Ana sayfa Batı Trakya Haberler “15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ” SELANİK BAŞKONSOLOSLUĞU’NDA ANILDI

“15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ” SELANİK BAŞKONSOLOSLUĞU’NDA ANILDI

23
0

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin yıldönümünde Selanik Başkonsolosluğu’nda tören düzenlendi.

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin yıldönümünde Selanik Başkonsolosluğu’nda düzenlenen bir törenle anıldı. Törende şehitler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Başkonsolosluk bahçesinde 15 Temmuz’da yaşanan başarısız darbe girişimi ve terör saldırısının kanlı olayların fotoğrafları sergilendi. İçeride de katılımcılara olaylarla ilgili video gösterimi izletildi.  

Törende bir konuşma yapan Başkonsolos günün anlam ve önemine değindi, 15 Temmuz’da yaşananları detaylı bir şekilde katılımcılara aktardı.

Bir konuşma da MÜSİAD Balkan Başkanı Dr. Bilal Kara yaptı. Dr. Kara MÜSİAD işadamları olarak bu tür terör saldırılarının kendilerini ve Türk milletini yıldıramayacağını dile getirdi.

Törene Başkonsolos Orhan Yalman Okan ve eşi, Muavin Konsoloslar, MÜSİAD Balkan Başkanı Dr. Bilal Kara, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Dimitrios Papandreu, Rusya’nın Selanik Başkonsolosu, Selanik Mitropoliti Anthimos’un temsilcisi Başpapaz Stefanos Tolios, Çavuş Manastırı temsilcisi Dorotheos, merkezi Larisa’da bulunan SEERBRIG Komutanı Faruk Metin, THY Selanik Müdürü Utku Yazan, T.C. Selanik Başkonsolosluğu Ticaret Ataşesi M. Serak Buralı, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası Müdürü İhsan Delikanlı, Makedonya-Trakya Müslümanları Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Osman İsmailoğlu’nun yanısıra kurum ve kuruluşların temsilcileri, Yunanlı ve Türk işadamları katıldı.

VİDEO İZLE: http://www.dailymotion.com/video/x5tnfne

Başkonsolos Orhan  Yalman Okan konuşması:

 

“Saygıdeğer Konuklar,

Bayanlar ve Baylar,

Bundan bir yıl önce ülkemiz, kanlı bir darbe girişimine maruz kalmıştır. O gece eminim sadece bizler değil, sizler de televizyonlarınızın karşısında komşu Türkiye’de neler olup bittiğini yakından izlediniz.

İlk anlarda, bu darbe girişiminin Türk Silahlı Kuvvetlerinin içindeki bir grup tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Genelkurmay Başkanımız ve bazı Kuvvet Komutanları rehin alınmış, komuta kadrosunun önemli kısmı bu darbe girişiminin dışında kalmıştır.

Yine kısa bir süre içinde, darbe girişiminin kendisini “Kainat İmamı” olarak nitelendiren Fethullah Gülen’in ordu içine sızmış müritlerinin planı olduğu anlaşılmıştır.

Fethullah Terör Örgütü mensubu sivillerin o gece, operasyon merkezi olarak kullanılan Akıncılar Hava Üssünde hazır oldukları ve üst düzey subaylara talimatlar verdikleri tespit edilmiştir. Darbeciler, rehin aldıkları Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’dan da telefonla Fethullah Gülen ile görüşmesini istemişlerdir.

Elimizde, binlerce subayın ve astsubayın Fethullah Terör Örgütü ile irtibatlı olduklarını itiraf ettikleri video kayıtları ve darbeciler arasındaki haberleşme kayıtları bulunmaktadır. En önemlisi, Türk makamları Fethullah Terör Örgütü mensuplarının kendi aralarında kullandıkları şifreli iletişim sistemi “Bylock”u çözmeyi başarmışlardır. Aslında bu başarı, polisin, devlet kurumlarına sızdıkları görülen binlerce Fethullah Terör Örgütü üyesini ve bunların yasadışı faaliyetlerini tespit etmesine imkân sağlamıştır. Fethullah Terör Örgütü mensuplarının, on yıllardır sinsice, kamu personeli giriş sınavlarındaki soruları çalarak ve diğer her türlü sahtekârlıkla, şantajla ve tehditle devletin kilit kurumlarına yerleştikleri, kendilerine karşı çıkanları uzaklaştırdıkları açığa çıkmıştır.

