Ana sayfa Batı Trakya Haberler “BALKAN ÜLKELERİ MEDYA FORUMU” BURSA’DA BAŞLADI

“BALKAN ÜLKELERİ MEDYA FORUMU” BURSA’DA BAŞLADI

17
0

Bursa yine gözünü ve yönünü Balkanlara çevirdi, önemli ve başarılı bir etkinlikte 11 Balkan ülkesinden gazetecileri bir araya getirdi. T.C. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın himayesinde, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığı’nca düzenlenen “Balkan Ülkeleri Medya Forumu” Bursa’da başladı.

 

Forumun açılışına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yanı sıra, Kosova Devlet Bakanı Mahir Yağcılar, Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husovic, Sırbistan Devlet Bakanı Süleyman Ugljanin, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Bülent Aras, Bursa Valisi Şahabettin Harput, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, IRCICA Genel Direktörü Dr. Halit Eren, AK Parti Bursa Milletvekili adayları Hakan Çavuşoğlu, Ali Ömeroğlu, ve çok sayıda Balkan basını temsilcisi katıldı.

Foruma Batı Trakya’dan Rodop PASOK Milletvekili Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Ahmet Hacıosman, Birlik gazetesi sahibi İlhan Tahsin, Gündem gazetesinden Cemil Kabza, Millet gazetesinden Bilal Budur, Ramadan Molla ve Çınar Derneği Başkanı Millet gazetesi sahibi Cengiz Ömer toplantıya katıldılar. Foruma konuşmacı olarak Atina’dan gazeteci Nikos Megrelis’te katıldı.

Etkinliğin yapıldığı Merinos Parkı Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde çeşitli etkinlikler kapsamında kurulan çadırlarda ülkelerin medya kuruluşları ve dernekler tanıtılıyor.

 

Ülke tanıtım stantları ve fotoğraf sergisini gezen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, açılış kurdelesini konuk bakanlarla birlikte kesti. Arınç, burada yaptığı konuşmada, toplantıya gösterilen ilgiye ve heyecana teşekkür etti. 11 ülkeden medya mensuplarının programa katıldığını belirten Arınç, şöyle konuştu: “Radyo-televizyon yayıncıları var. Türkiye’den katılan, her birini çok yakinen tanıdığınız değerli medya mensuplarıyla ortak toplantılar yapacağız. Açılışımız hayırlı olsun. “

 

AA GENEL MÜDÜRÜ DR. HİLMİ BENGİ

Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, Balkan Haber Ajansları Birliğinin Balkanların demokratikleşme süreci içinde önemli misyon üstlendiğini söyledi.

Bengi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın himayesinde, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanlığınca Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Balkan Ülkeleri Medya Forumu”nun, “Balkanlarda Medyanın Genel Görünümü” konulu birinci oturumunun “Demokratikleşme Süreci, Çok Kültürlülük ve Medya” başlıklı ikinci bölümünün moderatörlüğünü üstlendi.

Bu bölümde de ağırlık olarak kültürlerin barışa ve demokrasiye katkısı, Balkanlar’da demokratikleşme sürecinde çok kültürlülüğün payı üzerinde durulacağını ifade eden Bengi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sunuş konuşmasında belirttiği gibi medyanın kullandığı dilin çok önemli olduğunu vurguladı.

Bengi, oturumun ilk bölümünde, Kardak kriziyle ilgili medyanın rolü konusuna değinildiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Somut olarak o süreci yaşadık. Balkanlar’da somut atılmış bir adım var. Medya konusunda önemli bir adım; Balkan Ülkeleri Haber Ajansları Birliği. Anadolu Ajansı olarak bu birliğin kurucularındanız. Balkan Haber Ajansları Birliği, Balkanlar’ın demokratikleşme süreci içinde önemli misyon üstlendi. Kardak krizi sırasında birliğin eski genel sekreterinin sarf ettiği bir cümle var; ‘Anadolu Ajansı ve Yunanistan’ın ANA Ajansı sorumlu bir habercilik takip ettiler ve bu sorumlu bir habercilik sayesinde krizin büyümesinin önüne geçildi. ‘ Bu görüşü, önemli bir gözlem olarak ben de paylaşıyorum. “

Burada, Balkanlar açısından önemli mekanda, Bursa’da, Balkanlar ile ilgili konuları tartışırken, çok kültürlülük konusunun büyük önem arz ettiğini anlatan Bengi, şöyle devam etti:

