Ana sayfa Arşiv BATI TRAKYA AZINLIğI YÜKSEK TAHSıLLıLER DERNEğı “AGıT GÖZDEN GEÇıRME KONFERANSI”NDA

BATI TRAKYA AZINLIğI YÜKSEK TAHSıLLıLER DERNEğı “AGıT GÖZDEN GEÇıRME KONFERANSI”NDA

8
0

Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği, AGıT tarafından düzenlenen ve Varşova – Astana – Viyana’da olamak üzere 3 aşamada gerçekleşecek olan Gözden Geçirme Konferansının Varşova’da gerçekleşen birinci bölümüne katıldı. ınsani Boyutun ele alındığı Varşova’daki konferansta Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği üyeleri Pervin Hayrullah ve Sebahattin Abdurrahman Batı Trakya Türk Azınlığını temsil ediyorlar. Toplantının 1 Ekim Cuma günü gerçekleşen 1. ve 2. oturumlarında söz alan Pervin Hayrullah “Batı Trakya Türk Azınlığının Siyasi Katılımı ve Temsili” ve “Batı Trakya’da (Yunanistan) Din Özgürlüğü” konulu iki sunum yaptı. Batı Trakya Türk Azınlığının Siyasi Katılımı ve Temsili konusunda Batı Trakya Türklerinin toplumun karar alma ve siyaset üreten mekanizmalarında yeterince temsil edilemediğini dile getiren Hayrullah, Batı Trakya Türklerinin 1975 Helsinki belgesine de dayanarak bağımsız listelerden milletvekili seçtiğini, fakat, azınlığın bağımsız milletvekili seçmesinin Yunanistan’da bir huzursuzluk yarattığını, bu nedenle 1990’lı yıllarda %3’lük seçim barajının getirildiğini ifade etti. Hayrullah, devamında, Batı Trakya’da 150000 Türk yaşadığını, bu nedenle %3’lük seçim barajının azınlığın bağımsız milletvekili seçebilmesini engellediğini söyledi. Bugün, Yunanistan Parlamentosunda çoğunluk siyasi partilerinden seçilmiş 2 milletvekili ve yerel yönetimlerde yaklaşık 280 azınlık insanı bulunmasına rağmen azınlığın siyasi temsili konusunda hala sıkıntıların olduğunu belirten Hayrullah, siyasi partilerden seçilen milletvekillerinin azınlık konusundaki fikirlerini parlamentoda rahatlıkla dile getiremediklerini söyledi. Hayrullah konuşmasında “Kallikratis” planına da değinirken, Rodop, ıskeçe ve Evros (Meriç) vilayetlerinde bu planın azınlığın siyasi temsili konusunda bir kez daha sıkıntı yarattığını ifade etti. Hali hazırda Rodop ilinde 9 belediye ve 3 nahiyeden 6 tanesinin azınlık tarafından yönetildiğini, bu planın uygulanmasıyla sadece 1 veya 2 temsilci olabileceğini ve ıskeçe’deki durumun da buna benzer olduğunu dile getirdi. Bu nedenle, bölgedeki nüfus oranının göz önünde bulundurularak Yunanistan’ın azınlığın siyasi temsili konusunda bazı özel tedbirler alması gerektiğini, bu bağlamda azınlık için özel bir kotanın pozitif ayrımcılık olarak kabul edilebileceğini belirtti. Aynı zamanda bağımsız adaylar için uygulanan %3’lük seçim barajının kaldırılması gerektiğini ifade etti. Din ve Vicdan özgürlüğünün ele alındığı 2. oturumda tekrar söz alan Pervin Hayrullah temel özgürlükler ve dini haklar konusunda pek çok engelle karşılaştığını, bunların başında Müftü seçimi, 240 ımam yasası ve vakıfların geldiğini dile getirdi. Müftülerin seçim hakkının 1913 Atina antlaşmasına göre azınlığa verildiğini ve bunun daha sonra 2345/1920 sayılı yasayla Yunan mevzuatına dahil edildiğini belirten Hayrullah, yetkililerin 1920/1991 sayılı yasayla azınlığın elinden müftü seçim hakkını aldıklarını ifade etti. Azınlık bireylerinin, buna tepki olarak Rodop ve ıskeçe camilerinde toplanarak özgürce kendi müftülerini seçtiklerini ve tayinli müftüleri kabul etmediklerini dile getirdi. Yunanistan’ın sürekli olarak bütün müslüman ülkelerde müftülerin tayin edildiğini iddia ettiğini, fakat müslümanların azınlık olarak yaşadığı pek çok ülkede müftülerin seçimle iş başına geldiğini de söyleyen Hayrullah, müftüler tarafından uygulanan aile ve miras hukukunun zorunlu olmadığını, azınlık bireylerinin müftülere veya Yunan mahkemelerine gitme hakkının bulunduğunu dile getirdi. 240 ımam tayinini konu alan 3536/2007 sayılı yasanın hem dini yetkililer hem de Batı Trakya azınlık bireyleri tarafından kabul görmediğini, bu yasayla, azınlığın Lozan antlaşmasında belirtilen dini özerkliğine devlet yetkilileri tarafından açık bir müdahale yapıldığını ifade etti. Konuşmasında vakıflar konusuna da değinen Hayrullah, vakıfların azınlığın kültürel, tarihi ve dini mirasının en önemli unsurlarından biri olduğunu ve 1970’li yıllardan beri hükümetlerin azınlığın bu kurumlarına yönetici atamaya devam ettiğini belirtti. Aynı zamanda, yaklaşık 40 yıldır vakıflara aşırı derecede vergi uygulandığını, azınlığın bu kurumlarını tayinli yöneticiler nedeniyle istediği gibi yönetemediğini ve bu vakıfların hesaplarına ulaşamadığı için vakıf mallarından elde edilen gelirleri, okul yapımı, cami yapımı veya tadilatı gibi temel ihtiyaçlar için kullanamadığını belirtti. Hayrullah, bu bağlamda Yunan devletinin azınlığın seçilmiş müftülerini tanımasını, azınlığın 1913 Atina, 1920 Yunan Sevri,1923 Lozan Antlaşmaşında belirtilen dini özerkliğine aykırı olan 3536/2007 sayılı yasanın iptal edilmesi gerektiğini, azınlığın görüşlerini hiçe sayarak hazırlanan 3647/2008 sayılı vakıflar yasasının bu şekliyle uygulanamayacağını ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Yunan Delegasyonu Pervin Hayrullah’a Cevap verdi Toplantının birinci oturumunda cevap hakkını kullanan Yunan Delegasyonu, Kallikratis planının yeni ve modern bir yasa olduğunu, buna dar anlamda bakılmaması gerektiğini ve bu yasayla yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin hedeflendiğini dile getirdi. Aynı zamanda seçim barajının pek çok ülkede var olduğunu ve %3 oranının en düşük oranlardan biri olduğunu ifade etti. Toplantı 8 Ekim 2010 tarihine kadar devam edecek.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here