Değerli dostlarımız,

Darbe girişimi gecesi ülkemizin kaderini belirleyen dönüm noktası, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine Türk halkının sokaklara çıkması olmuştur. Ancak, gözü dönmüş hainler vatandaşlarımıza tanklardan, uçaklardan ve helikopterlerden ateş açmışlardır. 250 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 2 binden fazla vatandaşımız yaralanmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisini, Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, Milli İstihbarat Teşkilatı karargâhını ve Özel Harekât Merkezini bombalamışlardır. Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunmuşlar; darbe girişimine karşı çıkan askeri personeli ve komutanlarını da öldürmüşlerdir.

Geriye baktığımızda bu çok acı deneyimden iki gurur vesilesi ortaya çıkmıştır. Birincisi, Türk halkının cesaret ve kararlılığıdır. Toplumun her kesiminden vatandaşlarımız darbecilere karşı sokaklara dökülmüşlerdir. Televizyon kanallarımız, darbecilerin tehditlerine ve baskınlarına rağmen yayınlarına devam etmiştir. Türk milleti bir bütün olmuştur.

İkincisi, Türk milleti tüm dünyaya demokrasiye sahip çıktığını ve çıkacağını göstermiştir. Türk halkı, silahlı grupların değil, sadece demokratik yoldan işbaşına gelen hükümetlerin ve milli iradenin hakim olabileceğini ortaya koymuştur. En güçlü meşruiyet demokratik meşruiyettir. Bu zorlu demokrasi sınavını ülke olarak başarıyla kazandık.

Bu noktada, darbe girişiminin daha ilk saatlerinde, Türkiye’nin demokratik yollarla seçilmiş hükümetine desteğini açıklayan Yunanistan Hükümetine ve Yunan halkına teşekkürlerimizi de yinelemek isterim.

Değerli dostlarımız,

Türkiye’de devam eden yargı süreçlerinde, savcılar, darbe girişiminin arkasında Fethullah Terör Örgütünün olduğuna dair tartışmasız delillere ulaşmıştır. Buna karşın, Pennsylvania’da ikamet eden Fethullah Gülen ve onun ABD’de ve Batılı ülkelerde lüks içinde yaşayan müritleri, ısrarla bu darbe girişiminin arkasında olmadıklarını iddia etmekte ve Batı medyasını da bu yalan propagandaya alet etmektedirler.

Fethullah Gülen hareketi, iddia ettikleri gibi, masum bir eğitim hareketi değildir. Eğitim faaliyetleri Fethullah Terör Örgütünün para ve mürit kazanma yöntemlerinden sadece biridir. 150 ülkede okulları, sivil toplum kuruluşları, şirketleri ve medya kuruluşları olan terör örgütü, sadece Türkiye’de değil küresel boyutta güç ve hâkimiyet kazanmak istemektedir.

Hayır dernekleri ve vakıflar aracılığıyla örgüte finans kaynakları sağlanmıştır. Büyük holdingler ve bankalar yoluyla milyarlarca dolarlık para hareketleri aklanmıştır. Örgütün medya ayağı ise bir propaganda aleti işlevi üstlenmiştir.

Hücre tarzı çalışan, birbirlerini kod isimleriyle tanıyan, kendi aralarında haberleşmek için şifreli uygulamalar icat eden, üyelerine istihbarata karşı koyma teknikleri ve aidiyetlerini gizleme taktikleri öğreten bir “eğitim hareketi” olabilir mi?

Bu yeni nesil terör örgütü, kendilerinden olmayanları yok etmek için istisnasız her yöntemi kullanmış ve bu suretle sadece iktidarı değil Türkiye Cumhuriyeti Devletini kendi sapkın emelleri doğrultusunda ele geçirmeye çalışmıştır. Türk milletinin 15 Temmuz günü hezimete uğrattığı işte bu sapkın ve tehlikeli emeldir.

Devletimiz, bu karanlık, tehlikeli ve gizli yapıyla mücadele etmek konusunda kararlıdır. Ülkemiz, bu yakın tehdidi ortadan kaldırmak için haklı önlemler almakta; hukukun üstünlüğü, ahlak ve demokrasi çerçevesinde mücadelesine devam etmektedir. Türk halkı da, haklı mücadelemizde dostlarımızı da yanımızda görmek istemektedir.

Bu etkinliğimize katılmak suretiyle, desteğinizi gösterdiğiniz için hepinize en içten teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, etkinliğimize destek veren MÜSİAD Balkan Şubesine ve Şube Başkanı Sayın Dr. Bilal Kara’ya da teşekkür ederim.”

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here