“Son zamanlarda özellikle sinema sektörünün, dizi piyasasının, bu çok kültürlülüğe önemli katkının sağladığını düşünüyorum. Geçtiğimiz dönemde 10 Kasım’da Makedonya’da toplantı düzenlenmişti. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürümüzün de bulunduğu toplantı sırasında, Üsküp’te televizyonları açtığımızda, her kanalda bir Türk dizisiyle karşılaşıyorduk. Aynı olay diğer kanallarda da söz konusuydu. Erdal Özyağcılar ile birlikte bir seyahatimiz oldu. ‘Yabancı Damat’ dizisindeki baklava ustası Özyağcılar’ı Yunanlılar’ın nasıl bağrına bastıklarını ben gördüm, şahit oldum. “

Bengi, çok kültürlülükte medya kadar sinema sektörünün de sanatçıların da çok önemli katkılarının bulunduğunu dile getirerek, “Özyağcılar, gerçekten çok önemli bir rol üstlendi. Türkiye’ye Balkanları Makedonya’yı taşımakla kalmadı, o coğrafyaya Türkiye’yi de götürdü” dedi.

 

NUR BATUR’DAN KALICI BARIŞ FORMÜLÜ

Bursa’da düzenlenen Balkan Ülkeleri Medya Forumu’nda konuşan Sabah Gazetesi yazarı Nur Batur, “Almanya-Fransa yıllarca savaşıp daha sonra ortak çıkarlarda buluşabildiyse, Türkiye ve Yunanistan da aynısını yapabilir” dedi.

Bugün gelinen noktada, demokratik barış teorisinin Avrupa’da başarıya ulaştığını ifade eden Batur, “56 yıldır Avrupa öyle bir noktaya geldi ki, artık kimse savaşı düşünmüyor. Demokrasi, insan hakları ve ekonomik ortak çıkarlar doğrultusunda Avrupa’da barış oluşturulabildi” diye konuştu.

Türk-Yunan yakınlaşması başladığı zaman, hep Fransa-Almanya modeli üstünde durulduğunu belirten Batur, şunları söyledi:

“Almanya-Fransa yıllarca savaşıp daha sonra ortak çıkarlarda buluşarak barış ve iş birliği yolunu açabildiyse, Türkiye ve Yunanistan’da aynısını yapabilir. Avrupa Birliği, soğuk savaştan sonra eski doğu bloku ülkelerini içine alarak bugün 27 ülkeye ulaştı. Gerçekten demokratik barış teorisinin başarıya ulaştığı bir platform, dünya coğrafyası haline geldi. Balkanlar’a baktığımız zaman, ne yazık ki aynı tabloyu göremedik. Soğuk savaşın ardından demokratik barış teorisinin uygulandığı ilk alanlardan birisi belki Balkanlar idi. Orta Asya coğrafyasında Sovyetler’in dağılmasının ardından birçok bağımsız ülke oluştu, fakat demokrasiden tam anlamıyla söz etmek mümkün değil. Balkanlar’da ise giderek daha güçlenen demokratik geleneğin yerleşmeye başladığını görüyoruz. Çok yakın tarihte Bosna çok kanlı bir sınav geçirdi. Bugün gelinen noktada çok ciddi köprüler oluşmaya başladı. Bunun en büyük örneği Türkiye-Yunanistan ilişkileri. Kardak krizinde iki ülke savaşın eşiğinden döndü. Her an bir silah patlayabilirdi, bir savaş gerçekten bütün bölgeyi sarabilirdi. Sonrasında yaşanan ikinci büyük krizde, Türkiye Yunanistan ilişkilerinin dibe vurduğunu görüyoruz. O noktada demokrasilerin ve halkların devreye girdiğini hissettim. Demokratik ülkelerde halklar savaş istemiyor. Onun için siyasiler ister istemez belirli bir inisiyatif almak ve diyalog başlatmak mecburiyetinde kalıyor. 1999 ve 96 krizinde halkların savaş istemediği çok net bir şekilde ortaya çıktı”.

