kalbinde oturan bir Patrikhanenin Uluslararası konumundaki lideridir. Bizler ise bu durumdan gurur duyacağımıza, hoşgörümüzün bir simgesi gibi niteleyeceğimize, onu Fener patriği diye küçümseriz. Sanki bize soruluyormuş, bir karar verecek konumdaymışız gibi, Ekümenikliğini kabul etmeyelim, Barşolomeos ıstanbul da yaşayan son derece önemli bir din adamıdır. Uluslararası etkinliği büyük, istediği kişiye istediği anda ulaşabilen ve milyonların elini öpmek için kuyruğa girdiği bir liderden söz ediyoruz.. Bu ülke uzun yıllardır bir komplo teorisiyle yaşadı. Belirli- ancak giderek küçülen bir kesim tarafından- Patrikhane, Türkiye’yi parçalamak ve Yunanistanın bu ülkeyi yeniden istila edebilmesi (!) için sinsi planlar kuran bir kurum olarak tanıtıldı.Ekümenikliği kabul edildiği taktirde, Hıristiyanların Türkiye’de bir Vatikan yaratılacağı ileri sürüldü.Geçmişte bu mantıksız komplo teorisine, hem devlet hem asker, hem de bazı ulusalcı çevreler destek verdiler. AKP ıKTıDARI BıRKAÇ DEFA SÖZ VERDı, ANCAK… Bu saçmalığa ilk defa Ak Parti karşı çıktı. Tayyip Erdoğan, iktidara geldikten sonra, Patrikhane ile ilişkilerini normalleştirdi, sık sık Patrik ile görüştü ve 1971’den beri süren Ruhban Okulu sorununu çözeceğine dair söz verdi, çalışmalar yaptırdı. Barşolomeos’un Türkiye ile belki de tek ve en önemli sorunu, Ruhban Okulunun açılamamasıdır. Bu okul açılamadığından dolayı, 38 yıldır ıstanbulda din adamı yetiştirilemiyor. Patrikhane giderek eriyor. Türkiye’deki 15-20 kiliseye dışardan din adamı getirmek zorunluğu doğuyor. Patrikhanenin dışarda eğitilmiş Ortodoks din adamlarının eline kalma tehlikesi beliriyor. Benden duymuş olun; Patrikhanenin en üst meclisi sayılan Sen Sinod tehlikede. Türk vatandaşı din adamı sayısı giderek azaldığı için bir süre sonra toplanamayacak. Açığı kapatmak için, Yunanistandan din adamı geliyor ve biz de takiyye yapıp onları Türk vatandaşlığına geçiriyoruz. Üstelik Ruhban okulu 1971’de, özel yüksek öğretim okulu olmamasına rağmen, sırf diğer dini yüksek okulları Üniversitelere bağlamak için kapatıldı. Diğer kapatılanlar yıllar içinde üniversitelere bağlanıp yollarına devam ettiler, ancak Ruhban okulu açılmadı. Lozan antlaşmasına göre, bir azınlık hakkı olmasına rağmen, imzamızı görmezden geldik. Oysa, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı dini meslek okulu olarak açılabilirdi. Açmadık. Yıllardır, Yunanistan’dan karşılık bekledik. Batı Trakyada müftüleri halkın seçmesini kabul ettirmek için, Ruhban okulunu rehine tuttuk. Patrikhaneye yapılan bir ayıptır… Büyük bir haksızlıktır…Büyük bir zulümdür…Bu bir Berdel mantığıdır. ışte bu duruma Erdoğan karşı çıkmıştı. Ben de tanığım. Ak Parti’nin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik sadece bana değil, defalarca verdiği demeçlerde “Bana bırakın 24 saatte açayım” dedi. Patrikhaneye yapılanın büyük bir haksızlık olduğunu ısrarla tekrarladı. BERDEL MANTIğI ıLE HıÇBıR YERE VARAMAYIZ… Peki neden açılamıyor ? Bu ülkedeki tüm tutucu güçler direniyor. şimdi de aynı gerekçeleri duyuyoruz: “Atina’da bir cami yok… Batı Trakya’da müftüleri devlet atıyor… Bu durumda biz neden Patrikhaneyi memnun edelim?” diyorlar. Oysa Patrikhane bizim kurumumuzdur. Patrik Türk vatandaşıdır. Ruhban okulu Türk vatandaşlarına eğitim verecek ve tümüyle Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde çalışacaktır. Batı trakyalılar, Yunan vatandaşıdırlar. Avrupa vatandaşı olarak haklarını bizden daha iyi arayabilecek konumdadırlar. Patrik “Atina’da cami yoksa, müftüleri Yunan devleti atıyorsa, bu benim suçum mu ? diye soruyor. ışte burada Berdel mantığı ortaya çıkıyor. Onlar bizimkileri sıkıştırırsa, ben de onları sıkıştırırım, mantığı. Oysa sıkıştırdığımız bizim insanımız, bizim vatandaşımız ve Patrikhane bize ait. Üstünde titremek varken, itip kakıyoruz. Barşolomeos çok saygılı ve dikkatli bir insandır. Bugüne kadar daima, iktidarlarla iyi geçinmek istemiş, ne zaman dışarı gitse daima Türkiye’yi övmüş ve Türk vatandaşı gibi hareket etmiştir. Birgün dahi, elindeki büyük dini gücü kullanmamıştır. HRıSTıYANI ANLAMAZSAK, ONLARDAN DA BıZı ANLAMALARINI BEKLEYEMEYıZ Eğer bugün, Haber Türk gazetesine ve Amerikan CBS televizyonuna “Artık yetti. Kendimi çarmıha gerilmiş gibi görüyorum…Avrupa ınsan Hakları Mahkemesine gitmekten başka çaremiz kalmıyor” diyorsa, kulak vermek gerekir. Patrik, Ankara’ya daha doğrusu dost gibi gördüğü Başbakana sesleniyor. “Kurtarın beni” diyor. Yıllardır verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Patriği çarmıha germek, Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmaz. Aksine küçük düşürür. Tam tersini yapsa ve Ruhban okulunu açsa, bu adım Ankara’ya tahmin edemeyeceğiniz kadar, hem de ucuz prestij sağlar. Avrupada Türkiye’yi eleştirenlerin dilleri kesilecek. Türkiye azınlıklarına sahip çıkmış, Hıristiyan vatandaşlarını anlamış olacak. Eğer biz başka dinleri anlamak istemezsek, Avrupadan ıslamı anlamasını nasıl isteriz? Ben şaşkınım. Başbakan nasıl oluyor da, verdiği sözü tutamıyor? Tutucu çevreleri aşamıyor? Kürt ve Ermeni açılımlarında gösterdiği cesareti gösteremiyor? Barşelomeos’a artık kulak verelim. Aksi halde AHıM’e giderse de kızmayalım.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here