 

“SİYASİLER ÇOK CESUR ADIMLAR ATTI”

Siyasilerin gerçekten çok cesur adımlar attığını ve inisiyatif aldığını anlatan Batur, şu görüşleri dile getirdi:

“Diyalog köprüsü kurdular. O gün aslında uygulanan stratejinin temeli, siyasi meseleleri dondurmak, daha sonra bunları çözecek bir siyasi ve ekonomik atmosfer oluşturmaktı. Siyasi ve askeri diyalog kuruldu. Daha sonra ekonomik ve sosyal alanda müthiş bir yakınlaşma başladı. İşte o noktada medyanın rolü çok büyüktü. İki ülkede de milliyetçi medyadan söz etmek mümkün. Eğer medya milliyetçi akıma kapılsaydı buralara gelemezdik. O milliyetçi akımın içerisinde ortak çıkarların barıştan geçtiğini düşünen medya mensupları bir araya geldik ve o yolu açabildik. Bugün Türk-Yunan ilişkilerinde meseleler çözülmese de, gelinen noktayı ben hala başarılı olarak görüyorum. Bugün artık Türkiye ile Yunanistan arasında savaş olabileceğini düşünmek çok zayıf bir ihtimal. Kimse savaşı istemiyor, ama sorunlarda çözülmüş değil. Ekonomik ve ticari ilişkilere baktığımız zaman 1999 yılında 400 milyon dolar olan ilişkiler bugün 3 milyar dolara ulaşmış durumda”.

 

“BALKAN ÜLKELERİ ARASINDA 20 YIL ÖNCEKİ ATMOSFER YOK”

Balkanlar’da da aynı atmosfere ihtiyaç olduğunu söyleyen Batur, “Bugün Balkan ülkeleri arasında 20 yıl önceki atmosfer yok. Burada medyanın çok büyük rolü var. Ortak çıkarların olduğunu vurgulayacak bir strateji uygulamak ve o üslubu geliştirmek gerekiyor. Bunun temelleri sadece barış değil ortak çıkarlar. AB’nin kurulduğu dönemde nasıl Fransa ve Almanya ortak çıkarlarda buluşup, medya bunu desteklediyse, aynı şekilde Balkanlar’da da medyanın bu rolü oynayabileceğini düşünüyorum. Balkanlar’da kalıcı barışın tesis edilmesinin, AB çatısı altında olabileceğini, Avrupa’nın kurulduğu temeller üstünde kurulabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

 

“YAPILMAYAN TOPLANTIYI HABERLEŞTİRDİLER”

İlginç bir anısını anlatan Nikos Megrelis, “Yaklaşık bir yıl önce bir toplantı düzenlenecekti, Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan ile Karamanlis arasında. Toplantı cumartesi Atina’da düzenlenecekti. 3 tane pazar gazetesi birbirine benzer şekilde bunu haberleştirdi. Bütün bu haberlerin ulaştığı sonuç benzerdi, yani, toplantıdaki durum kötü idi. İki liderin toplantıyı şüpheli yaklaşımla terk ettiklerini yazıyorlardı. Asla gerçekleşmeyen bir toplantı gazetelerde yayınlandı. Çünkü Başbakan Erdoğan gezisini iptal etmek zorunda kaldı. Ama bazı Yunan gazeteciler o toplantıyı masa başından yazdı. Gerçekle ilişkisi olmayan bir haberi masa başından yazdı.” diye ifade etti.

 

“GAZETECİ HÜKÜMETİN HOPARLÖRÜ DEĞİLDİR”

Bu olayda, Yunan gazetelerinin, hükümet elemanları tarafından kullanıldığını anlatan Nikos Megrelis, “Gazeteci, hükümetin hoparlörü değildir. Bu haber bazı yayın gruplarının Yunan medya kuruluşlarının inanılırlığına büyük darbe vurdu.” şeklinde anlattı.

 

“KARDAK’I GAZETECİLER PROVOKE ETTİ”

Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Kardak krizini de gazetecilerin provoke ettiğini anlatan Yunanlı gazeteci Nikos Megrelis, şunları söyledi: “Kardak olayında bazı medya organları olayı provoke etti. Kardak’ta neredeyse iki ülke savaşın eşiğine geldi. Her iki ülkede de gazeteciler olayı provoke etti. Benim şahsi kanaatimce her iki ülke açısından bu olay kara bir lekedir.”

Gazetecilerin; nefretin, tahammülsüzlüğün artırılmasına karşı olması gerektiğinin altını çizen Nikos Megrelis, “Gazeteciler, insanlara saygıyı desteklemeli. Dini, dili rengi, ırkı ne olursa olsun insan haklarına saygıyı teşvik etmelidir. Ben gazetecilik açısından 3 prensibin altını çizmek istiyorum. Birincisi; gazeteci propagandaya karşıdır. Çünkü propaganda ve gazetecilik birlikte düşünülemez. Gazeteci bilgi erişim ve özgürlük için mücadele etmelidir. Gazeteciler rejimler, intihar bombacıları tarafından oluşturulan rejime karşı çıkmalı ve kamuoyunun hoşgörüsüne sözcü almalı. Her zaman barışı desteklemeli, savaşı değil.” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

SİNEMA SANATÇISI ÖZYAĞCILAR

 

Sinema sanatçısı Erdal Özyağcılar ise foruma katılmasının 3 önemli nedeni bulunduğunu belirterek, “Bunlardan ilki, Bursalı olmamdır. Doğma büyüme Bursalıyım” dedi.

Yaklaşık 2 yıl önce “Elveda Rumeli” dizisi dolayısıyla Makedonya’ya gittiğini hatırlatan Özyağcılar, şunları söyledi:

“2, 5 yıl Manastır’da kaldım. 2, 5 yıllık oralıyım. Onların sıcak ilgisi halen yüreğimde. Üçüncü ana sebebim forumun Balkan ülkeleri forumu olmasıdır. Bu dikkatimi çekti. İşim arasında geldim. Yarın sete gideceğim. Burada olmaktan çok mutluyum. Balkanlar benim için olduğu kadar ülkemiz insanları için de çok önemli bölge. Bursa, yeşil Bursa geçmişimizde olduğu kadar bugün de konumu itibarıyla önemli kent. Foruma katılan misafirlerle ara sokaklarda dolaştığımızı düşünelim. Aslında birbirimize nasıl benzediğimize tanık olacaksınız. Ben Makedonya’da iken buna tanık oldum. Siz de tanık olacaksınız. Anadolu, Rumeli, Balkanlar şeklinde bir sınırlama yapılsa da yaşadığımız zaman dilimine, bugünün toplumlarına baktığımızda tüm kültürlerin birbirinden fazlasıyla etkilendiğini, barış içinde yaşamak zorunda olduğunu kolaylıkla görebiliriz.

“Yabancı Damat” dizisiyle Yunanistan’a gittim. İnanın hiç yabancılık çekmedim. Yunanistan’la sorunlarımız vardı ve olabilir ancak bu diziyle birlikte birazıcık olsun önyargının kırıldığını gördüm. Bir tatlıcı beni İskeçe’ye davet etti ve gittim. Bana şöyle dedi; “bende senin gibi düşünüyorum ve sürekli kızıma nasihatlar veriyorum” dedi. Gördüm ki bu bölgedeki insanlarla da düşüncelerimizde aynı.”

 

HIRVATİSTAN GAZETECİLER BİRLİĞİ BAŞKAN YARDIMCISI BRAILO

 

Hırvatistan Gazeteciler Birliği Başkan Yardımcısı Luko Brailo da Hırvatistan’ın geçen yüzyılda küçük bir ülke için basında büyük gelişme gösterdiğini söyledi.

 

2000’li yıllarda özel televizyonların sayısının arttığını anlatan Brailo, 2000-2007 yılları arasında medyadaki büyüme oranları ve reklam gelirlerindeki artışın kayda değer olduğunu belirtti.

Brailo, medyanın altın çağında kaliteye önem verilmediğini belirterek, yatırımcıların temel amacının hissedarlarına daha fazla para kazandırmak olduğunu ifade etti.

Hırvatistan’da siyasetin doğrudan etkisinin geçen 10 yılda azaldığını anlatan Brailo, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Medyadaki ayrışma, devlet, kamu sektörü medyası ve özel medya daha karmaşık hale geldi. Baktığınız zaman bazı haber ajansları ve devlet gazeteleri özelleştirildi. Hırvatistan televizyonunun siyasi etkileri, 2000’li yılların başlarında azaldı. Ama tekrar siyasi etki artmaya başladı. Hırvatistan televizyonunun genel müdürü kendi gazetecilerine hakaret ettiği için görevden alındı. Vekaleten müdür atandı. Geçici vekalet döneminde bazı siyasi ve sosyal konularda taraf olma durumu ortaya çıktı. “

Ülkesinde bazı gazetecilerin suikastlere uğradığını, öldürüldüğünü ve dövüldüğünü ifade eden Brailo, “Gazetecilere saldırılar sıklaştı ve bu bizi kaygılandırıyor. Adalet Bakanlığı Çalışma Grubu, medya hürriyetini kısıtlayıcı suçlara daha ağır cezalar getirilmesi konusunda ceza kanununa 2006 yılında hüküm koydu” dedi.

Brailo, Hırvatistan Gazeteciler Birliği’nin temel hedeflerinden birisinin Basın Yayın Kanunu’nun değiştirilmesi olduğunu vurgulayarak, daha özgür basın yayın yasasına sahip olmak istediklerini bildirdi.

 

KARADAĞ POBJEDA GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ KUSOVAC

 

Karadağ Pobjeda gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Srdjan Kusovac ise konuşmasına başından geçen bir olayı anlatarak başladı.

Yaklaşık 10 yıl önce genç bir baba iken bir akrabasının çocuklarını hangi milli kültürde yetiştireceğini sorduğunu söyleyen Kusovac, şunları ifade etti:

“Eşim ve benim çok uluslu mesleğim sayesinde hangi kimliği seçeceğimi merak ediyordu. ‘Karadağ mı? Sırp mı?’ diye sordu. ‘Hepsi birden’ dedim. Onların benliğine çok kültürlülüğü inşa edeceğimi söyledim. ‘Bir kişi aynı anda Sırp ve Karadağlı’ olamaz demişti. “

Kusovac, Balkanlar’da kültürel işbirliklerinin hacim olarak büyüdüğünü görmenin mümkün olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Yugoslavya 10 yıldır sürekli savaşın eşiğinde. Milyonlarca insan kültürler arası evlilikler yapıyor. Bazı düşmanlıkların halen var olduğunu söylemek, gerçeğin dışına çıkmak anlamına gelmez. 15 yıldır savaşın sona ermesinden bu yana yeni jenerasyon var. Daha önce beslenmiş düşmanlıkların, insanların aşağılanması değişiyor. Eski Yugoslavya’da kan banyosunun sona ermesi gerekiyor. Yaklaşık 5-10-15 yıl önce yönetim kademelerine gelmiş yeni jenerasyon var. Hangi atmosferde yetiştiler ve bizi nereye götürecekler? Çünkü gerçekten bütün farklılıkları içselleştirebilirlerse ve Balkan ulusalcılığın, milliyetçiliğin ektiği kötü tohumları ortadan kaldırırlarsa gerçekten bizler sürekli olarak farklılıklarımızın zenginlik oluşturduğunu söylemek zorundayız. “

Medyanın bu anlamda etkin rol oynaması gerektiğini belirten Kusovac, “Başka problem de karşımızda duruyor. Medya bu konularla ilgili değil. Sürekli olarak bugün gerçekten ucuz bilgilerden bahsetmek mümkündür. Önemsiz bilgilerdir ve şu anda bütün reklam unsurları söz konusu olduğunda medyanın içeriği, editoryal tarafından belirlenmiyor. Ürünlerini piyasaya sürmeye çalışanların etkisiyle şekilleniyor. Özellikle sürekli olarak pompalanan ucuz haberler, maliyet etkili değil” dedi.

Balkanlar’da 10-15 yıl içinde birçok medya işbirliği projelerinin başlatıldığını da belirten Kusovac, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ulusal engellerin kaldırılmasına yönelik çeşitli projelerin zengin olduğunu söyleyebilirim, ama elle tutulur başarıya ulaşılamadı. Bu konferansın bizlere katacağı kazanımların çok büyük olacağını düşünüyorum. Medya projeleri anlamında konuşursak, programlar sayesinde birçok şeyi gerçekleştirebiliriz. İyi bir program olursa Yunanlı olsun, Sırp olsun, Karadağlı olsun gerçekten hoşgörüsüzlüğü ortadan kaldıracağımızı düşünüyorum. Programı düzenleyenlere çok teşekkür ediyorum. “

 

HİLMİ BENGİ’NİN KAPANIŞ KONUŞMASI

 

Dr. Hilmi Bengi, bu bölümün kapanışında, Özyağcılar’ın çok önemli bir tanımlama yaptığını belirterek, “Balkanlar’ın hatıra defterleri açıldı gerçekten. Gerçekten hatıralarımız var. Bu hatıraları açtığı için Özyağcılar’a, dizi yapımcılarına ve Oyunculara teşekkür ediyoruz” dedi.

Bu oturumda çok kültürlülük, demokratikleşme ve medya konusunu ele aldıklarını ifade eden Bengi, “Balkan Medya Forumu’nu düzenlediği için BYEGM ve SAM’a teşekkür ediyoruz. Medyanın kapsamı içine sanatçıları da dahil ettik. Bu forumun kalıcı yapıya dönüştürülmesini arzu ediyorum. İnşallah, BYEGM öncülüğünde Balkan Medya Birliği’nin tesisi için adım atılır diye sözlerimi bitiyorum” dedi.

 

Oturumun ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dr. Hilmi Bengi, Erdal Özyağcılar ve Kusovac’a, Bursa Valisi Şahabettin Harput da Brailo’ya plaket verdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Balkanlar’dan gelen medya temsilcileriyle hep birlikte öğle yemeği yedi ve ayrıldı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here